Puan vermedi·304 syf.·
2026 17. kitabı
​Bu sene okumalarım pek ilerlemiyor; başlıyorum, bırakıyorum; başka bir kitaba başlıyor, yine bırakıyor, yine başlıyor ve yine... Bu durum, bir kez daha bana okumanın, hayatım için öğrenmekten çok daha öte bir anlam ifade ettiğini hatırlatıyor. Okumak beni sakinleştiren, hayatta tutan, yeni güne başlamaya cesaret veren, dostluk eden, haz veren ve nefes aldıran bir araç. Bunu sürdürmenin zor olduğu zamanlarda oldukça zorlanıyorum. Kitap incelemesine neden böyle başladım acaba? :) Yalom’un bu kitabındaki kendini açmalarından mı etkilendim? Muhtemelen... ​Yalom’un —şimdilik— son kitabı olan Kalp Saati, eşi Marilyn’i kaybettikten sonra ve hafıza sorunlarının oldukça ilerlediği bir dönemde kaleme alındı. Bir nevi "çift yas" süreci de diyebiliriz. Hafızası iyice zayıfladığından, yalnızca tek seferlik danışmanlıklar yapmaya karar veriyor ve "Burada ve Şimdi" ilkesiyle bu tek seferlik görüşmeleri yürütüyor. Kitap, bu danışmanlık sürecinden bazı seansları konu alıyor. Okurken içimdeki eleştirel ses hemen karşı çıktı: "Tek seanstan nasıl bir fayda umuyor?", "Bu tutum fayda sağlamaktan çok bencilce bir eylem gibi durmuyor mu?", "Kendi öznel durumumuza göre bir alanı şekillendirmek etik mi?" vs. İçimde her şeye dırdır eden bir yapı var, ben onun sesini duruma göre kısıp açıyorum, yoksa tüm ömrümü eleştiriyle, mızmızlıkla, huysuzlukla ve önyargıyla geçirirdim. İnsanın, kendine kulak vermemesi gerektiği zamanları bilmesi şart. ​Her neyse, kitabımıza dönersek... Bu tek seanslık görüşmelerin etkili olabileceği konusuna şüpheyle yaklaşmakla birlikte, kitabı okurken aslında görüşmelerin o seansta başlamadığını da görüyoruz. Yalom’un kitaplarını okumuş, eğitimlerine katılmış yahut eskiden tedavi sürecini yönetmiş kişileri danışan olarak kabul ettiği göz önüne alınırsa, bu ilişkinin
Kalp SaatiIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 2025162 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2023 90. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2023 04:12
‎Yun Ko-eun, Afet Gezginleri ile okuru, yıkımın bile bir "ürün" olarak satılabildiği o soğuk ve tekinsiz dünyaya davet ediyor. Romanın merkezindeki "Jungle" adlı turizm şirketi, afet bölgelerini egzotik birer destinasyon olarak pazarlarken, aslında çağımızın en büyük hastalığını teşhir ediyor: Felakete karşı duyarsızlaşma. ‎ ‎Yun Ko-eun, felaketi bir olaydan ziyade, bir ruh hali gibi tanımlıyor: “Afet dediğimiz şey tıpkı depresyon gibi, her yerde uykuya yatmış bekliyordu.” Bu cümle, kitabın ürkütücü atmosferini kusursuz özetliyor. Afet, bir gün aniden kapımızı çalacak bir misafir değil; zaten bizimle yaşayan, hayatımızın dokusuna işlemiş, her an tetikte bekleyen sessiz bir potansiyel. İnsan, kendi içsel yıkımı olan depresyonla dışsal yıkım