Ciğer nerede?
Yolda giderken mahalle arasında bir kaç sokak kedisi ekip halinde peşime takıldı geçen. Yakında et, tavuk bişey dükkânı var mı diye bakınırken aramızda açılan mesafeyle kediler umudu kesti benden. Gidip et dürüm yapan esnafa, "sakatat, atık ciğer vs var mı, kedilere vercem? diye sordum. " Var, olmaz mı?" dedi. Kediler kadar benim de canım çekti ve kendime tavuk dürüm aldım. "Borcum ne kadar?" dedim, abi de dürüm fiyatından iki kat fazla para zikretti. "Abi ne ara bu kadar oldu dürüm?" dedim. "Ciğer pahalı" dedi. "Abi, kedilere verecektim, atık parçalardan istedim." dedim. "Eee kedilere beleş mi verecektim" diye çıkıştı. Velhasıl kediler benden pahalıya beslendi. Helali hoş, afiyet olsun. Esnaf da beni kekledi fırsatçılık yaparak gibi geldi...Bişnev...
Hayata Dair
Gönlüm
Gönlüm Ne bu gelgit, ne bu savrulma, birazcık dur a gönlüm. Seni kim atmadadır bir yazısın bir tura gönlüm. İkilik zulmeti kat,teke düş, tek de hakikat. Teke düşmez ise heyhat, dahi ziftten kara gönlüm. Seni tasvir nice dava, ne deniz resmi ne sahra. Nasıl anlatsa ki mısra, seni tarif zor a gönlüm. Kimi dosttur ama nadan, kimi evlat ama yaban. Nice bin kurtçuğa meydan, bu kabuksuz yara gönlüm. Kamu zehri içmişe farz et, ki felek sunmada şerbet. Yine gelmez ana nöbet, ama bekler sıra gönlüm. Dili lokmanına baktır, sana lütfettiği Hak’tır. O nazar ektiği aşktır, o tohum çün sera gönlüm. Arayış sinede kurşun, bırakın öylece dursun. Gün olur belki bulursun, ara gönlüm, ara gönlüm… Ömer Demirbağ Ömer Demirbağ
Şiir
Reklam
﷽ *Rabbim!* *Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.* *Bana, sonra gelecekler içinde, iyilikle anılmak nasip eyle!* *Beni, Naîm cennetinin vârislerinden kıl."* Şu'arâ 83,85 *Kendim için ettiğim duaları, yakarışları* , *Seni seven kullarına ve sevdiklerime misliyle ikram eyle!..* امين امين يارب العالمين...✍❤
Din İslam
Cahit Sıtkı' nın dediği yere yakın....
"Neredesin?" Bu soru Allah'ın insanoğluna yönelttiği ilk soruydu. Ara sıra kayıp olduğumu düşündüğümde, nereye gideceğim konusunda şüpheye düştüğümde bu soruyu kendime sorardım. Kendimi ve haddimi bilmek konusunda beni kendime getirmeye yeterdi. Tzimtzum sonrası oluşan dört tane dünya vardı. Hangisinde olduğumun farkındalığı bana yol kat etmem konusunda pusula olurdu. Benden Bana Ne
Kitap Alıntısı
Geçmişim ve geleceğim arasında sıkışıp kalmıştım.
