8/10
·127 syf.··
2026 41. kitabı
Merhaba arkadaşlar sizlere güzel bir kitap yorumuyla geldim. . . Bugün bu serimizde Marie Curie'yi tanıyoruz. Marie Curie 7 Kasım 1867–4 Temmuz 1934 radyoaktivite alanında öncü araştırmalar yapmış ve bu araştırmaları sonucunda Nobel Ödülü'ne layık görülmüş Polonyalı-Fransız fizikçi ve kimyagerdir. Marie Curie, polonyum ve radyum elementlerini keşfederek radyoaktivite biliminin temelini atmış, uranyumun radyoaktif özelliklerini bulmuştur.Ayrıca, I. Dünya Savaşı sırasında yaralı askerlerin tedavisi için kullanılan taşınabilir X-ray (röntgen) cihazlarını, yani "Küçük Curie'ler"i icat etmiştir. Nobel Ödülü alan ilk kadın,1903 yılında fizik dalında bu onura layık görülen Marie Curie'dir.Radyoaktivite üzerine yaptığı öncü çalışmalarla tanınan Polonya asıllı Fransız fizikçi ve kimyager, aynı zamanda iki farklı bilim dalında (1903 Fizik, 1911 Kimya) Nobel Ödülü kazanan ilk ve tek kişidir. Marie Curie, uzun yıllar boyunca radyoaktif maddelerle korumasız çalışması sonucu maruz kaldığı yüksek radyasyona bağlı olarak gelişen aplastik anemi (bir tür kan kanseri/kan hastalığı)nedeniyle 4 Temmuz 1934'te hayatını kaybetti. Marie'nin "Bir kadının eğitimi,tüm toplumu eğitir fikri onun için yön veren bir ilkedir." Sadece bir bilim insanı değil birçok kişinin hayatına dokunan biridir.
Marie CurieKathleen Krull · Martı Çocuk Yayınları · 2020350 okunma
Puan vermedi·96 syf.·
2024 35. kitabı
Beden beyinden daha akıllıdır ve bedeni yöneten zihnin kayıtlarıdır. Bu yüzden denir ki en iyi tedavi yöntemi moraldir. Çaresizlik değil aslında en büyük çaredir. Az önce bir reels izlerken bu kitap aklıma geldi ve üzerine bir şeyler yazmadığımı anımsadım. Nursel diye bir fenomen kanser olduğunu ve bunun nedeninin de içine atmak olduğunu söyledi. Çok acı bir şey… akabinde bir eczacı kadının videosunu gördüm. O da Nursel’i görünce video çekmeye karar vermiş. Ailesinde kanser yok, kendine çok iyi baktığını, dikkat ettiğini söyledi. Ama bir şeyi es geçtiğine değindi. İçine attığına, bastırdığına dikkat etmeden eklediklerinin bir yerden kendini gösterdiğine değindi. Bunları dinlerken Vavien filminde geçen şu repliği anımsadım. “İçine atıyon, atma. Hiç iyi bir şey değil. Dünyadaki bütün büyük hastalıkların ana sebebi bu içine atmak. İçine atma.” Suya anlat, taşa anlat, kağıda anlat, rüzgara anlat, insana anlat ama akıt. “İtiraf edilmemiş hiçbir his asla ölmez. Bilinçaltı dediğimiz çöplük, tamamen ertelenmiş, bastırılmış hislerle doludur. Hepsi orada öylece nefes alır ve bekler. En alakasız zamanı, rüyaları ve mutlu anları.” Sigmund Freud Kitap öyle teorik bilgilerle doldurulmuş bir kitap değil. Sözlük gibi bir şey. Hastalığınızı bulup sebebine bakıyorsunuz ve karşılığında bir olumlama görüyorsunuz. Kanseri bakış açısıyla yemmiş bir yazarın kalemi. İlgi çekici bir yerden beslenmiş kitap. Her şeyin başı zihinsel sağlık. Bedensele bir şekilde müdahale şekli düşünülebiliyor da zihinsel beden üzerinden kendini kusmadan fark edilmiyor. İnsan iyi olmaya da olamaya da zihinden başlıyor. Bedenin sesini duymak isteyenler için bakılabilecek bir kitap. Birkaç alıntı ile. “Çoğunlukla kendi düşünce kalıplarımız karşısında kör gibiyizdir, onları açık bir biçimde
Tüm Hastalıkların Zihinsel NedenleriLouise L. Hay · Akaşa Yayınları · 2013573 okunma
Reklam
nihan kaya ile ailemi kesmeye doğru
Puan vermedi·300 syf.··
2021 14. kitabı
·
177 günde okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2021 00:04
