O dedikodulara gülmüyorum bile Yevgeniy Vasilyeviç. Onların beni huzursuz etmesine izin vermeyecek denli de gururluyumdur. Mutsuz biriyim çünkü… yaşama sevinci, isteği yok içimde. İnanmıyorsunuz bana, bunu danteller içinde, kadife koltukta oturan “aristokrat bir kadının” söylediğini düşünüyorsunuz. Gizlemiyorum: Konfor dediğiniz şeyi seviyorum, ama aynı zamanda yaşamayı pek o kadar sevmiyorum. Bu çelişkiyi nasıl isterseniz öyle yorumlayın. Ne var ki, bütün bunlar sizin gözünüzde romantizmdir.
Sayfa 121·Kitabı okuyor
Çocukken, kendi evrenimizin merkezinden yola çıkarız, meydana gelen her şeyi ben merkezci bakış açısıyla yorumlarız. Ebeveynlerimiz, dedelerimiz, ninelerimiz, bize dünyanın en tatlı ve en iyisi olduğumuzu söylediğinde onların bu ifadelerini sorgulamayız ve öyle olduğumuzu düşünürüz. Ve derin düzeyde, kendimiz hakkında ne öğrenirsek öğrenelim, hayranlık duyulacak biri olduğumuz hissini taşımaya devam ederiz. Sonuç olarak, sonrasında bize kötü davranan biriyle karşılaştığımızda öfkeleniriz. İyi hissetmeyiz. Tanıdık bir duygu değildir bu, kendimizi evimizdeki gibi hissetmeyiz. Ama çocukluk döneminde istismar ya da ihmal edildiysek ya da cinselliğe iğrenme ile bakılan bir ailede büyüdüysek, içsel haritamız farklı bir mesaj taşır. Benlik algımız aşağılama ve küçümsemeyle belirlenir ve "o kişinin kaderimiz olduğunu" düşünürüz ve bize kötü davranıldığında karşi gelemeyiz.
Sayfa 127·Kitabı okuyor
Reklam
S O N
Karımla beraber yolda olmanın, birlikte bir şarkı dinlemenin, elini tutmanın, tek elle araba kullanmanın sesini duydum. Hoşuma gitti. Yalansızız artık. Hâlâ birkaç sırrımız var. Ama yalansızız. Onlar da olmasın, ne kaldıysa içimizde söylemediğimiz her şeyi söyleyelim istedim. Yoldaydık. Nereye gittiğimizi bilmeden, öyle arabayla geziyorduk. Yüzümüzde bir tebessümle, sevemediğimiz dünyayı severek izliyorduk bir yandan. ‘Nurten’ dedim. ‘Sana bir şey daha söyleyeceğim.’ Elimi sıktı Nurten. Sanki bütün gücüyle sıktı. Başparmağıyla okşayarak sıktı. Bir annenin çocuğunu susturuşu gibi tuttu elimi. Şarkı devam ediyordu. ‘Yeter bildiklerimiz be Ethem’ dedi. ‘Çok bilmek de iyi değil. Söyleme bilmeyeyim…
Alıntı
Suçsuz, zavallı hesaplarının ardındaki inceliği kestirmeliydim. Çiçekler öyle değişkendir ki! Ama ben çiçeğimi gereğince sevmek için çok küçüktüm o sıralar.
“ Ama beklemiyordum. Hayatımın öyle bir dönemini yaşıyordum ki, hiçbir şeyi beklemiyor ve merak etmiyordum. “
Siz benim duygularım olmadığını, en ufak bir sevgi ya da nezaket görmeden de yaşayabileceğimi düşünüyorsunuz ama öyle yaşayamam ve hiç acımanız yok.
Alıntı
Reklam
Reklam