Amar

Amar
Bu tinler aleminin kadehinden, köpürür onun için sonsuzluğa (köpürür Tanrı'ya kendi sonsuzluğu)
Böyle böyle bekar kaldık 😂

✰ Yıldız ✰

@yildiztozuuu
·
Evleneceğiniz erkeği seçerken dikkat edin:)
Çok yakışıklı olmasın, gözü dışarda olur…
Sayfa 16
1000Kitap
Amar
Yasal da değil zaten :)
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
" Tin ilk kez böylesine kudretli oldu, nihayet anlıyor bunu. Tam da daha eski, çoğunlukla yanlış yüceltilen özünü safınazar ettiği için. Nihayet gözlemlemekten ve geçmişten çıkıp şimdiki zamana vurduğu, sahiden politik bir şarkı haline geldiği için."
Amar
"'Burvuva toplumunda' der Komünist Manifesto 'Geçmiş Bugüne hükmeden, komünist toplumda ise Bugün Geçmişe'. Bugün içindeki ufukla beraber hükmeder; geleceğin ufkunu bu, şimdiki zamanın akışına özgül alanı açan da odur - yeni ve harekete getirilebilir, daha iyi bir şimdiki zaman alanı."
Düşünsel sıçramalar ve karlı hava
Felsefi düşüncenin ilk ortaya çıkış biçimi olan, varolanları birlik formunda düşünülebilir kılmaya yarayan ilke arayışına yönelik Hegel, düşüncenin tarihsel serüveninde aranması gerektiğini söyleyerek felsefenin formunu bizlere vermiştir. Düşüncenin hem özne hem de nesne olarak kendisini tarihsel süreçte ortaya sermesi bakımından bir özdeşlik kurulmuştur. Diyalektik bu bakımdan hem bir keşif hem de kuruluş olarak görülür. Ancak Marx, Hegel'in felsefeye vermiş olduğu bu formun uygulanışını sermayenin işleyişinde görmüştür. Yani çokluğu bir Birlik olarak örgütleyebilmemizi sağlayan varolanlar arasında bir varolan olan sermayenin kendisidir. Felsefenin ve düşüncenin bu isteğini sermaye gerçekleştirmiş ve kavramı gerçekliğe çıkarmıştır. Bu anlamda diyalektik artık sermayenin işleyiş mantığından ayrılması gerekir ki burada Adorno'cu bir müdahale gerçekleşir. 17. Yüzyılda Tanrısallığın işleyiş mantığından alınan birlik, bütünlük, tamlık gibi kavramlar artık sermayenin işleyişine dönüşmüştür ve diyalektik artık bunlara ulaşmayı arzulamaması gerekir. Bu bakımdan diyalektik artık olumsuzda kalmayı ve mutlaklık iddiasından geri çekilmelidir. Felsefenin kendisinigerçekleştirme fırsatı<bir ilke görevi gören komünizm> kaçırılmıştır. Bu bakımdan artık maddi bir ilke yerine hem tarihe içkin hem de tarihin üstünde duran bir ilke gereklidir ki bu da Umut İlkesidir(ütopya). Bu nedenle düşünce artık kendi toprağında serpilemez. Ancak tarih üstü metafizik bir umuda sarılabilir.

