"Bunu kabul edemem.”
“Senin için yapıldı.”
“Bunu kabul etmeyeceğim” diyerek düzeltti. Küreyi kutusuna geri koydu ve ona verdi. “İade et.”
Gözleri kapandı. “Bu bir hediye, lanet bir alyans değil.”
Nesta kaskatı kesildi. “Hayır, bunu Eris’ten bekleyeceğim.”
“Tekrar söyle bakayım.”
“Rhys, Eris’in beni eşi olarak istediğini söylüyor. Elim karşılığında istediğimiz her şeyi yapacakmış.”
“Evet demeyi düşünmüyorsun. Anlıyorum. Biraz fazla yaklaştım ve sen beni yine ittin. Güvenli olan yere. Eris gibi bir engerekle evlenmek benimle olmaktan iyidir.”
“Seninle değilim,” diye tersledi Nesta.
Kadınların statü arzusu günlük yaşamda da kendini gösterir. Bir meslektaşım, bir restoranda dört kadın arasındaki konuşmaya kulak misafiri olduğundan bahsetmişti. Hepsi de etrafta artık evlilik için uygun erkekler olmadığından şikâyet ediyorlarmış. Ancak bu kadınların etrafı erkek garsonlarla çevriliymiş ve hiçbiri de alyans takmıyormuş. Yüksek statülü bir meslekten yoksun garsonlar, görünüşe göre bu kadınlar tarafından dikkate bile alınmamıştı. O kadınların asıl kastettiği, etraflarında uygun değil kabul edilecekleri sosyal statüye sahip erkeklerin olmamasıydı.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Parmağına yüzük takacağım bir kadın ona "alyans" dediği gün benden ayrı düşebilirdi. "Nişan yüzüğü" hatta "nikâh" yüzüğü kelimelerinin “şan"lı veya mukaddes güzelliğini bu kadar çiy bir firenkçe ile değiştiren kadına elbette bağlanamazdım.
Bir kadının yola çıktığı yer neresidir? Uzayan saçları mı? Upuzun saçlarını makasladı o ayna karşısı mı? İlk doğumu mu? Bebeğini emzirdiği ilk an mı? Parmağını alyans takılan o büyülü yer mi? Ya da koltuk altlarından kirli Çorapları kaldırmaya başladığı zaman mı ? Bu soruya bir cevap vermek mümkün değil? Hem bir kadının yola çıktığı yer sadece kendisini ilgilendirir bana kalırsa. Mühim olan yola çıkmak. Kaplumbağa yürüyüşü veya kurt koşuşu gibi. Ne fark eder? Güzide Ertürk, yolda olan birisi. Pırıl pırıl iki kızı, güzel bir yürüyüşü ve çok güçlü bir kalemi var. Güzide’yi ilk okuduğumda beni etkileyen şey, öykülerinin okunur okunmaz unutulan, yetip giden öyküler olmamasıydı. Varligindan şüphe duyulmayan karakterleri, sahici bir derinliği ve meselesi var kitaplarının. Annelik kadın çocuk ve yazma biçimi üzerine konuştuk.