KİTABIN ÖZETİ
Bilgikuramı: Sokrat törel davranış saltık bilgiye dayanmalıdır. Genel geçer evrensel sonsuz bilgi vardır. Platon’nun görüşünde bilgi (a) yalnılmaz, ve (b) var olana ilişkin olmalıdır. Duyusal algı ile sağlanan bilgi ne biridir ne de diğeri bu nedenle saltığın bilgisi olmaz. Sokrat eğer bilgi algı ise o zaman hiçbir insan bir başkasından daha bilge olamaz, çünkü ben bütününde kendi algımın en iyi yargıcıyımdır. Öğleyse Protagoras’ın başkalarını eğitmek için tonla para alması nasıl açıklanacaktır? Herkesin bilgisi kendisine ise kimse kimseden daha bilge olamaz o zaman eğitime gerek kalmaz. Geçmişte algıladığımız bir şeyi de halen bilebiliriz bu nedenle algı=bilgi olamaz. Algı bilginin bütünü değildir, çünkü genellikle bilgi olarak bilinen şeyin büyük bir bölümü hiçbir biçimde algı nesneleri olmayan terimleri kapsayan gerçekliklerden oluşur. Bilgi doğru yargı da değildir. Örneğin Hüseyin yemek yiyor. Dersem ve bu konuda hiçbir algım olmadığı halde doğru yargıda bulunmuş olabilirim. Bu nedenle doğru yargı doğru inançtan öte birşey olmayabilir. Açıklama eklenmesi doğru yargıyı bilgiye dönüştürür mü? Bilgi nesnesini öğelerini çözümleme süreci doğru inancı bilgiye çevirmez çünkü o zaman bir arabanın parçalarını sayabilecek biri arabaya ilişkin bilimsel bilgiye sahiptir diyebilirdik. Bir şeyi bilmek onun ayırtedici ırasalını da bilmek değildir. Gerçek Bilgi: Heraklitosun duyusal-algı nesnelerinin, bireysel ve duyulur tikel nesnelerin her zaman bir oluş halindedirler bu nedenle gerçek bilgi nesneleri olamazlar. Örneğin Atina’nın anayasası evrensel iyilik niteliğini taşıyabilir ama ideal anayasa olmayabilir. Yargımız kalıcı ve dayanıklı olana ulaştığı ölçüde, gerçekte bir evrenseli ilgilendirir. Yargı tikellere dayanmayacak onları yöntem ilkeler doğru evrensel bilgi olabilir.
Epiktetos (okudukça iyileşiyorum )
Epiktetos (İ.S. 50-130), ölümsüzlüğe inanmaz, bitimsiz bir yaşayışı düşünmeyi açıkça gülünç bulur. Eski stoaya bağlı sert bir ahlakçıdır. Efendisi sakat bacağını bükerek eğlenirken, yapma kırarsın, demiş. Bacak kırılınca da, hiçbir şey olmamış gibi, soğukkanlılıkla, kırarsın demedin mi, diye mırıldanmakla yetinmiş. Bu olay onun Andreia erdemine ne büyük bir düşünce gücüyle bağlandığını kanıtlamaktadır (İnsanların, kırılan bacağa katlanmak yerine, o bacağı kırdırmamak gerektiğini öğrenmeleri için daha pek uzun yıllar geçecektir). Tek satır yazmamıştı. Düşüncelerini, öğrencilerinin tuttuğu notlardan öğreniyoruz. Bu notlarda, örneğin, şunları söylemektedir: Bilgelik, elimizde olan ve olmayan şeyleri bilmek ve ona göre davranmaktır. Elimizde olanlar davranışlarımız, elimizde olmayanlarsa vücudumuzdur. Senin olanı kendine ayır, senin olmayanın yakasını bırak. En büyük felaket, ölümü felaket saymaktır. İsteklerinin her halde gerçekleşmesini istiyorsan sadece kendi elinde olanları iste Her şeyin iki kulpu vardır. Biri onu taşımaya elverişli, öbürü değildir. Kardeşin sana bir kötülük ederse, onu sana kötülük ettiği yandan alma. Çünkü o kulp onu taşımaz. Kardeşin olduğu yandan Al. Çünkü onu taşıyabilecek kulp, bu kulptur. Yapacağın işi ölç. O yükü kaldırabilecek misin? Güreşçi olmak istiyorsan kollarına bak. Filozof olmak istiyorsan, başkaları kadar yemekle beraber, filozoflar kadar içmekle yetinip yetinemeyeceğini düşün. Bugün filozof, yarın tefeci, öbür gün Kayser’in vekilharcı olamazsın. Tek bir adam olman gerek, iyi ya da kötü tek bir adam. Bilge odur ki kimseyi kötülemez, kimseyi övmez, kimseden yakınmaz, kimseyi suçlamaz. O, bütün isteklerini kökünden söküp atmıştır. Yalan söylememek gerektiğini her zaman tanıtlarız ve her zaman yalan söyleriz. Gerekli olan, “neden yalan
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Stoacı ahlak
“Yaşamımı en iyi,en dengeli,en huzurlu şekilde nasıl yaşabilirim?”,”Mutluluk ve iyilik nasıl edinilir?” gibi sorulara cevap arar.Stoacı Ahlak’ın temelinde erdemler bulunmaktadır.Aslında her bilimin taşıdığı bir erdem-iyilik mevcuttur.Bu şekilde dört ana Stoik erdem karşımıza çıkar:Pratik Bilgelik(Phoronesis),Cesaret(Andreia), Adalet(Dikaiosyne) ve Ölçülük(Sophrosyne).
