Siz yaralarınızı bugün neyle sarıyorsunuz?
Bir zamanlar yaralarımı yara bantlarıyla kapatmaya çalışırdım. Şimdi ise bir fincan kahve, birkaç sayfa kitap ve yanı başımda uyuyan bir kediyle sarıyorum kendimi. Bazı yaralar zamanla geçmez; ama iyi cümleler, güzel hikâyeler ve huzur veren anlar onlarla yaşamayı öğretir.
1000Kitap
Bazen keşke hayatın da bir ayarlar menüsü olsa.
Zor anılar → Sil Utanç verici anlar → Kalıcı olarak kaldır Fazla düşünme → Kapat Motivasyon → %100 Para → Sınırsız Ama yok...
Reklam
Mesela bazı şeyleri bazı kimselere anlatmak gerekir. Bunun ihtiyacı içerisine girersiniz. Çünkü sadece ondan gelecek olan en etkilisidir. Ama anlatamazsınız. Çünkü sebepler vardır. Çünkü anlamayacaktır. Belki anlar. Anlasa da üzülür çünkü anlayacağı şey anlamak isteyeceği şey değildir. Onu bu durumda bırakmak istemezsiniz. Korkak olduğunuzdan. Çok düşünceli olduğunuzdan değil. Ortaya çıkacak kaos ya da o kişinin elde edeceği üzüntüyle birlikte sizi bırakabilecek olması düşüncesi rahatsız eder. Rahatsız eder. Eder de eder. Rahatsızlar. Siz de rahatsız olun. Herkes gibi. Rahatsız olun. Rahatsız olun. Anlatmanın farklı yollarını seçersiniz. Anlatmak için farklı yollar bulursunuz. Bir şey yaparken başka bir şeyi kast edersiniz içten içe. Mesela a dersiniz ama asıl mesaj b'dir. Karşınızdaki kişi a'ya bir cevap verir ama siz o cevabı b'ye veriyormuş gibi kabul edersiniz. Biraz zor bir şey değil mi? Her zaman içinizde bir fonksiyon var gibidir. Devam etmek istiyorsan bir şeyleri dönüştürmen gerek. Dönüştür ve dönüştür. İnsan bazen yoruluyor. Mesela insan yoruldum da diyebilmeli. Ben kışı sevmiyorum diyebilmeli. Kıştan nefret ediyorum diyebilmeli. Ben şahsen kıştan nefret ediyorum. Neden etmeyeyim ki? Etmemem gerektiğine neden inandırayım kendimi? Ediyorum, ediyorsam kabullenirim. Kimse çok da iyi olmak zorunda değil. Doğru olanı yapmak adına başka şeylere karşı vermeniz gereken tepkileri kıstığınız zaman o tepkilerin çok daha şiddetlisini kendinize karşı veriyorsunuz. Ne gerek var? Kışın cibiliyetini sikeyim. Hak edene karşı senin cibiliyetini sikeyim diyebilin. Demiyorsanız da bari kendi içinizden söyleyin. Ama söyleyin. Söylemiş olun. Ne demiş Oğuz Atay? ''Sizleri durdurmak mümkün değildir. İçinizden devam edersiniz sonra.''
Belki de insan sevilmekten çok anlaşılmayı istiyordu...
Nilgün Marmara intihar ettikten sonra eşine "Nasıl biriydi" diye sorarlar. Eşi" Şiir yazdığını bile bilmezdim,bütün gün tıpır tıpır bir şeyler karalardı bir köşede." Nilgün Marmara ise yaşarken bir şiirinde bu durumdan şöyle bahseder: Yabancıların en yakınıydın sen... Ruhlarımızın benzer olduğu insanlar her halükarda bizi anlar. Velhasıl kelam solmak çiçeklere özgü bir şey değil,insan da anlaşılmadığı yerde solar.
Duygu ve Düşünce
Biri sana değersiz dedi diye, kendini değersiz hissetme. Çünkü değerli taştan ancak ku­yumcular anlar.
Alıntı
Bir şey öğrenilmeden alışkanlık kazanılmazsa; bana kendi başarılarımdan çok, başkasının başarısıyla kendi başarısızlığımı kıyaslayıp kendimi kötü hissetmeyi kim öğretti? Eğer bunu kendi kendime öğrenemiyorsam, içimde bir yerlerde bu haksız kıyasın öğretildiği, o yetersiz hissettirildiğim anlar saklı olmalı bașka bir açıklaması yok.
Felsefe
Reklam
Reklam