Disfonksiyel ebeveynlik, Alice Miller ve simülakrlar... Normallikten psikopatolojiye olan uzamda ilişki dinamiklerini değerlendirebilmek adına “normal aile modeli”, “disfonksiyonel aile modeli” ve “patolojik aile modeli” olmak üzere üç aile modeli bulunmaktadır. Disfonksiyonel aile modelleri bir toplumda kuşaklararası travma geçişine ve kuşaklararası patoloji aktarımına hizmet ederler. Disfonksiyonel aileler için kuşaklararası travma geçişi ve kuşaklararası patoloji aktarımının en önemli aracı, çocukluk çağı travmaları ve yanlış çocuk yetiştirme stilleridir. Dünyanın bütün zamanlarında ve toplumlarında disfonksiyonel aileler, hem kendi öz çocuklarını travmatize ederek kontrol ederler hem de onları aile dışından gelen diğer travmatik yaşantılardan ve olumsuz yaşam deneyimlerinden koruyamazlar. (Öztürk E. Disfonksiyonel aile modellerinden fonksiyonel aile modeline: ”Doğal ve rehber ebeveynlik stili”. Öztürk E, editör. Aile Psikopatolojisi. 1. Baskı. Ankara: Türkiye Klinikleri; 2021. p.1-39.) Günümüzde patlak vermiş geleneksel olan ne norm varsa yıkmaya dair güçlü anarşik bir hengame içerisinde iş güç, güzel ülkemizin ve dünyanın halleri yetmezmiş gibi bir de pedagojik anne-baba olamamanın korkusundan selectralarla uçan ailelere ''sırça fanusun içinde ölü bir bebek gibi tıkanıp kalmış biri'' misali evlatlar yetiştirmek için bu kitap en uygun rehberlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Çocuğu ''çocuğun kendi iradesiyle'' vegan yetiştirmek, tatlı dilin yılanı deliğinden çıkarmasının istismar oluşu (bkz. Çocuğa size ''lütfen'' ve ''teşekkür ederim'' demesini öğretmek niçin istismardır bölümü), kızınca çocuğun ardına yanlışlıkla vurdu diye aile travmalarını çözmek için psikoloğa giden ebeveyn... Doğal olandan uzun süre önce kopulduğu için doğal ve gerçek olan artık neredeyse
Psikoloji
İyi Aile YokturNihan Kaya · İthaki Yayınları · 20187,9bin okunma
Babaya Mektup
Puan vermedi·88 syf.··
2024 747. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mart 2024 20:53
Merhaba baba. Bilirim senin kitapla edebiyatla vs işin olmaz. Elinde basılı bir yayın hiç görmedim. Kitabın olmadığı okunmadığı bir evde büyüdüm ben. Benim ise okumaya olan tutkum hayatımın senin de şahitlik ettiğin ağır depresyonlarla sarsıldığı bir dönem de başladı. Bunun literatürde bir de adı varmış biliyor musun ? Biblioterapi…İnsanın kendisini kitapla iyileştirmesi…. Okumak önce meraktan tutkuya ardından da alışkanlığa dönüştü. Kendi içimde tutunmaya çalıştığım küçük dünyamda onlardan daha iyi bir arkadaş zamanı dolduracak daha iyi bir meşgale bulamadım sanırım… İkimizin ilişkisi bu topraklarda vücut bulmuş her baba oğul ilişkisi kadar. Soğuk saygılı mesafeli.. benden yaşça büyük ablamın senin kucağına oturup başının kelinden öpebiliyor oluşunu hep hayretle izlemişimdir. Bizki senle sadece bayramlarda sarılabiliyoruz ne acı demi ?Ama içten içe en çok beni sevdiğinden hiç şüphem yok… Eli sopalı kızan döven bağırıp çağıran bir baba olmadın hiç bir zaman. Ama korkardım içten içe. Bir şeyi yanlış yaptığımda sana ne cevap vereceğimden korkardım. Bu iyi bir şey mi bilmiyorum. Ne yaparsam yapayım sesini çıkartmamandan en kötü buhranlı zamanlarımda bile o halleder kendi içinde deyip sessiz kalışın iyi bir şey mi bilmiyorum baba… Hiç dayağını yemedim. Ama bir keresinde çok küçük olduğum bir yaşta neden sebep eve misafirler gelmişti. Yer sofrasının kurulduğu zamanlardı henüz. Adettendir ya hani büyükler başlamadan yemeğe başlanmaz. Çocuk aklı ile o kısacık anda masada duran yaprak sarmasından bir tane alıp ağzıma atmıştım. Başıma küçük bir tokat atmış büyüklerini bekle diye uyarmıştın!!! O sofrada başım bir daha kalkmamıştı. Biliyor musun hala yemek yerken başımı kaldırıp insanların yüzüne bakamıyorum… Çocukluğuma ait hatırladığım en eski görüntülerde hafta
Edebiyat
Babamın BavuluOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 20193,362 okunma
Derin, Çok Derin...