Sayfa 26·Kitabı okudu
1000Kitap
yiğitlik (andreia), orta yol (mesotes)
[...]yoksulluktan, aşktan ya da acıdan kaçmak için ölmek bir yiğidin değil, daha çok bir korkağın işidir; çünkü zor şeylerden kaçmak gevşekliktir ve güzel olduğu için bir katlanma değil, kötü olandan kaçmadır, işte yiğitlik böyle bir şeydir...
Sayfa 59 - bilgesu, 2020
Felsefe
Yunandan isaya
  Bilgelik, mutlu bir yaşamanın, hem sonucu hem de nedeni oluyor böylece.     DİREKLER ARASINDA BİR GALERİ. İ.Ö. dördüncü yüzyılın son günlerinde Atina kentine bakarsanız, şunları görürsünüz: Platon'un sebze bahçesine Ksenokrates kurulmuş, ünlü Akademi'nin sözcülüğünü yapıyor. Onun karşısında, Epikuros'un kiraladığı bir başka sebze bahçesi var. Felsefe öylesine bir geçer akçe ki, Atina bahçıvanları hıyar yetiştirmek için yer bulamaz olmuşlar. Antisthenes'in kurduğu Kinik okulun başına Krates geçmiş. Stilpon, Euclides'in kurduğu Megara okulunu yürütmek için söylevler çekiyor. Kıbrıs adasından gelme Zenon da Poikile meydanında direkler arasında kurulmuş bir resim galerisine (stoa) yerleşmiştir.     Zenon da (İ.Ö. 336-264), Epikuros gibi, bir yaşama biçimi kurma yolundadır. İnsanlar, kuramsal düşünceden bıkmışa benzemektedirler. Kuramın içinden işlerine yarayanı seçmeye çalışıyorlar. Varlığın ilk nedeni hala araştırılıyorsa, artık bu, yaşamanın amacını değerlendirebilmek içindir. Bu amaç, Zenon'da da bilgelik olmakta devam ediyor. Gerçekte, antikçağın hangi öğretisine bakarsak bakalım hep bu amaçta birleşildiğini göreceğiz. Bilim, mutlu yaşamak için istenilmektedir. En yüksek erdem, iyi ve mutlu yaşamaktır.     Buna varmanın yolu nedir?.. Öğretiler burada birbirlerinden ayrılmaktadırlar. Zenon da, bu amaca varmak için, yeni bir yol bulmaya çalışmaktadır:     Mutluluk istiyoruz?.. Haklısınız... Şu halde nasıl mutlu olabiliriz?.. Bilgeliğe erişerek... Bilgelik nedir ve buna nasıl erişilir?.. Zenon'un Stoa okulu, bu soruyu şöyle karşılıyor: Teorik ve pratik erdemi elde ederek. Teorik erdem, eşyanın mahiyeti üstünde doğru bilgi edinmektir. Pratik erdem, akla uygun davranmaktır. Bu iki erdem birbirlerine bağlıdırlar. Eşyanın mahiyeti üstünde doğru bilgi edinemezseniz akla
Aristo, idare etmek için birtakım erdemlere sahip olmak gerektiğini söylüyordu. Bu erdemler, Andreia: cesaret, sophrosune: ılımlılık, megalopsuchia: yüce gönüllülük, philotimia: tutku, praotes: zarafet, areskeia: belagat, diagogue: ince zevk, dikaiosune: adalet ve enkrateia: ölçülülüktü.”