Apo

Apo

, bir kitap okudu
7/10
·243 syf.··
2019 19. kitabı
Mihail Yuryeviç Lermontov
8.2/10 · 5,5bin okunma
Reklam
8/10
·213 syf.··
2019 18. kitabı
Bıçakçı, Çelik, Geçgin üçgeninde seyir eden, her köşesinden edebiyat sevgisinin metin(ler)den taşmış hâli: Kurbağalara İnanıyorum. Müthiş bir deneyim! . . . "Belki de edebiyat güçsüzlerin gücüdür -kimsesizlerin kimsesi ya da kalpsiz dünyanın kalbi değilse bile, çıkışsızların çıkışıdır." {Behçet Çelik, 2014, s.41) . . . . "(...) beğeni eninde sonunda kişisel bir şeydir ... Ayhan şimdi "kişisel"in de şüpheli olduğunu söyleyecek. (Adam üzerinde durduğumuz bütün zeminleri altımızdan çekmeyi vazife edinmiş. Behçet sen de uyma şuna!) {Bıçakçı, 2014, s.71) . . . . "Bana kalırsa biz ne söz eksikliğinden ne eylem eksikliğinden mustaribiz. Tam tersine bunların aşırılığından acı çekiyoruz. Bu aslında Hüseyin Kıran'ın uzunca süredir söyleşilerinde dile getirdiği bir şey, bize gerekli olan, atmak, eksiltmek, azaltmak" {Geçgin, 2015, s.193} . . . . . Geçgin'e öteden hayranlığım vardı zaten. Kurbağalara İnanıyorum onu yakından tanımama vesile oldu. Geçgin bir Deleuze okuru, Agamben okuru! Cümlelerinin kıyısında, yanında bu filozoflara bakmak sevincime sevinç kattı. Ve Behçet Çelik. Nasıl ıskalamışım! Nasıl bir hayıflanma bugüne dek ertelemek! Ama son bu duruma. Diken Ucu elimin altında... (27 Nisan 2018)
Edebiyat
Kurbağalara İnanıyorumBehçet Çelik · İletişim Yayınları · 2020160 okunma
At Çalmaya Gidiyoruz ve Rene Magritte
7/10
·214 syf.··
2019 17. kitabı
Petterson, iyi bir yazar. At Çalmaya Gidiyoruz’un hikâyesini kahramanımız Trond Tobias’tan dinliyoruz. Kitabın özetine geçmeyeceğim -zaten yapı olarak düşünüldüğünde, kitap bitmeden özet yapılamaz; çünkü kahramanımızın öyküsünün ayrıntılarına sayfalar ilerledikçe erişebiliyoruz. Bu bağlamda, parçalı bir yaşantı var elimizde. İki evlilik yapan Trond T. Kitabın II. Bölümüne geçmeden, ilk eşiyle yaşadığı sorunları aktarır, bir sevişme esnasında eşini tanıyamaz duruma gelir ve aldatıldığını düşünür. Bir ağlayış esnasında “…dünyada en çok korktuğum şeyin Magritte’nin tablosunda aynaya bakarken sadece kendi kafasının arkasını gören adam olmak olduğunu anlamıştım.” (s. 114) der. Burada durdum. Kafama takıldı. Magritte kim? Hangi Tablo? Peşinden gittim bunun. Yaptığım birkaç küçük araştırmayla, ressamın Belçikalı Rene Magritte; mahut tablonun 1937 tarihli “Not to be reproduced” olduğunu öğrendim. Tabloya baktım: Bir adam aynaya bakmakta ve kendi yüzünü değil; sırtını görmekte, aynanın önündeki kitabın ise tam olarak kendisi görünmektedir. Vay canına! Aklıma Yabancılaşma kavramı geldi ilk nedense, ama aynı zamanda “yüzsüzlük.”; ardından Agamben’in Yüz* metni geldi. Agamben’in metninin bağlamı epey farklı. Yalnız işbirliği yapmak da mümkündür. Agamben diyor ki, “…yüz ortaklığın (communauté) tek yeri, mümkün yegâne sitedir.” Benim için bu heyecan vericidir. Magritte sayesinde Petterson, hem muazzam bir ahval tasviri yapıyor hem de edebiyatın gücünü ortaya çıkarıyor: Trond T. eşiyle kurduğu (Agamben’in izniyle) ortaklığın sonlanışından ötürü duyduğu hüznü okura aktarır. Site dağılacaktır. Utanç, endişe ve korku bir aradadır. İyi edebiyat metni bize karşılaşma sahaları bırakması ile fark ettirir kendini: Karşılaşma; buluşma yerleri, hafıza ve mekân tazeleme/inşa etme anlamını
Edebiyat
At Çalmaya GidiyoruzPer Petterson · Metis Yayınları · 20211,487 okunma
"Müşfik bir sevgi kendi kendini yıllar boyunca içimizde depoladığında, herhangi bir değişikliği kabul edebileceğimiz fikri hayatımızı ucuzlaştırıyormuş gibi görünür bize. Hislerimiz ve sabrımız üzerinde, tıpkı diğer hazinelerimiz için yaptığımız gibi gözetim kurarız." {s. 223} * "Ama karakter mermerden mamul bir şey değildir, Aziz Mrs. Casaubon," dedi. "Katı ve değiştirilemez kabul edilmemelidir; yaşayan, değişime uğrayan bir şeydir ve vücutlarımız gibi hastalığa uğrayabilir." {s. 444}
Sayfa 444 - Nora Yayınları
Edebiyat