"Hitabe"nin geri kalan kısmında ise, isyanın ne kadar elverişsiz koşullar altında yapılabileceği betimlenir. Buradaki yan cümlelerden biri "aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş"tir. Yani vatanın içine düştüğü kötü durum fallik metaforlarla, cinsel tecavüzle, "yabancının duhulü" ile açıklanır. Vatanın anne/kadın olduğunu biliyoruz (Anavatan); peki bu arada baba/devlet ne yapmaktadır? O "gaflet, dalalet ve hıyanet" içindedir; vatan tecavüze uğrarken ya bundan bihaberdir, gaflet içindedir, ya da aktif bir suç ortağıdır, bir tür pezevenklik yapmaktadır.
Üç Kara Gün
12 Şubat-10 Nisan tarihleri arasında yapılan Londra Konferansı'nın 5 Mart tarihli toplantısında İstanbul'un işgali kararlaştırılmıştı. Düşman başkentleri 6 Mart'ta tarihi tespit ederler. İstanbul 16 Mart'ta işgal edilecektir. 15 Mart'ta üç yüksek komiser bir gün sonra yayınlayacakları işgal bildirisini hazırlarlar. Aynı gün İngiliz kontrol subayı Withall tedbiren Ankara'yı terk eder. İstanbulda sıkıyönetim ilan edilir. 150 kadar vatansever tutuklanır. Türk Ocağı basılır. İşgal, sabah saat 05:45'te başlar. Hint birliklerinin ve topçuların da katıldığı İngiliz kuvvetleri silâh ve mühimmat depola-rını, tersaneleri, şehrin stratejik noktalarını elegeçirirler. Yüksek binaların damlarına makinalı tüfekleri yerleştirirler. Uçaklarla İstanbul'u tarassut altına alırlar. Harbiye ve Bahriye Nezaret'leri ile Tophane'yi, kışlaları, karakolları kontrol altına alırlar. Fakat asıl facia Şehzadebaşı'nda yaşanır. Kamyonlardan in-dirilen 50-60 kadar İngiliz askeri, Şehzadebaşı'ndaki 10. Kafkas Fırkası Karargâhı ile Mızıka Takımı askerlerinin kaldığı Letafet Apartmanı'nı basarlar. Henüz uyumakta olan 61 mehmetçiğin üzerine yaylım ateşi açarlar. Askerlerimiz şehit olur 15 askerimiz yaralanır. Haberleşme şebekesine elkonur. Meclis'in içine giren İngiliz askerleri Sivas mebuslarından Rauf Orbay ile Kara Vasıf'ı cebren alıp götürürler. Çok sayıda evi basıp, birçok kişiyi tutuklarlar. Eski Harbiye Nazırı Isparta mebusu Cemal, Ayan Meclisi üyelerinden Çürüksulu Mahmut, eski Genelkurmay Başkanı Cevat, İstanbul'daki Millî Kongre Reisi Esat Paşa'larla, Edirne mebuslarından Şerif ve Faik Bey'ler, İstanbul mebusu Numan Efendi, Müstahkem Mevki Kumandanı Miralay Şevket Bey tutuklular arasındadır. Meclis-i Mebusan ve Meclis-i Ayan kuşatılır. 25. Kоlordu Kumandanı Ali Sait Paşa, sabahın erken
Sayfa 353 - Bilgeoğuz Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Çeçen" tanımlaması, ilk kez Ruslar tarafından 1732'de Kafkasya'daki kabile ve klan toplulukları için yapılır. Grozni yakınında bir köye Rusların vermiş olduğu "Çeçen" adı daha sonra bu bölgede yaşayan insanlar için de kullanılmaya başlanmıştır. Arkeolojik kalıntıların ve bilimsel araştırmaların tanıklığına göre; Çeçen ve İnguşlar, eski çağlardan beri Kuzey Kafkasya'nın Daryal boğazı ile Şaro Argun ırmağının yukarı yatağı arasındaki dağlık bölgede yaşadılar. Kuzey Kafkasya'nın dağlık bölgelerinde yaşayan kavimler, düzlüklerde yer tutmaya çalıştılarsa da, güçlü step kavimleri dağlıların bu göçlerine engel olarak eski yurtlarına çekilmek zorunda bırakıldılar. 20. yüzyılın başına kadar soylar ve klanlar halinde yaşayan Çeçenlerin boyları arasında sürekli savaşlar oldu ve kan davaları güdüldü. Yurtlarını korumak için bir yandan Kabarday, Kumuk ve Dağıstanlılara karşı uzun savaşlar yürüten Çeçen ve İnguşlar, bir yandan da Ruslarla çarpıştılar. Bu savaşlar sonunda 1732 yılında Çeçen adı, 19. yüzyılın ikinci. yarısında ise "İnguş" adı Rusça'da kullanılmaya başladı. Vaynahların İber Kafkas dillerinin etkin bir üyesi olduğu, hatta bu dille eğitim gördükleri saptanmış olmasına karşın, yüzyıllar boyunca tarihleri karanlık kalmıştır. Çeçenlerin bilinen tarihleri, Müslüman oluşlarıyla birlikte ortaya çıkmıştır. Müslümanlık, Çeçenlerin ve İnguşlar'ın Kuzey Kafkasya'daki en büyük direniş gücü olarak anılıyor, 1785' de Çarlık Rusya'sına karşı, Şeyh Mansur'un önderliğinde başlayan ve İmam Hadis, Taymin Biybolat, Şeyh Şamil, Zelimhan, Abdulmecit, Tapa Çermoyev ve İsmail Orta ile devam eden bağımsızlık mücadelesi yüz yıldan fazla sürdü. Halen de sürmektedir. 1785'te Rusların Çeçen topraklarını eIe geçirmek üzere yaptığı saldırılar karşısında, Çeçenler, İmam Mansur başkanlığında