Amar

@amarr
·
Kendi evimizi ev olarak görmemek, orada kendimizi "evimizde" hissetmemek, ahlakın bir parçasıdır.
Felsefe
Şüheda Tunç isimli okura yanıt verildi
Amar
Ahahha :) bu her sakallıya hacı demek gibi oldu ama ne mutlu size ve bana :)
Düşünsel sıçramalar ve karlı hava
Felsefi düşüncenin ilk ortaya çıkış biçimi olan, varolanları birlik formunda düşünülebilir kılmaya yarayan ilke arayışına yönelik Hegel, düşüncenin tarihsel serüveninde aranması gerektiğini söyleyerek felsefenin formunu bizlere vermiştir. Düşüncenin hem özne hem de nesne olarak kendisini tarihsel süreçte ortaya sermesi bakımından bir özdeşlik kurulmuştur. Diyalektik bu bakımdan hem bir keşif hem de kuruluş olarak görülür. Ancak Marx, Hegel'in felsefeye vermiş olduğu bu formun uygulanışını sermayenin işleyişinde görmüştür. Yani çokluğu bir Birlik olarak örgütleyebilmemizi sağlayan varolanlar arasında bir varolan olan sermayenin kendisidir. Felsefenin ve düşüncenin bu isteğini sermaye gerçekleştirmiş ve kavramı gerçekliğe çıkarmıştır. Bu anlamda diyalektik artık sermayenin işleyiş mantığından ayrılması gerekir ki burada Adorno'cu bir müdahale gerçekleşir. 17. Yüzyılda Tanrısallığın işleyiş mantığından alınan birlik, bütünlük, tamlık gibi kavramlar artık sermayenin işleyişine dönüşmüştür ve diyalektik artık bunlara ulaşmayı arzulamaması gerekir. Bu bakımdan diyalektik artık olumsuzda kalmayı ve mutlaklık iddiasından geri çekilmelidir. Felsefenin kendisinigerçekleştirme fırsatı<bir ilke görevi gören komünizm> kaçırılmıştır. Bu bakımdan artık maddi bir ilke yerine hem tarihe içkin hem de tarihin üstünde duran bir ilke gereklidir ki bu da Umut İlkesidir(ütopya). Bu nedenle düşünce artık kendi toprağında serpilemez. Ancak tarih üstü metafizik bir umuda sarılabilir.

Amar

@amarr
·
Kendi evimizi ev olarak görmemek, orada kendimizi "evimizde" hissetmemek, ahlakın bir parçasıdır.
Felsefe
Amar
"Tarihi ortadan ikiye böleceğim" diyebilecek kadar kibirli bir Nietzsche gereklidir belki de. Bir şahıs olan değil de kendisini bir sanat ve imge olarak ortaya seren Nietzsche. Dünyanın bütün dertlerini taşlaştırıp tepeye ulaştırmaya çalışan sisifosçu bir kibir gerekli. Sadece umuda sarılmak yetmez. Etkin oluş sağlayacak bir umut olmalı.
Bütün ruhani geleneklerdeki mistiklerin hepsinin, deneyimledikleri şeyi, aşk deneyiminden ödünç alınmış terimlerle tasvir ettikleri bir vakıadır. Bu, evrensel bir fenomendir, örneğin Yahudi geleneğinde "Neşideler Neşidesi" hem bir aşk şiiri hem de mistik bir şiirdi. Müslümanlar, Hindular ve Hıristiyanlar için de geçerlidir bu, onlar da Tanrı ile birleşmeyi ifade etmek için yine Neşideler Neşidesi'nin ifadelerini kullamrlar. Aynı şekilde yine, Platoncu gelenekte, Platon'da, Phaidros ve Symposion'da yüceleştirilmiş aşk vardır. Plotinos'ta, Platon'dan farklı olarak dikkat çekici olan şey, -bunu ellinci risaleyi (traite) çalışırken fark ettimmistik deneyime, Platon'da olduğu gibi sadece eril aşkın değil karşı cinsler arası aşkın da model olabilmesidir. Aslında Plotinos'ta Tanrı ile birleşme ve aşk birleşmesi arasında bir karşılaştırma yoktur sadece: Onda, insani aşkın, mistik deneyimin başlangıç noktası olduğu ve bu deneyimin insani aşkın uzantısı olduğu fikri vardır. Zira eğer bir varlığı seviyorsak, bu en başta ve özellikle en yüce Güzellik'i sevdiğimiz, o varlık aracılığıyla, en yüce Güzellik bizi kendine çektiği içindir ve bu, daha şimdiden mistik bir deneyim olanağının ilanıdır.
Amar
"Öte yandan, bedenlerin birleşmesi, birde iki olmak, mistikle deneyim nesnesi arasındaki birleşmeye model sağlar. Bu bağlamda, tamamen başka bir meseleyi de ele almak gerekir: Mistik deneyim, mistik için, aşkın hazlarından çileci mahrumiyetin bir telafisi olabilir, aynı şekilde, mistik deneyimin cinsel hazlarla, bedende cinsel bir yankıyla birlikte gelmesi mümkün olabilir."