Puan vermedi·392 syf.··
2026 48. kitabı
Açık konuşayım, bu kitap tam “herkese göre” değil… ama doğru okuru yakalarsa bayağı çarpıyor. Benim nezdimde bu kitap, klasik bir aşk hikâyesinden çok yaralı iki insanın birbirine çarpa çarpa iyileşmeye çalışması gibi. Okurken sürekli bir gerilim var; hani mutlu olmalarını istiyorsun ama aynı zamanda “bu iş sağlıklı mı gerçekten?” diye de sorguluyorsun. Erkek karakter… sinir bozucu. Gerçekten. Yer yer “yeter artık” dedirtiyor. Ama işte yazarın yaptığı şey şu: seni o karakterden nefret ettirip sonra yavaş yavaş onun neden böyle olduğunu gösteriyor. Bir noktadan sonra empati kurmaya başlıyorsun, istemesen bile. Kadın karakter tarafında ise daha kırılgan bir yapı var. Bazı okurlar bunu sevmeyebilir çünkü güçlü kadın beklentisi olanlara biraz pasif gelebilir. Ama ben bunu daha çok duygusal bağımlılık ve takıntı hali olarak okudum — yani bilinçli bir tercih gibi geldi. Kitabın en güçlü yanı kesinlikle duygu yoğunluğu. Sürekli bir “angst” hali var: İç sıkıntısı , özlem ,pişmanlık ,bastırılmış duygular ... Bazen fazla bile geliyor, yalan yok. Ama tam da bu yüzden sürüklüyor. Hani “bir bölüm daha okuyayım” deyip geceyi bitiriyorsun. Ama şunu net söyleyeyim: Eğer tatlı, romantik, iç ısıtan bir aşk hikâyesi arıyorsan bu kitap seni yorar. Çünkü burada aşk biraz: Karanlık ,takıntılı ,sorunlu ... Genel olarak benim hissim şu oldu: Mükemmel bir kitap değil ama etkileyici bir deneyim. Yetişkin iceriklidir...
Karanlığın ÖdülüSaffron A. Kent · Lapis Kitap · 2025133 okunma
8/10
·192 syf.··
2021 43. kitabı
·
256 günde okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2021 00:00
Varoluşçu felsefenin öncüsü Kierkegaard'ın "kaygı" (angst), özgürlük, günah ve seçim kavramlarını teolojik-felsefi bir çerçevede inceleyen akademik bir tez çalışmasıdır. İnsanın özgürlüğünün getirdiği o ağır yükü ve hiçlik karşısındaki bunalımını, toplumsal/tarihsel koşullardan (yabancılaşma) tamamen soyutlayarak bireysel bir ruhsal krize indirger. Burjuva bireyin, kapitalist dünyanın anlamsızlığı karşısında yaşadığı çaresizliğin felsefi meşrulaştırılmasıdır.
1000Kitap
Soren Kierkagaard'da Kaygı KavramıYasemin Akış · Ayrıntı Yayınları · 201556 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·80 syf.··
2026 69. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2026 20:48
Her ay bir Zweig kitabı okuyorum uzun süredir. Bu ayki kitabım Korku oldu .Orijinal adı Angst . Üst orta sınıfa mensup, rahat bir hayat süren Irene Wagner’in hikayesini okuyoruz. Irene’in hayatı, kocasını aldatması ve bu sırrı bilen bir kadın tarafından şantaja uğramasıyla altüst olur. Irene ile ona şantaj yapan kadın arasında inanılmaz bir kovalamaca yaşanıyor. Irene çoğunlukla kendi içinde hesaplamaya giriyor en çok .Çünkü kocası nedeniyle burjuva hayatı yaşıyor ve çok şey kaybedecek eğer ortaya çıkarsa.. Kitabın konusunu Suç ve Ceza ya benzettim ben aslında. Nasıl ki orda Raskalnikov işlediği suçu kimse bilmediği halde vicdanıyla hesaplaşıyor,bu kitapta da Irene ortaya çıkması ihtimali az da olsa bu korkuyla yaşıyor. Asıl ceza, yakalanmak değil; yakalanma ihtimalinin yarattığı o bitmek bilmeyen bekleyiş.Endişe daha cok yiyip bitiriyor Irene yi .Ama aynı zamanda fiziksel olarak da acı çekiyor .Dışarı çıktığında klostrofobisi oluşuyor. Rüyaları ve tepkileri Freudyen alıntılar taşıyor. Irene nin de en büyük korkusu, kocasını kaybetmek degil zengin yaşamını kaybedip ,sınıf düşmek. Zweig kitaplarında çoğunlukla burjuvazi eleştiriliyor zaten . Zweig in okudukça yeni kitaplarını görüyorum. Sanırım bu seri bitmeyecek.. Kitapla kalın dostlar... Korku Stefan Zweig
KorkuStefan Zweig · Kızıl Panda · 2021124,9bin okunma
3/10
·432 syf.··
