9/10
·94 syf.··
2026 38. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 19:21
Kitap, II. Dünya Savaşı (Büyük Anayurt Savaşı) sırasında Sovyet-Alman cephesinde geçer. Ancak bu klasik bir kahramanlık destanı değildir; savaşın, bir çocuğun ruhunda ve bedeninde yarattığı yıkımı anlatan trajik bir "kayıp çocukluk" öyküsüdür. Hikâye, Teğmen Galtsev'in gözünden anlatılır ve okuyucuya İvan'ın gizemli dünyasını bir yetişkinin şaşkınlığıyla sunar. İvan'ın olgunluk/otoritesi bir çocuk gibi değil de, rütbeli asker gibi talimatlar vermesi: "Seni ilgilendirmez. Ve bana bağırma!" şeklinde çıkışları, onun savaş sahasında kazandığı sert özgüveni gösterir. Annesini ve kız kardeşini gözlerin önünde öldürürler ve acı dolu bir haykırışla kendini paralar. Düşman hattına (nehri yüzerek geçecek kadar tehlikeli bölgelere) iten temel motivasyon nefrettir. Kitabın en vurucu kısmı, İvan’ın akıbetinin bizzat anlatıcıdan değil, savaş sonrasında ele geçirilen soğuk, bürokratik bir Alman askeri raporundan öğrenilmesidir. "Tutuklu 25.12.43 tarihinde sabah saat 6.55'te kurşuna dizilmiştir." Bu ifade, bir çocuğun yaşamının savaş aygıtı içerisinde sadece bir "dosya numarası" ve "infaz saati"ne indirgenişini gösterir. İvan'ın çocukluğu yok. Savaşın patlamaları ve dehşetin, korkunun, ölümün yüz buruşturmalarıyla bin parçaya ayrılmış, uzak bir anıdan başka bir şey değil. İvan bir çocuk, ama çocukluğu yok; çocukluğu mevcut değil ve geriye sadece parçalar, bulanık çizgiler kaldı. Daha önce de söylediğimiz gibi bir rüya, bir özlem. Kısacası İvan hiçbir şey değil; bir insan, ama başkaları ondan gördüklerinden başka bir şey değil ve başkalarının onda gördükleri binlerce kayıp çocukluk. Barış, sıcaklık, yaşam özlemleri. Anne kucağına, saf masumiyete, naif mutluluğa dönme özlemi. Çocukluk, belki de insanlığın kendisi, her ne olursa olsun, çürümeden ve cehenneme dönüşmeden önceki ideal
1000Kitap
IvanVladimir Bogomolov · Детская литература · 20193 okunma
keyifli okumalar.
Puan vermedi·282 syf.·
2026 14. kitabı
Stanislaw Lem’in bizi uzayın derinliklerine değil, doğrudan kendi zihnimizin karanlık dehlizlerine fırlattığı 1961 çıkışlı bilimkurgu başyapıtı. Bilimkurgu deyince aklına epik uzay savaşları veya lazer silahları gelen nesli fena hâlde ters köşeye yatıran bir romandır bu; çünkü solaris’te asıl uzaylı dışarıda bir yerlerde değil, insanın ta içindedir. Kitabın temel felsefesini özetleyen ve insanın kibrini yüzüne vuran o muazzam alıntıyı anmadan geçmek olmaz: “Biz kozmosu fethetmek falan istemiyoruz, sadece dünyanın sınırlarını kozmosun sınırlarına kadar genişletmek istiyoruz… Biz başka dünyalar aramıyoruz, biz ayna arıyoruz.” Lem, bu kitapta insanlığın bitmek bilmeyen “evrende yalnız mıyız?” sorusunu alır ve evirip çevirip bize karşı bir silaha dönüştürür. Yabancı bir zekâyla iletişim kurmaya çalışıyoruz ama daha kendimizle, kendi bilinçaltımızla ve suçluluk duygularımızla bile iletişim kuramıyoruz. Gezegeni kaplayan o devasa, jelatinimsi okyanus aslında kocaman bir ayna işlevi görüyor. Uzay istasyonundaki bilim insanlarının zihinlerine girip, yüzleşmekten en çok korktukları veya vicdan azabı çektikleri anıları kanlı canlı “misafirler” olarak karşılarına oturtuyor. Ana karakterimiz kris kelvin’in intihar eden eski karısı rheya ile karşılaşması üzerinden okuduğumuz hikâye, bizi şu ağır soruyla baş başa bırakıyor: insan kendi zihninin yarattığı şeytanlarla kapalı bir kutuda kalırsa ne olur? Üstelik okyanusun bunları bir ceza olarak mı, yoksa sadece bizim algılayamadığımız bir iletişim kurma çabası olarak mı yaptığını asla tam olarak bilemiyoruz. (bkz. solaristik) adında koskoca bir bilim dalı kurulup kütüphaneler dolusu kitap yazılsa da, insanlık bu devasa zekâ karşısında bir hiç olduğunu kabullenmek zorunda kalıyor. İşin sinema boyutuna gelirsek; andrei tarkovsky’nin
