Erkeğin görevleri: «Artık ailenin sorumluluğu senindir. Çalışmak, gelirini arttırmak, sağda solda sürtmeden evine gitmeyi öğrenmek, karına iyi davranmak, ona gerekli giysileri almak, ara sıra gezdirmek, çocuklarını büyütmek, onları ailene, memleketine yararlı evlâtlar olarak yetiştirmek.»
Sayfa 52·Kitabı okudu
**Hakikati dışarıda değil, içeride ara. **Görünüşe değil, öze yönel. **Nefsin maskelerine değil, kalbin aydınlığına tutun. ... Modern çağın benlik sunumları, sosyal medya vitrinleri, sahte kimlikler, toplumsal roller aslında insanın özüne giden yolculuğunda birer engel ya da sınavdır. Tasavvuf, bu engelleri aşmayı 'perdeleri kaldırmak' olarak tanımlar ki perdeler kalktığında, benlik sunumu değil, hakiki varlık görünür hale gelir.
Sayfa 25 - İndigo Kitap·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ne yani, sevgiden vazgeçmemi mi istiyorsun? Hayatım boyunca yanıldığımı, insanlığın aşağılık ve nefret dolu olduğunu, her zaman böyle olduğunu ve her zaman böyle kalacağını söylememi mi istiyorsun? Ve benim ıstırabımı bir zayıflık, kaybedilmiş bir hayale duyulan çocukça bir pişmanlık olarak mı azarlıyorsun? Halkın her zaman vahşi, rahiplerin her zaman ikiyüzlü, burjuvaların her zaman korkak, askerlerin her zaman haydut, köylülerin her zaman aptal olduğunu mu iddia ediyorsun? Bütün bunları gençliğinden beri bildiğini ve hiç yanılmadığın için sevindiğini söylüyorsun, çünkü olgunluk sana hiçbir hayal kırıklığı getirmedi; o zaman sen genç değil miydin? Ah! Biz tamamen farklıyız, çünkü genç olmak her zaman sevmekse, ben genç olmaktan hiç vazgeçmedim. Öyleyse, ne yapmamı istiyorsun ki, kendi türümden, yurttaşlarımdan, ırkımdan, kendi ailemin dünyevi tarlanın başaklarından biri olduğu o büyük aileden kendimi izole edeyim? Keşke bu başak güvenli bir yerde olgunlaşabilseydi, keşke, senin dediğin gibi, belirli ayrıcalıklı kişiler için yaşayıp diğerlerinden uzaklaşabilseydik! Ama bu imkansızdır ve senin sağlam aklın, en gerçekleştirilemez ütopyaları bile kabul eder. Hangi cennette, hangi fantastik Eldorado'da aileni, küçük arkadaş grubunu, samimi mutluluğunu saklayacaksın ki, toplumsal durumun yaraları ve ülkenin felaketleri onlara ulaşmasın? Eğer belirli kişiler sayesinde mutlu olmak istiyorsan — o belirli kişiler, kalbinin gözdeleri, kendileri de mutlu olmalıdır. Olabilirler mi? Onlara en ufak bir güvenlik bile sağlayabilir misin? __Ölümün yaklaştığı yaşlılığımda bana bir sığınak bulacak mısın? Ve artık ölüm ya da yaşam benim için ne fark eder ki? Diyelim ki kesinlikle öleceğiz ya da aşk öbür dünyaya geçmeyecek, son nefesimize kadar geride bıraktıklarımıza
Üzerimize düşen rolleri oynuyorduk ve bir süre -rollerimizi anladığımız; bir kişinin diğerine anlattığı hikâyeden ibaret olan ve adına aile dediğimiz o incelikli gizli anlaşmaya katıldığımız sürece- bu mekanizma ayakta kalmıştı. Ama suç ortaklığı ne kadar derin ve uzun solukluysa esneme payı o kadar azalır, anlaşma o kadar bağlayıcı ve affetmez hale gelir, bu yüzden yapının tamamen çökmesi için ufacık bir şey yeterli olmuştu. Sanki bir ara verilmiş gibiydi, sanki birden ikimize de onun replikleri yetersiz, benim karakter yorumum eksik ve olay örgüsü tamamen hatalı ve inandırıcılıktan uzak gelmişti.
