İnce Memed 2 okudum bitti
10/10
·459 syf.··
2026 5. kitabı
İnce Memed 2 Kitabı dün bitirdim ve etkisi hâlâ üzerimde. İnce Memed II benim için ilk kitabın devamı gibi değil, daha çok hikâyenin başka bir yüzü gibiydi. İlk kitapta İnce Memed daha merkezdeydi, burada ise olaylar bayağı genişliyor. Abdi Ağa’nın gidişi, Kel Hamza’nın gelişi, Ali Safa Bey’in ortaya çıkışı derken köyün düzeni sürekli değişiyor gibi ama aslında hiçbir şey tam olarak değişmiyor. Sadece roller yer değiştiriyor gibi bir his var. İnce Memed ise ortalara kadar biraz geri planda.Ilk seride yaşadığı ağır kayıplar,şoklar vs düşününce e normal tabi... Ama garip bir şekilde bu hiç eksik hissettirmiyor. Çünkü hikâye başka karakterlerle büyüyor, genişliyor. Bölümler de biraz parçalı ilerliyor; bir karakteri takip ediyorsun, sonra başka bir hikâyeye geçiyorsun, sonra belki birkaç bölüm sonra tekrar dönüyorsun. İlk başta biraz dağıtıyor gibi ama sonra bu ritme alışıyorsun. Açık konuşayım, bazı yerler kolay okunmuyor. Tasvirler çok güçlü; bazen içine çekiyor, bazen yoruyor. Ama zaten Yaşar Kemal’in yaptığı şey de bu: seni o köyün içine sokmak, orada yaşatmak. Son bölümlerde İnce Memed yeniden sahneye çıkıyor ve hikâye bayağı yükseliyor. Final sahnesi de gerçekten çok etkileyiciydi,uzun süre aklımda kalacak gibi.. Seriye devam edeceğim ama İnce Memed III için biraz ara veriyorum. Çünkü sindirmesi kolay bir seri değil. Ama iyi ki okumuşum dediğim kitaplardan biri oldu net...
Roman
İnce Memed 2Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202039bin okunma
8/10
·336 syf.··
2026 128. kitabı
Annelik Miti #okudumbitti Hamileyken “anneliğe hazırlanıyorum” cümlesi kulağa çok sakin geliyor ama içi hiç öyle değil. Bir yandan heyecan, bir yandan belirsizlik… Ve fark etmeden üstümüze yapışan o görünmez beklentiler: “Zaten içgüdüsel bileceksin”, “doğal akacak”, “eşinle otomatik uyumlanacaksın”, “hep güçlü kalacaksın”… İşte Annelik Miti tam bu noktada iyi geldi bana. Bu kitabı Burcu Ünlü vesilesiyle okudum ve iyi ki okumuşum. Vanessa Bennett, anneliği pembeleştiren cümleleri tek tek açıp “Asıl yük nereden geliyor?” sorusuna dürüstçe bakıyor. Bu kitap, anneliği zorlaştıran şeyin benim eksikliğim olmadığını; daha en baştan “ideal” diye önümüze konan kalıpların zaten gerçek hayata uymadığını anlatıyor. Üstelik bunu yargılayarak değil, gerçekten anlayan bir yerden yapıyor. Bennett anneliği bir “beceri listesi” gibi değil, bir kimlik dönüşümü gibi ele alıyor. Hamileyken bile insanın zihninde bir eşik oluşuyor ya… Sanki eski benlik ile yaklaşan yeni rol arasında gidip geliyorsun. Kitap bu eşiği görünür kılıyor: bedenle ilişkinin değişmesi, kontrol ihtiyacı, kaygılar, “yetişebilecek miyim?” düşüncesi… Hepsini konuşulabilir hale getiriyor. Üstelik mitoloji ve arketipler (Kali, Demeter gibi) üzerinden anlattığı yerler, meseleye daha geniş bir perspektif ekliyor. Bir de ilişki kısmı… “Biz bunu birlikte nasıl taşıyacağız?” sorusu ara ara içinden geçiyor ya; kitap bunu kişisel bir başarısızlık gibi anlatmıyor. Roller ve beklentiler nasıl kuruluyor, neden zorlanıyoruz, bunu gösteriyor. Ve bana şunu düşündürdü: Daha başlamadan bazı şeyleri konuşmak, sınırları ve ihtiyaçları netleştirmek mümkün. Bence Annelik Miti bir “çocuk yetiştirme” kitabı değil; bu sürece sızan baskıyı fark ettiren bir uyanış rehberi. Ben okurken “ileride kendimi kaybetmemek için bugünden neyi farklı