SolarisStanislaw Lem · İletişim Yayınları · 19971,597 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi
BİR KELİMEDEN DAHA FAZLASI Yunan mitolojisindeki ithaka kralı Odysseus'un hikâyesini bilir misiniz? 10 yıl süren Truva Savaşı'ndan sonra evine, ithaka'ya dönüşünün de 10 yıl sürdüğü destan. Dönemeyişinin acısı. Çektiği vatan özlemi. Karısının ve ailesinin ve halkının özlemi. Tanrılarla olan savaşını yenip evine dönmek için dünyanın bir ucuna gitmesi gerektiğinden kimliksizliği yaşamıştır. Odysseus artık göçmendir. Onlarca yıl boyunca yalnızca bir kere, bir geceliğine evine dönen artık evinden başka her yerde olan bir kraldır. Tanınmayan bir yüzle, tanınmayan ülkelerden vatanına dönmektedir. Dönüşünün içi çok yoğundur, duygular, kararlar, eylemler... Evinden çıkan kral ile evine dönen kral aynı kişi midir artık? Odysseus geçmiş ile, gelecekteki nostaljinin, şimdiki halini yaşarken bile özlem doludur. Evine ne zaman dönebilir kral? "Güçlü omuzunda taşıdığın o harman küreği de ne?" Sorusunu duyduğunda. Kayık küreği, harman küreği zannedilecek kadar dünyanın bir ucuna gittiğinde... Nostalji nedir? Bilinenin aksine 17. yüzyılda literatüre geçmiş bir hastalığın adıdır. İsviçre almancasından gelir. İsviçre'de askerlerin firar ettiği, hasta olduğu, savaşmayı bıraktıkları, sıla özlemini açıklamak için askeri bir sorun haline gelen bu durumu Jean-jocques Harder isimli doktor tıpkı, 'lombalji' veya 'nevralji' gibi 'nostalji' kelimesini icat etti. 1688'de ise Bâle Üniversitesinde bir tıp tezinde ilk kez kullanıldı. Nostalji ile psikolojiyi ve varoluşsal bağı desteklemek adına; psikolog.org.tr › ...PDF Kişisel ve Simüle Nostaljinin Varoluşsal İşlevi Üzerine Bir Çalışma göz atabilirsiniz. Fransız felsefeci ve filolog Barbara Cassin soruyor: "İnsan ne zaman evindedir?" Başta bahsettiğim destandan yola çıkarak, Korsika Misafirperverliği, Odysseus ve Dönüş Günü, Nostaljiden Sürgüne
Felsefe
Nostalji: İnsan Ne Zaman Evindedir?Barbara Cassin · Kolektif Kitap · 2020210 okunma
Puan vermedi·79 syf.·
2024 444. kitabı
"Güzelliği çirkinlikten ayıran uçurum, Gerçek’i gerçeklikten ayıran uçurumun ta kendisidir: Gerçekliği oluşturan şey, Gerçek’in dehşetini sürdürmek için öznenin ihtiyaç duyduğu asgari idealleştirmedir. Slavoj Zizek David Keith Lynch, Amerikalı yönetmen ve ressam. 20 Ocak 1946'da ABD'de doğan Lynch, aynı zamanda tanınmış bir ressamdır. Kendisi pek fazla kullanmasa da mobilya tasarımı da yapar. Pennsylvania Güzel Sanatlar Akademisi ve American Film Institute'de eğitim aldı. 1977 yapımı siyah-beyaz filmi Eraserhead ile tanındı. David Lynch hangi akıma mensuptur? Film kurgusu ile Andrei Tarkovsky'nin şiirselliğinden ve Michael Haneke'nin gerçekliği arayışından ayrılan Lynch, Amerikan sinemasının en önemli yönetmenlerinden ve Film Noir akımının önde gelen temsilcilerinden biridir. Sinema adına Amerikalı yönetmen ve ressam."David Lynch'in hayatının anlatıldığ ı güzel bır kıtaptı David Lynch "Bazen tamamen açık sözlü olmak, başkalarını kandırmanın en etkili ve kurnazca yoludur.."Slavoj Zizek
Edebiyat felsefe düşünce eleştiri kuram
David LynchSlavoj Zizek · Encore Yayınevi · 200899 okunma
7/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2024 44. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2024 12:09