Sayfa 146
Önemli bir kentli Asya tarikatı olup büyük mutasavvıf Necmeddin Kübra (öl. 1221) tarafından kuruan Kübreviye, Anadolu'ya onun yanın­da yetişmiş olan Sadeddin-i Hamevi, Seyfeddin-i Baherzi, Baba Kemal-i Hocendi gibi önemli şahsiyetler tarafından getirildi. Bunlar Moğollar'ın önünden kaçıp kendi müritleriyle Anadolu'ya sığınmışlardı. Aralarında özellikle, Necmeddin Razi (Daye) (öl. 1256) ile Bahaeddin Veled'i (öl. 1236) anmak gerekir. Anadolu'da Kübreviye asıl bunlar vasıtasıyla yayılmıştır. Necmeddin Razi önce Kayseri'ye gelip burada I. Alaedin Keykubad ile görüşmüş, sonra Sivas'a giderek orada meşhur eseri Mirsadü'l İbad'ı yazmıştır. Bahaeddin Veled ise önce Karaman'a yerleşmiş, oradan Konya'ya geçmiş ve ölünceye kadar hayatını burada sürdürmüştür. Aynı zamanda hatırı sayılır bir alim de olan Bahaeddin Veled burada epeyce ilgi uyandır­mış ve pek çok mürit edinmiştir. Oğlu Celaleddin Muhammed üzerinde bilhassa tasavvufi terbiye itibariyle bir hayli etkili olduğunu özellikle belirt­mek gerekir. Çünkü onun Şems-i Tebrizi ile tanıştıktan sonra ve onun etkisiyle tasavvufu tanıdığı şeklindeki yaygın görüş doğru değildir. Babası Bahaeddin Veled'in ne denli üzerinde etkili olduğu bizzat Celaleddin Muhammed'in ağzından Eflaki de yazmıştır. Kendisiyle beraber Belh'ten gelen halifesi Burhaneddin Muhakkik-i Tirmizi'nin de en az onun kadar geniş bir çevre edindiği anlaşılıyor. Ebu'n Necib Sühreverdi'nin (öl. 1167) kurduğu ve yeğeni Ebu Hafs Şihabeddin 'Ömer es-Sühreverdi'nin (öl. 1234) geliştirip yaydığı, güçlü bir Sünni karakter taşıyan Sühreverdiye tarikatı Anadolu' da da yayıldı ve gelişti. Bu zatın yazdığı eserler arasında bilhassa 'Avarif el-Ma'arif büyük bir şöhret kazandı ve Anadolu'da da en çok okunan tasavvuf eserleri arasına girdi. Dolayısıyla Türkiye'de hem zamanında hem
Sayfa 457·Kitabı okudu
Alıntılar
I. yüzyıl. Roma’da yeni doğanlar ancak aile resinin vereceği karar gereğince dünyaya gelir, daha doğrusu topluma kabul edilirler; dolayısıyla gebelikten korunma, çocuk aldırma, evililik dışı çocukların sokağa bırakılması ve köle kadından olma çocukların öldürülmesi alışılaglemiş ve tümüyle yasal uygulamalardır. Babanın kaldırmadığı çocuk evin kapısının önüne ya da çöplüğe bırakılacaktır, dileyen ordan alacaktır. Baba yoksa bile, eğer hamile karısınaa öyle yapmasını emretmişse, çocuk yine sokağa terk edilir (Aries, ve Duby, 2006, s. 21). Eski Yunan’da, erkek çocuklardan çok kızları sokağa bırakıyorlardı; İsa’dan önce 1. yılda, bir Helen, karısına şunları yazar:”Eğer (tahtaya vuruyorum!) bir çocuğun olursa, erkekse bırak yaşasın; eğer bir kız olursa onu sokağa bırak (Aries, ve Duby, 2006, s. 21).” Bir çocuk babası ölmeden Romalı olamıyor çünkü baba yaşadığı sürece onun vesayeti altında yaşamak zorundadır. Babanın çocukları üzerindeki yetkisi hemen hemen sınırsızdı, hatta onların ölümüne bile karar verebiliyordu. Evlilik durumunda da kızın babasına itaat etmesi ve babasının istediği kişi ile evlenmesi gerekiyordu (Aries, ve Duby, 2006). Evlilik Evlilik özel bir olaydır. Boşanmak her iki taraf için kolaydır. Kocanın ya da karının boşanma niyeti ile çekip gitmesi yeterlidir. Kadının çeyizi varsa, giderken çeyizini yanında götürür (Aries, ve Duby, 2006)., “Kadın bu seyörün yoldaşından çok tercihlerinden birinin nesnesi olacaktır. Öylesin nesneye dönüşecektir ki, iki senyör aralarında dostça değiş tokuş edebilecektir: Utica’lı Cato, karısını dostlarından birine ödünç verdi ve onunla daha sonra yeindenevlenirken bu arada muazzam bir mirasa da kondu; Neron diye biri, Livia adındaki karını müstakbel İmparator Augustus’la nişanladı (Aries, ve Duby, 2006, s. 53).” Bir damat