Annelik MitiVanessa Bennett · İrene Kitap · 20269 okunma
Reklam
8/10
·236 syf.·
2026 15. kitabı
Saramago ile tanıştığım kitap oldu. Ne mutlu ki artık buluştuk. Güzel bir karşılama oldu. Kitap distopik bir anlatıya sahip. Ölümün yoksunluğunun toplumda uyandırdığı duygular ve beraberinde gelişen durumlar hakkında varsayımlarda bulunmuş yazar. Ölümün var olmaması gibi bir durum yaşantımızda (henüz) söz konusu olamayacağından çoğumuzun aklına düşmeyecek bir tema bu aslında. Konu ise ölümsüz olmak değil, ölememek. Çok bir fark yokmuş gibi görünse de öyle değil; kitap da zaten bunu irdeliyor ve iyice veriyor. Zira öyle durumlar gelişiyor ki insanlar yaşamın sürekliliğinden çok ölümü özler oluyorlar. Farklı meslek kollarına ve düşünce yapılarına yansıyan olumsuz yanların cereyan etmesi, hükümetin kontrol kaybı ve çaresizliği ya da toplumun amaçsızlığı iyice verilmiş. Saramago, düşünülmeyen üstünde düşünmüş ve bunu harika kurgulamış. Bu noktadan sonrası sürpriz kaçırabilir: Ancak kitap iki bölümden oluşuyor demek doğru olur. Hemen hemen ilk yarısı, ölümü daha soyut ve toplum üstünden ele alan bir yapıya sahip. Kalanı ise ölümü insanlaştırarak devam etmiş. Bu ana kadar hiçbir karakterin olmaması da dikkat çekici idi. Ancak ölüm ve etkileşime geçtiği bir müzisyen ile birlikte kurgudaki roller artık belirginleşiyor, olay daralıyor ama verilmek istenen de başka bir anlam kazanıyor. Ölüm, bu defa somut ve "kanlı canlı" bir şekilde önümüze çıkıyor. Mizacını, karakterini, kişiliğini tanımaya başlıyoruz. Bu zamana dek oluşturulan gizemli yapısının ardından onu tanıdıkça şaşırıyor, gülüyor ve merak ediyoruz. Yazarın kendine özgü yazım tarzı muhtemelen Saramago'yu tanıyan ya da tek bir kitabını bile okumuş herkesin bileceği bir husus. Bir bilgi verelim: Bu kitaptaki nokta kullanımı, virgül kullanımlarına nazaran yaklaşık beşte biri kadarında. Evet, bilmeyenler için Saramago
Edebiyat
Ölüm Bir Varmış Bir YokmuşJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202015,4bin okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 9. kitabı
Romanın merkezinde içsel göç vardır. “Kuşların göçü” metaforu, fiziksel bir yer değişiminden çok: Kimlikten uzaklaşma, duygusal çözülme, aidiyet kaybı, kendilik algısında parçalanma anlamına gelir. Bu bağlamda eser, klasik anlamda bir “yabancılaşma anlatısıdır.” İnci Aral’ın eserlerinde belirgin olan kadın özne perspektifi burada da güçlüdür. Roman: Patriyarkal aile yapısının kadının iç dünyasını nasıl biçimlendirdiğini, kadının duygusal emeğinin görünmezliğini, toplumsal roller ile bireysel arzular arasındaki çatışmayı inceler. Kadın karakter, ne tam anlamıyla geleneksel ne de özgürleşmiş modern tiptir. Bu ara konum, Türkiye’nin