Allah'ın nuru ile nurlanan bir gönlün semasını hangi bulutlar kaplayabilir? Her an huzur-u İlahîde bulunmak bahtiyarlığına eren bir kulun ruhunu, hangi fâni emel ve arzular, hangi zavallı teveccüh ve iltifatlar ve hangi pespaye gaye ve ihtiraslar tatmin, teskin ve teselli edebilir? Tarihçe-i Hayat
Sayfa 10
Alıntı
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ Bu âyet-i uzmanın sırrıyla, insanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti ve gayesi; Hâlık-ı Kâinat'ı tanımak ve ona iman edip ibadet etmektir. Ve o insanın vazife-i fıtratı ve farîza-i zimmeti, marifetullah ve iman-ı billahtır ve iz'an ve yakîn ile vücudunu ve vahdetini tasdik etmektir. Ayet-ül Kübra - 11
Din
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
❝ Hz. Ali (ra.) şöyle demiştir: 'Kalpleri bir saat de olsa istirahate kavuşturunuz. Zira kalpler, zorlandıkları takdirde körleşirler'. ❞
Sayfa 91 - Merve yayınları, 2.cilt·Kitabı okuyor
"Herkesin, gidebileceği bir yeri olmalı, çünkü öyle bir an olur ki, insanın mutlaka bir yere gitmesi gerekir ."
1000Kitap
TAKVA EHLİNİN İLİMDE İZLEDİKLERİ YOL: Verâ ve yakîn
Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: "İlim üç şeye dayanır: Aramızda hakkı konuşan Kitap (Kur'an), uygulamada olan sünnet ve bilmiyorum demek." ¹ Şa’bî şöyle demiştir: "Bilmiyorum, demek ilmin yansıdır.” O, bununla verâyı -yani bilmeden hataya düşerim korkusuyle pek çok helali ve mübahı terketmeyi- kasdetmiştir. Süfyan es-Sevrî de şöyle demiştir: “İlim ancak; kesin itimadla ruhsat dairesinde kalmaktır. Zorlamaya gelince, onu herkes güzel yapar.” Sevrî, işlerde verâya/takvaya göre dikkatle hareket edilmesini ifade etmek istemiştir. Bu, hepsi alim olmasalar da, müminlerin ahlâkı ve gidişatıdır. Çünkü verâ, bir işte hemen ileri atılmaktan, şüpheli şeylere sarılmaktan korkmak ve müşkil meselelerde acele etmeden sükûnet içinde hareket etmektir. Yakîn ise; bir işe basiret ve temkinle el atıp ona doğru, sağlam ve kesin bir bilgiyle yanaşmaktır. Bu hâl, ilimlerinde kendilerine güvenilecek alimlerin sıfatıdır. Bunu onlardan başkaları güzel yapamazlar. ___________________________ ¹ Heysemî, Mecmau’z- Zevaid, I,172. Hadisin son kısmı hariç bkz: Ebu Davud, Feraiz, 1, İbnu Mace, Mukaddime, 8.
Sayfa 35 - Semerkand Yayıncılık, 3. Baskı, Eylül 2004 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okuyor
İnsan, eğer kesrete dalıp kâinat içinde boğulup dünyanın muhabbetiyle sersem olarak fânilerin tebessümlerine aldansa, onların kucaklarına atılsa, elbette nihayetsiz bir hasarete düşer. Hem fena, hem fâni, hem ademe düşer. Hem manen kendini i'dam eder. Eğer lisan-ı Kur'andan kalb kulağıyla iman derslerini işitip başını kaldırsa, vahdete müteveccih olsa, ubudiyetin mi'racıyla arş-ı kemalâta çıkabilir. Bâki bir insan olur.
Sayfa 364·Kitabı okuyor