Silo, Hugh Howey'in başlangıçta novela türünde Amazon e-kitap platformunda sunduğu, daha sonra popülerleşmesi üzerine içeriğini genişleterek ortaya koyduğu Wool üçlemesinin ilk kitabı. Meslek hayatına ilk olarak yat kaptanlığı ile başlayan Hugh Howey, daha sonra yazarlığa ilgi duyması üzerine bir kitapçıda çalışmaya başlamış ve zengin hayal gücü ve kurgulama yeteneği sayesinde bu alanda kendini göstermiş.
Silo ile ilk tanışmam aynı isimli dizi ile başladı. Dizinin oyuncu kadrosu, kastı ve başarılı yapımı ile oldukça ilgimi çekmesi üzerine, yeni sezonların çekilmesini beklemek yerine kitaplarını okumaya karar verdim.
Tarih boyunca en büyük tahribat ve yıkımlara neden olmak adına rakip tanımayan insanoğlunun, varlığını sınırlanmış bir mekânda (siloda), sansürlenmiş (geçmişin yok sayıldığı, onu eşelemenin suç olarak görüldüğü) bir fikir zemininde, kısıtlanmış (çoğalmanın resmi otoritenin iznine bağlı olduğu) bir yaşam biçiminde sürdürmesini ve bu duruma son vermek için mücadele edenleri anlatıyor Silo.
Serinin ilk kitabı ve bu kitapla aynı ismi paylaşan Silo dizisi; post-apokaliptik (kıyamet-sonrası) temalı bir distopya. Yüksek temposu, klostrofobik bir gerilim sosuyla işlediği felsefesi ile Silo keyifli ve heyecanlı bir okuma deneyimi sunuyor; aynı zamanda baskı, sansür, özgürlük, feodal sınıflar ve öteki kavramlarını farklı bir perspektifte düşünmeye ve sorgulamaya sevk ediyor.
Şöyle bir ortamda yaşadığınızı düşünün: Geçmişe dair öğrenmek, bilmek istediğiniz ne varsa (dünyadaki yaşam, doğa, çevre, aile geçmişiniz) birilerinin uygun gördüğü şekilde ve oranda size sunuluyor. Güneşin varlığından haberdar değilsiniz; gökyüzünün mavi olması, doğanın yeşilliği gibi en temel bilgiler bile sizin farkında olmadığınız, sizden köşe bucak saklanan birer sır. Bu sırrı