10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 18:55
Ne istiyorsun, hangi acıyı çekmek istiyorsun? Peki bütün acılar bize mi ait? Bazen bilerek veya bilmeyerek başkalarının acılarını da yüklenip sırtlanıyor muyuz? Peki ya travmalarımız? Çocukluktan bu yana sürükleyerek taşıdıklarımız… Hepsi bize mi ait? Bize ait değilse neden taşımakta ısrar ediyoruz? Peki anne babalarımız? Onlar sadece anne ve baba mı? Onların hayatları, ümitleri ve umutları ne? Ne zaman onları sadece insan olarak göreceğiz, görebilecek miyiz? Ya da başkalarının ne düşündüğünü neden bu kadar önemsiyoruz? Neden onların onayına bu kadar bağımlıyız? Başkaları olmadan, onların onayı olmadan yaşayamaz mıyız? Evet, bunlar gibi birçok sorunun cevapları mevcut. Elbette çoğu cevap tamamen tatmin edici olmasa da insana bir gayret veriyor. Kitap dört bölümden ve her bölümün içinde birçok başlıktan oluşuyor. Birçok travmaya, kendimize yüklediğimiz beklentilere ve seçtiğimiz ya da taşıdığımız acılara dokunuyor. Keyif verici ve tatmin edici yönü daha fazla aslında; bunu es geçmek istemiyorum. Bu yolculukta bana eşlik eden çok sevgili arkadaşıma da buradan teşekkürlerimi iletiyorum. Sen olmasan bu kitaptan haberim dahi olmayacaktı.. Büyük bir keyifle ve hasta yatağımda okudum, siz sağlıklı günlerde okuyun :)
Kendini Tüketmeden YaşaBeyhan Budak · Kronik Kitap · 202622 okunma
8/10
·248 syf.··
2026 43. kitabı
Selime teyze ve Meltem’in hikayesini okuyoruz. Biri anne baba hasretini anlatıyor diğeri dört tane çocuk büyütmüş eşi öldükten sonra kalan yalnızlığını anlatıyor. . Kitap su gibi ben bir günde okudum öyle bir edebi dili yok ki olmasın da zaten ,insanın içine oturacak hikayeleri okurken edebi dil aramıyorum ben okurken o kadar yutkundum o kadar üzüldüm ki ama Selime teyzenin iç sesini okurken de kahkaha attım . Anne babasızlık Meltem’in hikayesi , evlatların ayrı tek başına yaşayan Selime teyzenin hikayesi… Hangisi daha çok içine dokundu derseniz valla ikisi de … İnsan okurken maalesef hayatın acı gerçekleri ile yüzleşiyor bu kadar da olmaz deme oluyor , Selime teyzenin hikayesini okurken bir anne on evlada bakarmış da on evlat bir olup bir anneye bakamazmış cümlesi geldi aklıma her iki kadının yollarının kesişmesi ve birbirlerine içleri açması ve ondan sonra yaşananlar çok güzeldi ama sonu benim için eksik kaldı Selime teyzenin hikayesini okumak isterdim o bende yarım kaldı mesela . Mutlaka okumanız lazım muhteşem bir kitap demeyeceğim ama hayatın içinden okuma yapmak bu türde okumaları da seviyorsanız gönülden tavsiye ediyorum
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,6bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
İyisiyle kötüsüyle: Yaşayan karakterler
Puan vermedi
Füruzan’ın belki de en bilinen öykü kitabını okudum: Benim Sinemalarım. Kitaba adını veren öyküde, on altı yaşındaki Nesibe’nin anne babasıyla ilgili hislerini anlatan satırlar çok etkiledi beni. Tezgahtarlık yapan Nesibe’nin haftalığının neden arttığını sorgulamayan işsiz babası, hayallerde yaşayan annesi… Nesibe’nin plaj kabinlerinde yaşlı erkeklerle birlikte olmasından gelen parayı sorgulamayan baba, yaşıtı bir gençle el ele tutuşup güzel bir gün geçirmesini ise “namus” meselesi sayıp dayakla cezalandırıyor. Bu ikiyüzlülük, Nesibe kadar beni de kötü hissettirdi. İkinci öykü olan Temizlik Kolunda ise, okulda temizlik kolundan başka bir işe layık görülmeyen torununa öğüt veren yaşlı kadının sözleri dikkatimi çekti. Kırgınlıktan değil, dik durmaktan yana olan bu yaşlı kadın, kısa süreliğine de olsa öykünün merkezine yerleşti benim için. Ama kitapta en çok Bir Evin Dıştan Görünüşü ile Kış Gelmeden kaldı aklımda sanırım. Bir Evin Dıştan Görünüşündeki Fıtnat, memur kocasını yeterince hırslı olmadığı için küçümsüyor; çevresinde yükselen insanları gördükçe kendi gerçekleştiremediği hayalleri oğluna yüklüyor. Karakter bana çok tanıdık geldi. Kocasıyla yaptığı konuşmalar da öyle doğal ve sahiciydi ki zaman zaman bir öykü değil, bir evin içinden yükselen sesleri dinliyormuş gibi hissettim. Hayallerin kursakta kalması ne kadar kötüyse, Fıtnat’ın o hayallere ulaşmak için her şeyi mübah görmesi de beni bir o kadar kızdırdı. Kış Gelmedende ise Mehlika vardı. Kocasıyla sağlıklı bir iletişim kuramayan, yıllardır küçümsenmeye alışmış Mehlika… Yıllar önce evden kaçan erkek kardeşinin dönüşüyle birlikte hayatındaki çatlakları fark etmeye başlıyor. Bazı çatlakların kapatılamayacak kadar derin olduğunu görmek, Mehlika kadar beni de sarstı. Kitabı bitirdikten sonra öykülerden çok