5/10
·248 syf.··
2024 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2024 20:27
Yabancı, Claudia Durastanti'nin 2019'da yazdığı bir kitap. Kendi hayatından çokça beslenen, farklı yazın türlerini (deneme, yaşantı, kurgu, masal...) birleştiren yarı kurmaca diyebileceğimiz bir eser. Kitabın ilk yarısını okumakta hayli zorlandım, ama yarısından sonra rahat bir şekilde aktı. İlk bölümlerinde biraz anlatım bozuklukları vardı, belki o yüzdendir. Kitap aile, yolculuklar, sağlık, iş ve para, aşk ve hangi burçtansın bölümlerinden oluşuyor. İşlediği konularla çok boyutlu, her boyutta verdiği zengin ayrıntılarla çok katmanlı diyebileceğimiz bir eser. Kitabı anlamak, içselleştirmek için verdiği ayrıntıları araştıra araştıra gitmek gerekiyor. Bu anlamda okuyucusundan beklentileri yüksek. İşitme engelli anne babaya sahip kahramanımızın çocukluğu, tıpkı Durastanti gibi, ABD ile İtalya arasına bölünmüş. Yetişkinliğinde de farklı ülkelere, şehirlere gittiğini ve Londra'da yaşadığını öğreniyoruz. Yazarın etkileyici anlatımına bayıldım. Tadımlık: • Müziğin bir kusuru yok edeceğini umdu ve gerçekten de eserin sonunda o artık konuşamayan biri değil, diğer herkes gibi ne dediği anlaşılmayan bir insandır. • Annemin yaşadığı odada anemi, bölünmüş uykular ve korku birbirini kovalıyordu. (inanılmaz bir derinlik) • Bazen babam annemin ona bağlılığını sınamak için ondan deterjan veya sulandırılmış tiner içmesini istermiş. Annemin kanında tiner kalmış olmalı, çünkü o dönemde bir ressama dönüştü. • Arturo dayım para kazanmayı hayal edendi, Paul dayım ise para kazanacak olandı. • ...O duyguya Londra'da aşina oldum: Bu şehirde yaşayanlar daima uzaklardaki karanlık bir kulenin etkisini, belki de gökdelenlerin veya Lea Nehri 'nin karanlık kanalları arasında saklanmış, meçhul bir kaynaktan, havayla yayılan bir huzursuzluk duygusunun etkisini hissederler; bu duygu bazen
Kitap
YabancıClaudia Durastanti · Siren Yayınları · 202340 okunma
7/10
·96 syf.·
2024 3. kitabı
Kitabın yaklaşık 70 sayfası bedensel hastalıklar, sebep olan zihinsel olası nedenler ve çözümsel düşünce modeli içeriyor. Yazar kanser hastalığını da bu düşünce gücü tedaviyle şifa buldu ve birçok kişiye kitaplarında yardımcı olmaya çalışıyor. Farkındalık kazandıran bir kitap. Merak edip okumak isteyenlerin ruhuna şifa olsun diyelim. * Anemi (kansızlık) Olası Neden : " Evet ama" tutumu. Sevinçten yoksunluk. Hayattan korkmak. Kendini yeterince iyi bulmamak. Yeni Düşünce Modeli : Hayatımın her alanında sevinci deneyimlemem güvenlidir. Hayatı seviyorum.
Tüm Hastalıkların Zihinsel NedenleriLouise L. Hay · Akaşa Yayınları · 2013573 okunma
Reklam
Reklam