Kitabın isminden ötürü bir boşanma süreci okuyacağımı düşünmüştüm ama tam olarak öyle değildi.
Kitap babası ve dedesi yargıç olan Komives'in yargıçlık yapacağı bir boşanma davasının taraflarından Doktor'un, çocukken sınıf arkadaşı olduğunu fark etmesiyle başlıyor.
Komives, yitirilen değerleri, aile bağlarını, gelenekleri temsil eden bir karakter.
Boşanmanın taraflarından Doktor, kendi iç çatışmalarından çıkamadığı için eşini yani Anna'yı tam olarak göremeyen biri.
Anna, hep istediği gibi yaşamış ama kimsenin gerçekten ne istediğini sormadığı biri.
Anna'nın dilinden bir şey okumuyoruz kitapta. Başta Komives'i tanıyoruz ve okuyoruz. Sonra Doktor, Komives'i ziyarete geliyor. O noktadan sonra da daha çok Doktor'u dinliyoruz.
Doktor'un idealleştirdiği bir kadın var : Anna. Onunla evleniyor ama yürümüyor ilişki. Sözde kadın Komives'in ona teklif etmesini beklemiş de Komives de aslında rüyalarında Anna'yı görüyormuş da... Bu kısımların ayakları yere basmıyordu. Bu açıdan sevmedim. Mış mış larla ömür de geçmez roman da. Doktor'un kendi iç görülerini paylaştığı kısımlar ve yargıcın kendini ve durumları anlattığı yerler güzel.
Sandor Marai yazdığı için okunur. Kurgu sağlam değil, içerik iyi. Kayda değer analizler var. Karakterler karakterli değil :)