Hayır, annesine karşı bile içten olamayacak, ona bile kendine huzur yüzü göstermeyen korkularını itiraf edemeyecekti.
**Kuzummm**
...Annesi her geçen gün ona daha çılgınca bağlanıyordu.Onu okşuyor, öpüyor, gıdıklıyor, yıkıyor, süslüyor, yiyesi geliyordu! Aklı başından gidiyor, Tanrı'ya şükrediyordu...
Sayfa 227 - Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Bana ait o tutkulu korkusuzluğu, annem beni doğururken yaratmadı. İnsanın içindeki korkuyu ya da korkusuzluğu üreten, insanoğlunun tüm evrimindeki hiçbir anne değil. İlk insandan çok daha gerilerde, korku ve korkusuzluk, aşk, nefret, kızgınlık, bütün duygular insanı oluşturacak mayaya dönüşmek için büyüyüp gelişiyordu."
Sayfa 263·Kitabı okudu
Alıntı
Annem mi, kardeşim mi, sevgilim mi? Bilmedim; Fakat bir kadındı o, ben yalnız onu sevdim. Yalnız hâtırasıdır bana kalan yadigâr.
Sayfa 61·Kitabı okuyor
Ben çocukken, annem en şefkatli anlarında “ancak bir annenin sevebileceği bir yüzüm olduğunu” söylerdi. Bunu söylerken sesi sıcak ve aydınlıktı. Sanırım beni en çok ne kadar çirkin olduğumu anlatırken seviyordu. Bu, ne kadar emek verdiğinin, ne çok fedakarlık yaptığının kanıtıydı; sevilmesi zor bir çocuğu sevmişti.
Sayfa 110·Kitabı okuyor
Şimdi yıldızlardan bakamıyorsun Göklerinde bir Belkıs otururdu Rüveyda Binlerce gökkuşağı olurdu kirpiklerin Güneş bir anne gibi dururdu başucunda Artık dokunamıyor kâkülün bulutlara Karalara bürünmüş saçlarında dolunay Ben bu kadar zulme lâyık mıyım Rüveyda