olan afeti aynı potada eritiyor. Bu potada eriyen aslında felaketin, modern insanın konfor alanına sızmak için fırsat kollayan bir gölge olduğu gerçeğidir. Yazarın kurduğu bu bağ, afetleri dış dünyada gerçekleşen talihsizlikler olmaktan çıkarıp, insanın zihnindeki o karanlık, hareketsiz ve her an uyanmaya hazır kuluçka evresine taşır. Bir anlamda bizler, felaketlerin sadece tanığı değil, onları kendi içimizde büyüterek gündelik hayatın sıradanlığına yediren taşıyıcılarıyız. Bu sessiz bekleyiş, insanın kendine yabancılaşmasının ve hiçbir şeyin nihayetinde yolunda gitmeyeceğine dair o derinden gelen, bastırılmış kabullenişin sessiz bir yansımasıdır. ‎ ‎Roman, zamanın lineer akışını değil, içsel olarak genleşen anların ağırlığını tartıyor: “Bazen şu an içinde bulunduğumuz andan daha kısa bir boşluk hayatımıza daha büyük bir etki edebiliyordu.” Karakterimiz Yona için o "boşluk", şirkette yaşadığı tacizle başlayan ve Mui adasında derinleşen kırılma anlarıdır. Hayat, uzun yıllar süren çabalarla değil, saniyelik bir boşlukta, o "yapılmayan"
Edebiyat
Afet GezginleriYun Ko-eun · Doğan Kitap · 202384 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi
"Diyeceğim basit. Diyeceğim kısa. Bu satırları belki taze bir pazartesi, belki yorgun bir çarşamba, belki tembel bir pazar günü okursun. Günler mühim değil, zaman insan icadı. Ama isterim ki bu satırlar ne zaman karşına çıkarsa çıksın, sen onları o zaman kendine küçücük bir işaret olarak alasın. İçinin bir yerine bir kelime dokunsun, elinin gitmediğini cesaretin, cesaretinin yetmediğini elin uzansın. İsterim ki kalbin hayatında bir yeniye açılsın, sonra da en beklemediğin anda hayatına alışılmış değildi henüz kendisiyle hiç tanışmamış heyecanlar yayılsın. Bir de isterim ki şunu hep hatırla. Bildiklerin, sadece bildiklerin. Bilmediklerin ise bir koca dünya. Bir de aramızda kalsın; şimdi bunları sana yazıyor gibi görünüyorum ya, aslında kızım sana söylüyorum ama gelinim lütfen sen de anla
Pazartesi MektuplarıEge Soley · Doğan Novus · 2023180 okunma
Ebeveynlik yolculuğu rehberi
Puan vermedi·462 syf.··
2025 5. kitabı
Bu kitabı okumadan önce 'Bir aile meselesi' kitabını okudum. O kitap sayesinde geçmişimi, çocukluğumu gözden geçirdim ve sonra kendi çocuklarımla olan ilişkilerimi düşündüm. Sorun ları tespit etme süreci oldu. Sonra bu kitabı okudum. Bu kitap ise tüm o sorunları basit ama etkili şekilde nasıl çözeceğimi söyledi bana. Olumlu çok etkisini gördüm. Özellikle içinde başka ebeveyn ve çocukların yaşadıkları zorluklar, bunların çözümü üzerine bolca örnek var olması çok hoşuma gitti. Bu örnekler sayesinde okuduklarımı çok daha kolay uyguladım hayatıma. Kesinlikle her ebeveynin okuması gerekli. Üst perdeden konuşup şunu yap bunu yapma demiyor. Tam aksine basit düşün, çocuk gibi düşün diyor.