_Psişe, insan zihninin, bilincinin ve bilinç dışının tamamıdır. Galaksilerin ardında tanrıyı aramayı hayal edemeyiz. Her şey psişenin ürünüdür. Eski yunanca'daki psyche sözcüğü, "kelebek" anlamına gelir." Latince'deki animus ruh ve anima can, eski yunanca anemos rüzgar sözcüğüyle aynı köktendir. _Vücudun merkezi de başta değil, karında, onun boğum kümelerindedir. Ruhun belirsiz varlığı burada yer alır. Bilincin, beyin yarımkürelerinde yer alması ise algısal bir işlevi, bir algı organını kurar. Gövdeyi ayakta tutan ruhun gücü değildir; tersine ruhu, kendine özgü kimyasallığıyla madde oluşturur _Sezgi, bilinçaltına yönelik algılama. Bir insanın bilmemesi gereken bir şeyi bilivermesi demektir. Şu ana değil geleceğe yönelik algılama. _Kompleks, bilinçaltından, sebebini kestiremediğimiz zamanlarda bilince akan, kendi iradeleri olan, kişinin karar verme yetisini, ruh ve duygu durumunu etkileyen güçtür. 4 filtrenin herhangi birindeki eksikliği bilinçaltının kendisinin doldurmaya çalışmasıyla ortaya çıkan tuhaflıklardır. Benlik de başlı başına bir komplekstir hem de diğer komplekslerin merkezidir. Komplekslerden biri bile gizlenmeye çalışıldığında benlik baskı altında kalır ve kişi nevrozlar şeklinde bir kişilik bölünmesi yaşar. Kompleks terimini ilk jung kullanmıştır _Kompleks, bilince tecavüz eden özerk bir yapı. Bilinç, bastırmayla komplekslerden kurtulmayı tercih ettiği için, komplekslerin çoğu bilinçten ayrılıp koparlar fakat daha önce bilinçte hiç yer almamış kompleksler de vardır. Bunlar bilinçdışı akıldan doğar ve esrarengiz ve karşı konulamaz savlarla ve telkinlerle bilinci işgal eder. _İnsan için en büyük tehlikenin açlık, deprem, mikroplar değil, yalnızca kendisidir. _Bilinç, merkezidir, yönlendirilebilir ve anlıktır. Sadece bir anda yoğunlaşabilir. Bilinçaltı ise
Psikoloji
Türk kültüründen farklı olarak vatan "baba"dır: "Babavatan". Bu kelime bazı dillerde şu şekilde karşımıza çıkar: Almancada "Vaterland", İngilizcede "Fatherland", Fransızcada "patrie", Rusçada "отечество/Oteçestvo vs. Türk kültüründe ise "vatan" kavramı "baba" değil, "ana" ile ifade edilir: Anavatan. Türklerde "baba" olan mefhum ise "teşkilat", yani devlettir: "Devlet baba". Çünkü Türklerde vatan; nimetlerini sunan, müşfik, besleyendir, yani "ana"dır. Baba, yani devlet ise koruyan, tehditleri bertaraf edendir. Batı devlet felsefesi ile "Türk vatan ve devlet felsefesi"nin en temel farkı belki de budur.
Sayfa 47 - Kronik Kitap, 4. Baskı: Mart 2021, İstanbul
Tarih
Anavatan, Devlet baba
Yine bu sebeple diğer kültürlerde Türk kültüründen farklı olarak vatan "baba'dır: "Babavatan". Bu kelime bazı dillerde şu şekilde karşımıza çıkar: Almancada "Vaterland", Ingilizcede "Fatherland", Fransızcada "patrie", Rusçada "ОтечестBO/Oteçestvo" vs. Türk kültüründe ise "vatan" kavramı "baba" değil, "ana" ile ifade edilir: Anavatan. Türklerde "baba" olan mefhum ise "teşkilat", yani devlettir: "Devlet baba". Çünkü Türklerde vatan; nimetlerini sunan, müşfik, besleyendir, yani "ana"dır. Baba, yani devlet ise koruyan, tehditleri bertaraf edendir. Batı devlet felsefesi ile "Türk vatan ve devlet felsefesi"nin en temel farkı belki de budur.
Sayfa 47 - Kronik 4.Basım
1000Kitap