• “ALLÂH’tan başka vârlıkları ilâh yerine koyup, kendisine sığınak edinenlerin durumu, kendine bir yuva edinen örümceğin durumu gibidir. Oysa yuvaların en zayıfı örümcek yuvasıdır. Keşke o müşrikler bu gerçeği anlayabilseler!”

    (Ankebût Sûresi - 41. âyet)
  • Keşke ülkemizde, bir çoğu batan ve batıran ticaret adamları bu basit mantığı anlayabilseler...

    "Çok param olduğu için iyi maaş
    veriyorum. İyi maaş verdiğim için
    çok param var. Unutmayın:
    Çalışanı ezen değil değer veren kazanır.

    __Robert Bosch
  • Gerçekten de konuşularak yapılmayacak iş yoktur. İhtilaller
    çıkartılabilir, birileri âşık oldurulabilir ve hatta intihar ettirilebilirdi.
    Konuşarak her şey yapılırdı. Ve bana çok komik geliyordu.
    Birisinin ağzından çıkan, üç yüz kilometre uzakta doğmuş başka
    birine hiçbir anlam ifade etmeyen kelimeler dünyayı yönetiyordu.
    Bir sürü harf, ses, cümle, tiyatro, şarkı sözü... Kendinizi öldürtmeniz
    için bir grup manyağın araşma dalıp hepsinin annesine
    oral seks yaptırdıktan sonra kırbaçlamak istediğinizi söylemeniz
    yeterli olurdu. Ve ağzınızdan kopan sözleri yanlışlıkla söylemiş
    de olabilirdiniz. Diliniz sürçmüş olabilirdi, o insanların lisanlarına
    hâkim olamadığınız için cümleyi yanlış kurmuş da olabilirdiniz.
    Ama yok ! Karşınızda ağzınızdan çıkan her sese bir anlam
    vermek için yanıp tutuşan bir geri zekâlı sürüsü varken böyle bir
    ihtimal olamaz onlar için. Kelimelerle ne kadar çok yapacak şey
    var. Biraz uğraşmak yeter dünyanın bir yarısını diğer yansına satmak
    için. Ve çok aşağılık bir durum. İletişim diye bir şey yok. Fazla
    iyimser bir kavram. Hayatı renklendirmek için. Kim bilebilir kimin
    bir lafı inanarak söylediğini. Ya deliyse konuşan. Ya ne dediğini bilmiyorsa Ya bir yalancıysa..
  • 141 syf.
    ·3 günde·9/10
    Eveet sonunda uzun zamandır merak ettiğim “Ölü ozanlar derneği”ni okumuş bulunuyorum. Kitabı merak etme sebeplerimden biri (en büyük sebebi) “Carpe diem” :))

    Bu siteye giriş yaptıktan sonra profil ismi olarak kendi ismimi değil de en sevdiğim latince ifade olan ve benim her yerde logoma dönüşmüş olan “carpe diem”i kullanmak kararı aldım. Her şey bundan sonra başladı :Dd.
    Kaç tane mesaj geldi “Ölü ozanlar derneği”ni okudunuz mu, “Ölü ozanlar derneği” filmini izlediniz mi gibisinden. Acaba neden herkes “Ölü ozanlar derneği”ni soruyor diye merak ettim açtım araştırdım kitabı. Bir de ne göreyim. “Carpe diem” kitabın esas konusu :D.

    Ben bu ismi lise yıllarından bu yana bu kitaptan ve filmden hiçbir haberim olmadan kullanıyordum. Ama gel gör ki “Carpe diem” felsefesine ait çok güzel bir kitap varmış. İsmimin vesilesiyle tanıştım bu kitapla ve iyi ki tanışmışım.

    Daha fazla sizin kafanızı meşgul etmeden incelememe geçeyim :))

    *******
    ~Kitaptan bazı olaylara değineceğimden dolayı SPOİLER olabilir. Şimdiden uyaralım da sonra “Senin yüzünden spoiler yedim” gibi şeyler duymayalım :)

    *******
    Hepimizin içinde gizli tutkular, gün yüzüne çıkmasını bekleyen yeteneklerimiz var. Peki hepimiz bu yeteneklerimizi değerlendiriyor muyuz? Küçüklüğümüzden beri “Büyüyünce ne olacaksın” sorusuna kalıp haline gelmiş yanıtlar veririz: doktor, öğretmen, polis, avukat ve s. Ama hiçbir çocuğun ağzından ben yazar; oyuncu; müzisyen; ressam, olmak gibisinden şeyler pek duymadım. Belki de istemişlerdir ama çoğu zaman ebeveynler tarafından “Yazar olup da ne yapacaksın git doktor ol” gibi şeyler duyduklarından dolayı bu isteklerini dile bile getirmez olurlar. #53414619

    Ebeveynlerimizin elbette üstümüzdeki haklarını ödeyemeyiz ama haklılar mı çocukları bu kadar kalıba sokmakta? Benim oğlum (kızım) öğretmen; avukat; doktor olacak derken çocuğa da fikrini sormak gerekmez mi? Yazar; oyuncu bunlar meslek değil mi? Eğer çocuğunuz bu alanda kendini iyi ve yetenekli hissediyorsa ona köstek yerine destek olmak daha iyi olmaz mı? Tabii ki de daha güzel olur.