Anne Baba Lütfen Beni AnlaJoanna Faber · Beyaz Balina · 2018391 okunma
Puan vermedi·148 syf.··
2026 31. kitabı
Siddhartha, hayatın anlamını bulmak isteyen genç bir adamın yolculuğunu anlatıyor. Bilgelerin yanında eğitim alıyor, farklı öğretiler öğreniyor, zenginliği ve aşkı deneyimliyor. Fakat geçtiği her durak ona yeni bilgiler verse de aradığı huzuru vermiyor. Yolculuk ilerledikçe anlıyoruz ki aradığı şey dışarıda bir yerde saklı değil. Bu yüzden anlatılanlar bir gezginin hikâyesinden çok, insanın kendi içine doğru yaptığı uzun bir yürüyüş gibi hissettiriyor. Çoğu insan gerçeğe ulaşmanın yolunu bir şeyler eklemekte arar; daha fazla bilgi, daha fazla deneyim, daha fazla başarı... Burada ise tam tersi bir düşünce var. Sanki insan olgunlaştıkça büyümüyor, aksine fazlalıklarından kurtuluyor. Siddhartha'nın geçtiği yollar bana bir heykeltıraşı hatırlattı. Heykeltıraş yeni bir şey yaratmaz, taşın içindeki şekli ortaya çıkarmak için gereksiz parçaları kaldırır. Belki insanın kendini bulması da böyledir; eksik olduğumuz için değil, üzerimize yapışan fazlalıklardan dolayı özümüzü göremediğimiz için kayboluruz. Nehir boyunca akan sessizlik, sayfalar boyunca anlatılan birçok düşünceden daha güçlü geldi bana. Çünkü nehir geçmişi tutmuyor, geleceği beklemiyor; sadece akıyor. İnsan ise çoğu zaman yaşayamadığı dün ile henüz gelmemiş yarın arasında sıkışıp kalıyor. Belki de huzur dediğimiz şey yeni bir yere ulaşmak değil, bulunduğumuz anla kavga etmeyi bırakmaktır. Eser kapandığında aklımda kalan düşünce buydu: İnsan dünyayı fethedebilir, sayısız bilgi öğrenebilir ama kendisiyle barışmadığı sürece hâlâ yolun başındadır.
Edebiyat
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202447bin okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2026 102. kitabı
Mitch Albom Bir Kere Daha “Bazı yılları birkaç anla hatırlarsın ,bazı anları ise yıllarca .. Sonra olan şey ,kalbimden hiç çıkmayan bir anı oldu …” “Ya hayatınızdaki her şeyi bir kere daha yaşama şansınız olsaydı?”sorusunu kapakta gördüğüm andan itibaren eser beni kendine çekti.Okumaya başladığım andan itibaren elimden bırakamadım arkadaşlar.Sanırım toplamda beş saatte bitmiştir Esere Alfie i,Dedektif Vincent tarafından sorgulanırken merhaba diyoruz.Alfie,Bahamalar’daki bir kumarhanede,rulet masasında buyuk paralar kazandıktan sonra hile yaptığı şüphesiyle gözaltına alınır.Dedektif Vincent onu sorgularken,Alfie,Dedektif e tüm cevapların siyah mermer desenle kaplı bir kompozisyon defterinde olduğunu söyler ve dedektife defteri okumaya başlar.Alfie nin defterinde hayatın,acı tatlı her anına şahitlik ediyoruz. Annesinin ölümünden sonra babası ile birlikte Afrika dan Amerika ya dönen Alfie nin,kendine olan güveni sarsılır,insanlarla iletişim kurmakta zorlanır.Akşamları babası tv bakarken kalbi hızla çarpar,nefes almakta güçleşir,sürekli korkmaktan,her an kötü bir şey olacakmış gibi hissetmekten yorulmuştur. Ta ki aklına annesinin ölüm döşeğinde kendisine söylediği o yeteneği hatırlayana kadar.Bu ikinci şans yeteneği,ailelerinde ki bazı insanlara tanrısal bir armağan olarak verilmiş.Bu armağanı Alfie de taşımaktadır. İkinci şans yeteneğinde Alfie,hayatının herhangi bir anını seçip bir kez değiştirebiliyor sonra yeni halinin tekrar değiştirme şansı olmuyor o sonuçla yaşamak zorunda.Ayrıca bu ikinci şansta gelen ölümü geri döndürme imkanı yok.Eceli gelen maalesef gidiyor.Ölümden kaçış yok Alfie nin,Afrika da tanıştığı orda yaşarken Prenses dediği cocukluk aşkı Gianna ile yeniden yolu kesiştiği sayfaları merakla okurken yakın arkadaşı Wesley kaybettiği sayfalar beni üzdü Kitabı
Bir Kere DahaMitch Albom · Destek Yayınları · 202645 okunma