Benim SinemalarımFüruzan · Yapı Kredi Yayınları · 2000431 okunma
8/10
·176 syf.··
2026 39. kitabı
Geçmişe dönebilseydiniz neyi değiştirirdiniz? Annesini kaybetmesinin üzerinden 7 sene geçmiş olmasına rağmen hala ilk günkü gibi yas tutan bir kadının hikayesini okuyoruz kitap boyunca. O kadar fazla pişmanlıkla ve “keşke” ile boğuşuyor ki kendi hayatına yabancılaşmaya başlıyor karakterimiz. “Ya daha iyi bir evlat olsaydım, ya onu o gün yalnız bırakmasaydım, ya hastaneye daha erken gitmiş olsaydık…” gibi bir sürü düşünce dolanıyor kafasında. Yine böyle düşündüğü günlerden birinde karşısına bir kitabevi çıkıyor ve biraz dolaştıkça anlıyor ki bu kitabevi normal bir kitabevi değil. İçerisindeki kitapları karıştırmaya başladıkça buradaki her bir kitabın bizzat yaşadığı anılardan oluştuğunu fark ediyor. Başka bir travmasına, başka bir anısına açılan bir kapı adeta her kitap. Hatta dilerse bu kitaplar aracılığıyla -kalan ömründen eksilmesi şartıyla- geçmişe bile dönebilir. Peki geleceğini tehlikeye atmak pahasına geçmişe dönmek iyi bir karar mı? Bu, annesini kurtarabilmesi veya bir şeyleri değiştirmesi için ona tanınmış bir fırsat mı? “Geride kalan” olmayı çok iyi işleyen bir kitap. Özellikle ana karakterin; zaman geçtikçe annesinin sadece bir “anne” olmadığını, daha bir sürü farklı sıfatla yaşadığını, onun da kendi kararları, istekleri, keşkeleri olan bir insan olduğunu fark etmesi beni çok etkiledi. Bana “Gece Yarısı Kütüphanesi” kitabını hatırlatan, küçük ama önemli detayları incelikle işleyen, bir şekilde içinizi ısıtacak anlamlı bir kitap. Hatıra Kitabevi
Hatıra KitabeviSong Yu-jeong · Yuzu Kitap · 20262 okunma
Puan vermedi·157 syf.··
2026 16. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 15:33
Necip Fazıl Kısakürek’in ruhumu en çok hırpalayan, beni varoluşsal sancıların en dibine çeken eseri şüphesiz "Bir Adam Yaratmak" oldu. Kitabı bitirdiğimde bir süre sadece duvara baktığımı itiraf etmeliyim. Yazar, Hüsrev karakterinin şahsında aslında insanın yaratıcıyla olan o tehlikeli, ince ip üzerindeki dansını anlatıyor. Kitabı kendi süzgecimden geçirdiğimde, beni en çok sarsan dinamikler ise baba-anne figürleri ve Selma ile Hüsrev arasındaki o çıkmaz sokak oldu. İşte benim gözümden, beni derin düşüncelere sevk eden o çarpıcı detaylar: Geçmişin Gölgesi ve Kaçınılmaz Kader: Baba Figürü Kitapta baba figürü, Hüsrev’in hayatının tam merkezinde duran devasa bir kara delik gibi. Hüsrev’in babası, kendini bahçedeki incir ağacına asarak intihar etmiş bir adam. Bu intihar, Hüsrev için sadece acı bir kayıp değil; adeta genlerine işlenmiş, kaçamadığı bir lanet. Hüsrev, yazdığı tiyatro oyununda da bir adama tıpkı babası gibi intihar senaryosu çiziyor ve oyunun başkahramanına babasının adını veriyor. Burada beni en çok etkileyen şey, Hüsrev’in babasının kaderini hem silmeye, onu anlamlandırmaya çalışması hem de bilinçaltında o kadere doğru sürüklenmesi oldu. Baba figürü, Hüsrev için geçilmesi imkansız bir sınır, çözülmesi gereken bir kördüğüm ve nihayetinde onu aklın sınırlarının dışına iten en büyük trajedi. Akıl Sağlığının ve Dünyanın Son Kalesi: Anne Figürü Eğer kitapta Hüsrev’i gerçek dünyaya, rasyonaliteye bağlayan tek bir halat varsa, o da şüphesiz annesidir. Anne figürü, Hüsrev’in deliliğe doğru attığı her adımda önüne etten bir duvar gibi örülüyor. O trajik incir ağacını kestirmek istemesi, oğlunu o uğursuz geçmişten ve babasının kaderinden koruma çabasının en somut, en iç sızlatan sembolü. Bana göre anne, bu eserde "teslimiyeti ve fıtratı" temsil ediyor. Hüsrev
Tiyatro
Bir Adam YaratmakNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 202011,6bin okunma
Yersiz Yurtsuz Bir Çocuk
Puan vermedi·152 syf.··
2026 40. kitabı
Vurdumduymaz, sürekli parasını çarçur edip borçlarla yaşayan bir baba, her şeyi sineye çeken sürekli kederli bir anne ve bu durumun ortasında kalmış küçük bir kız çocuğu. Kız çocuğunun dünyayı kavrayış şekli, masumluğu ve dünyaya olan çocuksu merakı kitabın sürükleyiciliğini artırmakla kalmayıp insanın yüzünde tatlı bir tebessüm de bırakıyor. 2. Dünya Savaşı öncesinde dünya iyice fokur fokur fokurduyor. Ordan oraya sürekli ülke değiştiren bu fakir ailenin başına gelenler, Amerika’ya giden yolculuk masum bir gözle okuyucuya aktarılıyor.
Yersiz Yurtsuz Bir ÇocukIrmgard Keun · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2024264 okunma