    Çocukların psikolojisini oluşturan temel unsur ailedir. Çocuklarınızı kendinizden uzaklaştırmak istemiyorsanız onlara söz hakkı tanıyın. Yeteneklerini keşfetmelerine izin verin. Bir konuda kendini iyi görüyorsa arkasında durun. Sadece maddi olarak değil manevi olarak destek olun. Yoksa onların da sonu Todd gibi olur ve sizden uzaklaşırlar( #53407779 ). Daha da ileri giderse Neil gibi bir trajedik sonla karşı- karşıya kalırsınız...

    Kitabı okurken daha bir kaç sene önce sırf üniversiteyi kazanamadı diye kendini asan çocuk geldi aklıma... O çocuk o kadar çok psikolojik baskı görmüş ki hem evden, hem hocalardan üniversiteye giremediğinden dolayı canına bile kıymış #53486973 .Her sene böyle haberler duyuyoruz maalesef. Ailesinin baskısı yüzünden kendi canına kıyan yüzlerle genç var.

    Bu yüzden anne babalar çocuklarının sözlerine fikirlerine saygı duymalılar. Yoksa sonunda fikirlerine saygı duyacak bir çocukları bile kalmayacak...

    Kitaptaki ikinci güzel mesaj hocalara veriliyor.
    Kitabı okudukca keşke bir tane bile olsa Bay Keating gibi hocam olsaydı dedim. Ama maalesef tüm hocaların ister lisede, isterse de üniversitede yaptığı tek şey kitaptaki kendilerine dayatılan konuları bize ezberletmek. #53330038
    Beyni geliştirmek, çocuğun özgür düşünmesini sağlamak hiçbirinin umrunda değil. Ve bu yüzden “okumuş cahiller”in sayı günü günden artıyor.

    Öğretmen çocuğa yol gösterendir. Psikolojini etkileyen ikinci etken öğretmen baskısı. Bu yüzden öğretmenler çocuk psikolojisini çok iyi bilmeli ve her çocuğa kendi psikolojisine göre davranmalı. Todd gibi nice çocuklar var kendine kapanan, fikrini söylemeye çekinen. Böyle çocuklara kitaptaki bilgiden önce kendini ifade etmesi öğretilmeli. Keşke bunu hocalar anlayabilseler ve çocuklara buna göre davransalar.

    Kitap her açıdan anlaşılması ve ders çıkarılması gereken bir kitap. Okurken çok duygulandım. Özellikle ebeveynlere ve öğretmenlere okutmamız gereken bir kitap. Belki dönüp kendilerine bakarak yaptıklarını sorgulamalarına vesile olur.

    Vee incelememe hayat felsefeme ve logoma dönüşmüş “carpe diem”le son vermek istiyorum :)).

    “Carpe Diem”- “Anı yaşa”
    Hayatımda hep bu felsefeyle yaklaşmaya çalıştım. Anı yaşamak. Bir şeyi yapmak şansımız varsa yapmalıyız. Hayat ertelemeye gelmiyor. Günü gününe yaşamak lazım hayatı. Ne demiş şair:

    "Topla gül goncalarını toplayabilirken,

    Zaman uçup gidiyor.

    Bugün sana gülümseyen çiçekler

    Yarın soluveriyor"

    Ne olursa olsun hayatı sevin, hayata tutunacak bir şeyler bulun. Ve en önemlisi hep gülümseyin :)). Sizin üzülmenizi isteyenlere inat hep mutluluk olsun yüzünüzde :))
    Şunları da bırakayım buraya motive olmak için:

    #53473550

    #53390176

    #53377196

    #53348546
  • ..."Anlarlarsa" diyorsun. Anlasınlar umurumda değil. Keşke anlayabilseler. .. Herkesin seni olduğun yerde görmesini, bilmesini isterdim. Ben sende yaşamanın kavramını buldum. İç aleminin sonsuz hazinelerini önüme serdiğin zaman anladım yaşadığımı. Güzelliğinin manyetik alanından dışarıya çıkamaz oldum. ...
  • Keşke insanlar yaşamımızın kısa olduğunu ve kötü olan her şeyden vazgeçilmesi gerektiğini sonunda anlayabilseler. Yeryüzü boğuluyor. İnsanlar depremlerden korkuyorlar ve Tanrı’ya dua edip bu gibi felaketlerden kendilerini kurtarması için yalvarıyorlar. Oysa ben onları arzuluyorum, çünkü ancak o zaman yeryüzünün soluk alabileceğini biliyorum.
  • "Anlarlarsa" diyorsun. Anlasınlar umrumda değil. Keşke anlayabilseler..