Uzayda Piknik, Arkadi ve Boris Strugatski kardeşlerin yazdığı, yazarlarla tanışma kitabım olan bir bilim kurgu romanı. Uzayda Piknik, Dünya'ya gelen yabancı varlıkların geride bıraktığı gizemli kalıntıların araştırıldığı bir bölge olan "Zona" etrafında dönüyor. Zona, alışılmadık fiziksel yasaların geçerli olduğu ve bilinmeyen tehlikelerle dolu bir alan. Başkahraman Redrick "Red" Schuhart, Zona'da keşif yapan bir “stalker” olarak hem dış dünyadaki bilinmezlikle hem de kendi içsel sorgulamalarıyla yüzleşiyor. Romanın temel konusu, insanın bilinmeyene ve güce karşı duyduğu merak ve aynı zamanda bu gücü kötüye kullanma potansiyeli diyebilirim. Zona'nın kalıntıları, sadece bilimsel bir buluş değil; insanın doğası, etik sınırları ve toplumun karanlık yönleri üzerine derin felsefi sorulara da açılan bir kapı olarak karşımıza çıkıyor. Strugatski kardeşler, insanların karşılaştıkları bilinçdışı gücü nasıl kullanacaklarını sorgulayarak Zona'nın gizemini insanın içsel karanlıklarını yansıtan bir simge olarak karşımıza çıkarıyor. Yazarların üslubu, oldukça keskin ve düşündürücü aslında. Strugatski kardeşler, bilim kurgu türünün olanaklarını sadece teknolojik bir dünya yaratmak için değil, aynı zamanda insanın ahlaki ve psikolojik yönlerini incelemek için kullanıyorlar. Dialoglar, karakterlerin içsel çatışmalarını ve insan doğasının karanlık yönlerini derinlemesine açığa çıkarırken aynı zamanda bilimin ve teknolojinin etik boyutlarını sorguluyor. Bu yönüyle, Uzayda Piknik sadece bir bilim kurgu romanı değil, felsefi ve etik bir sorgulama olarak okurlara sunuluyor. Araştırırken fark ettim ki romanın etkisi, 1980'deki Andrei Tarkovsky'nin ünlü Stalker filmine de ilham vermiş. Bu film de, Strugatski kardeşlerin eserinin felsefi boyutunu görsel bir anlatımla daha da derinleştiriyor
Edebiyat
Uzayda PiknikArkadi Strugatski · İthaki Yayınları · 20181,431 okunma
Puan vermedi·311 syf.··
2023 25. kitabı
Solaris (SL10) Stanislaw Lem 1961 yılında Polonyalı Stanislaw Lem tarafından yazılan bir bilim kurgu klasiği Solaris. Solaris ismi kitaba konu olan mekandan (gezegen) geliyor. Psikolog olan Kris Kelvin'in bir görev için Solaris gezegenine gelmesi ile hikaye başlıyor. Solaris gezegeni tamamen sudan oluşan bir gezegen ve iki tane güneşi var. Kelvin istasyona geldiğinde araştırmacıların garip davrandığını ve ortalıkta bir ölüm sessizliği olduğunu görüyor. Araştırmacılar gezegeni incelemek için suda araştırmalar yapmış ancak bu araştırmalar onlara değişik psikolojik etkiler olarak geri dönmüş. Normalde yaşamayan tanıdık insanları bir anda ete kemiğe bürünmüş bir şekilde etraflarında görmeye başlıyorlar. Zamanla Kelvin de ölen sevgilisini görmeye başlıyor ve bunların sebebi okyanus olarak görülüyor. Peki okyanus neden bu insanları gösteriyor? Vicdan, evet, sebebi vicdan. Bana kalırsa okyanus insanların vicdanına oynuyor. Bastırılmış anılarına. Zamanında yaptığınız bir hatadan dolayı duyduğunuz suçluluk duygusu. Önce bir varoluş olarak kendi benliğini anla, sonra beni anlarsınız diyor okyanus. Kendi zihnini görebiliyor musun, kendini tanıyor musun, kendinle yüzleşebiliyor musun? Varoluş boyunca insan kendini çözebildi mi? Kendini ve kendinden bağımsız olarak başka bir insanı dahi anlayamayan insan, bir gezegeni anlamaya çalışadursun. 1972 Andrei Tarkovsky yönetmenliğinde Sovyet yapımı 3 saatlik bir sinema filmi mevcut. Film bana göre türün klasiklerinden, gerçi kitap da öyle.
Bilim-Kurgu
Solaris (SL10)Stanislaw Lem · Alfa Yayınları · 20221,597 okunma