2026 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2026 22:55
ben herhangi bi texting fanficten daha cok keyif alıyorum bu kitap tek basına cok yetersizmis cidden ve angst havası yoktu. oyle aman bi beklentim de yoktu ztn kuzenim istedi diye beraber okuduk pdf bye
İzmaritCemal Latifoğlu · Ephesus Yayınları · 2024912 okunma
Puan vermedi·56 syf.··
2026 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2026 00:00
-Varım! O hal’de düşünüyorum…- Felsefe temeli olanlar için — özellikle Heidegger’e aşina olanlar adına — bir oturuşta okunabilecek, kısa ama son derece etkileyici bir eser. Heidegger bu eserde, hiçlik kavramı üzerinden varlığı temellendirirken, kendi felsefesinin pek çok temel kodunu da satır aralarına ustalıkla yerleştirir. Bu incelemede, eseri içerik analizi üzerinden ele almak istiyorum. Heidegger’e göre hiçlik, var olanları geri çekilmeye zorlayan bir açılıştır. Tam da bu geri çekilme sayesinde, var olanları ilk kez gerçekten “var olan” olarak fark ederiz. Bu nedenle hiçlik, metafiziğin sınırı değil; bilakis onun başlangıç noktasıdır. Oysa geleneksel Metafizik, hiçliği dışladığı için varlığı düşünemez hâle gelmiştir. Yani: Hiçlik varlığı yok etmez; onu görünür kılar. Heidegger’de hiçlik, basit bir yokluk değildir. Kaygı (Angst) deneyiminde var olanların anlam ufkundan geri çekilmesiyle açılan ve varlığı açığa çıkaran ontolojik bir ufuktur. Kaygı yaşadığımızda nesneler hâlâ oradadır; fakat artık “işe yarar”, “önemli” ya da “tanıdık” değildirler. Dünya sessizleşir, anlamsızlaşır, tutunaksız bir hâl alır. İşte tam bu anda hiçlik hiçler — yani var olanları anlamlarından soyar. Çünkü Heidegger’e göre biz çoğu zaman varlığı değil, yalnızca var olanları görürüz. Varlık, gündelik ilişkiler içinde arka plana düşer. Ancak var olanlar geri çekildiğinde, varlığın kendisi görünür hâle gelir. Dolayısıyla: Das Nichts nichtet! Hiçlik hiçler — varlık açığa çıkar. Felsefeyle kalın… Martin Heidegger Metafizik Nedir?
Felsefe
Metafizik Nedir?Martin Heidegger · Kaknüs Yayınları · 2017536 okunma
Puan vermedi·70 syf.··
2026 9. kitabı
Stefan Zweig’ın Korku (Angst) eseri, aslında fiziksel bir tehditten ziyade, insanın kendi zihninde yarattığı o karanlık dehlizlerin hikayesidir. Kitabı okurken fark ediyorsun ki; korku, dışarıdan gelen bir darbe değil, içeriden sızan ve ruhu yavaş yavaş ele geçiren bir zehirdir. Zweig, bu kitapta korkuyu bir duygudan öte, bir varoluş biçimi olarak ele alıyor. Hikaye ilerledikçe şunu anlıyorsun: İnsanı asıl yıkan şey yakalanmak ya da cezalandırılmak değil, bu ihtimalin yarattığı o bitmek bilmeyen bekleyiş. Korku duyan insan, en yakınlarına bile bir yabancı gibi bakmaya başlar. Güven duygusu bir kez zedelendiğinde, her gülümseme bir tehdit, her soru bir sorgulama gibi görünür. Zweig bir "gerilim" yazarı değildir; o bir "ruh daralması" yazarıdır. Sayfaları çevirirken karakterin nefes alışlarının hızlandığını, avuçlarının terlediğini hissedersin. Bu kitap, "Ne olacak?" sorusundan ziyade "Bir insan bu baskıya ne kadar dayanabilir?" sorusuna odaklanır. Kendi Düşüncem: Kitap bize şunu fısıldıyor: Saklayacak bir sırrınız olduğunda, artık tüm dünya sizin için bir aynaya dönüşür ve o aynada sadece suçluluğunuzu görürsünüz. Eğer insanın iç dünyasındaki fırtınaları, bir suçun yarattığı o ağır psikolojik yükü ve modern insanın "konfor alanı" içindeki çaresizliğini görmek istiyorsan, bu kitap bir başyapıt. Zweig, olay örgüsünden ziyade duygu yoğunluğuyla seni sarsmayı hedefliyor. Korku, sadece bir kadının kaçış öyküsü değil; hepimizin hayatında bir kez bile olsa hissettiği o "ya ortaya çıkarsa?" endişesinin en rafine halidir.
KorkuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2022124,9bin okunma