52. BÖLÜM 🌹 İnci🌹 Bugün oda her zamankinden daha aydınlık, sanki içimdeki taze baharın yansımasıyla yıkanmış gibiydi. Sözcükler ağzımdan birer kuş gibi kanatlanıp çıkarken, bu kez hüzne ya da gözyaşına yer yoktu. Anlattıklarım sadece güzel günlerden ibaretti. Bugün istediğim yardım değildi, mutluluğumu paylaşmaktı. Funda Hanım, zarif duruşuyla gözlerini kırpmadan dinliyordu beni. Ben ise anlatırken yorulmak nedir bilmiyor, içimdeki mutluluğu onunla paylaşıyordum. Nihayet son cümleyi kurup susmayı başarmıştım. "İnci, duyduklarıma gerçekten çok sevindim. İkinizin adına çok mutluyum. Bak senin şeffaf oluşun Serkan’ı senden uzaklaştırmadı, aksine sana daha da yaklaştırdı. İlişkinizi daha net hale getirdi... Mutluluğu fazlasıyla hak ediyorsun ve doğru seçim yaptığını biliyorum.” Derince nefes aldı. Gözlerimin içine dikkatlice baktı ve ellerini masasında birleştirerek konuşmasına devam etti. "Şimdi sana bir şey diyeceğim ve senden sadece beni dikkatle dinlemeni istiyorum. Tıpkı senin, buraya gelip hayatının en özel, en kırılgan yerlerini benimle paylaştığın gibi… Ben de sana bir şey anlatmak istiyorum." Merak, ılık bir ürperti gibi sırtımdan aşağı süzüldü. Hafifçe öne doğru eğildim, "Peki," dedim fısıltı gibi bir sesle. "Buraya defalarca geldin. Zorlandığın, gözyaşlarını tutamadığın anlar oldu. Ama yine de incinmişliğinle bura da var oldun, içtenlikle anlattın. Bu, senin cesaretindi. Bunun için sana teşekkür ederim." "Ben de size teşekkür ederim, bu süreçte hep yanımda olduğunuz için." Anlık duraksadı, söyleyeceği kelimeleri kafasında tartıyor gibiydi. Onu hiç bu halde düşünceli, stresli görmemiştim, belli ki diyecekleri önemliydi. "Şimdi sana bir şey soracağım. Diyelim ki buraya yalnız gelmedin. Yanında en yakınını, sevdiğin arkadaşını ya da
1000Kitap
O'NU (CC) UNUTMAK, UNUTKANIĞI NASIL ARTIRIR...
Ben de bu mevzuya Mehmet Fatih Kaya Hoca'nın Hadis Usulünde İhtilat isimli eserini okumakla vâkıf oldum. "İhtilat" ne demek, merak ettiyseniz, altbaşlığı okuma zamanınız geldi: Râvinin Akıl ve Hâfıza Fonksiyonlarının Zarar Görmesi ve Bunun Rivayetlerine Etkisi. Kitapta ilerledikçe hayretler içinde kaldım. Gıptayla damağımı şaklattım. Hadîs ilminin ne denli geniş bir vüsate sahip olduğunu sahiden bilmiyoruz. Bilginin doğru aktarımında gözetilmesi gereken hiçbir detayı ıskalamamış didik didik bir hassasiyet var karşımızda. Üstelik bu hassasiyet kişilerde kalmamış. Usûllere de bağlanmış. Yâni sistemleştirilmiş, nizâmlaşmış, kâideleri oluşturulmuş. Üzerine kitap telif edilen "ihtilat"sa bu detaylardan sadece birisi. [...] Yazıya lazım olan kısmıyla şu: **Bazen, hâfıza kuvvetiyle meşhûr insanlar dahi, yaşadıkları kimi hâdiseler nedeniyle yeteneklerinde körelebiliyorlar. Sözgelimi: Yaşadıkları acı bir kayıpla, bir kazayla veya bunama gibi rahatsızlıklarla ister istemez nakillerinde hatalar yapabiliyorlar. Hadîs âlimleriyse bu insanî durumu görmezden gelmiyorlar. Râvilerini bu yönleriyle de sık sık sınıyorlar. Yâni bir kişiden ne duysalar alıp sonrasında onu kendi hâline bırakmıyorlar. Ara ara tekrar ziyâret edip daha önce rivâyet ettiği hadîsleri tekrar rivâyet etmesini istiyorlar. Bazen de başkasından duymuş gibi yaparak kendisine haber veriyorlar. Eğer râvi bu hadîsleri hatırlayamaz yahut tekrar aktarırken hatâ yaparsa âlimler onun isminin yanına durumunu anlatır notlar düşüyorlar. Ve bu notları birbirlerine haber vererek yayıyorlar: "(...) tarihe kadar hafızası kuvvetliydi. Fakat bir kaza geçirdi. Ondan sonra rivâyet ettiği hadislere güven olmaz..." kabilinden bir güvenlik önlemi alıyorlar. Böylece rivâyet ilminin istikâmetini de lâyıkınca korumuş bulunuyorlar. Elhamdülillah. Allah her
Allah'ı Sevmek
Reklam
Reklam