Yabancı, Claudia Durastanti'nin 2019'da yazdığı bir kitap. Kendi hayatından çokça beslenen, farklı yazın türlerini (deneme, yaşantı, kurgu, masal...) birleştiren yarı kurmaca diyebileceğimiz bir eser.
Kitabın ilk yarısını okumakta hayli zorlandım, ama yarısından sonra rahat bir şekilde aktı. İlk bölümlerinde biraz anlatım bozuklukları vardı, belki o yüzdendir.
Kitap aile, yolculuklar, sağlık, iş ve para, aşk ve hangi burçtansın bölümlerinden oluşuyor. İşlediği konularla çok boyutlu, her boyutta verdiği zengin ayrıntılarla çok katmanlı diyebileceğimiz bir eser. Kitabı anlamak, içselleştirmek için verdiği ayrıntıları araştıra araştıra gitmek gerekiyor. Bu anlamda okuyucusundan beklentileri yüksek.
İşitme engelli anne babaya sahip kahramanımızın çocukluğu, tıpkı Durastanti gibi, ABD ile İtalya arasına bölünmüş. Yetişkinliğinde de farklı ülkelere, şehirlere gittiğini ve Londra'da yaşadığını öğreniyoruz.
Yazarın etkileyici anlatımına bayıldım. Tadımlık:
• Müziğin bir kusuru yok edeceğini umdu ve gerçekten de eserin sonunda o artık konuşamayan biri değil, diğer herkes gibi ne dediği anlaşılmayan bir insandır.
• Annemin yaşadığı odada anemi, bölünmüş uykular ve korku birbirini kovalıyordu. (inanılmaz bir derinlik)
• Bazen babam annemin ona bağlılığını sınamak için ondan deterjan veya sulandırılmış tiner içmesini istermiş. Annemin kanında tiner kalmış olmalı, çünkü o dönemde bir ressama dönüştü.
• Arturo dayım para kazanmayı hayal edendi, Paul dayım ise para kazanacak olandı.
• ...O duyguya Londra'da aşina oldum: Bu şehirde yaşayanlar daima uzaklardaki karanlık bir kulenin etkisini, belki de gökdelenlerin veya Lea Nehri 'nin karanlık kanalları arasında saklanmış, meçhul bir kaynaktan, havayla yayılan bir huzursuzluk duygusunun etkisini hissederler; bu duygu bazen