modernleşme sürecindeki kadın kimliğinin geçişken doğasını temsil eder. “Kuşların göçü” metaforu çok katmanlıdır: Çocukluktan yetişkinliğe geçiş, masumiyetten hayal kırıklığına, umuttan kırılmaya, aidiyetten yalnızlığa Bu göç, Türkiye’nin kolektif modernleşme hikâyesinin bireydeki izdüşümüdür. Toplumsal yapı değiştikçe bireyin iç dengesi de yerinden oynamaktadır. İçimden Kuşlar Göçüyor, bireyin iç dünyasını anlatarak aslında Türkiye’nin modernleşme sancılarını anlatır. Romanın sosyolojik değeri şurada yatar: Makro politik dönüşümü mikro psikolojik düzlemde göstermesi, kadın kimliği üzerinden modernleşme eleştirisi yapması, yalnızlık ve yabancılaşmayı yapısal bir sorun olarak ortaya koyması Eser, bir “duygu romanı” olmanın ötesinde, geç modern Türkiye toplumunun kırılgan kimliğini analiz eden edebi bir sosyoloji metni olarak okunabilir.
İçimden Kuşlar Göçüyorİnci Aral · Everest Yayınları · 20241,026 okunma
İyisiyle kötüsüyle yorumum..
6/10
·312 syf.··
2026 2. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2026 14:13
• Açıkçası çevrilmiş tüm kitaplarını okumuş biriyim ve yazarın ters köşelerini seviyorum hangi kitabı çıksa direkt alıyorum. Yazarla ilgili en sevdiğim şey çok akıcı yazması ve insanın kitabı elinden bırakamaması, okumaya uzun süre ara verince ilaç gibi geliyor. • Bu kitapta da ne olacak diye diye merakımdan bırakamadım kitabı ama sonlara doğru tam bir roller coaster oldu benim için. Ters köşe üstüne ters köşe yapmış kendince ama bir anda bu kadar şeyi sindirmesi zor oldu ve tabiiki mantığa oturmayan şeyler oldu o kadar ters köşe içinde ve sanki kitabın türü değişti. Daisy Darker’ı da sırf bu yüzden hiç ama hiç sevmemiştim. (Kısmi spoiler bundan sonrası) Kitaba gerilim diye başlıyorsam öyle devam etmesini isterim açıkçası bu kitapta da sonlara doğru bana göre distopik fantasiğe kayan şeyler var ve açıkçası ben gerilim kitaplarında ters köşe yapılacaksa mantık çerçevesinde olmasını seviyorum bu manada sevemedim. Bir kitap gerilim türündeyse de o türde devam etmeli bu çok sinir bozucu oluyor. Birde yazar kitaplarda ters köşe yaparken tekrara düşüyor nasıl düşüyor derseniz de biz bir karakter ağzından okuyoruz kitabı ama sonra o karakter aslında başka bir karaktermiş vb bu ters köşeyi daha önce de yapmıştı. Birde bu kitabı okurken Kadınlar Ülkesi aklıma geldi sık sık. Son olarak birde kitabı adamın bakış açısından okuyoruz ve sonunda adamın yalan söylediğini anlıyoruz bunu hiç sevmedim yani yazar bizi kandırdı resmen bu da mantıklı zemine oturtulmayan şeylerden biri. Adamın bakış açısını dinliyoruz evde viski içerken telefonda karımla konuşuyorum diyor kitabın sonundaysa adam evde falan değil yolun ortasındaymış mesela ne mana? Karakter bakış açısında yalancılık yapmak ters köşe değil saçmalık biraz. Her neyse akıcı ve gerilim konusunda iyiydi sevmediğim kısımları da
Güzel ÇirkinAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20251,948 okunma
Dante’nin Cehenneminde Kendimizle Karşılaşmak
Puan vermedi·299 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
2026’ya güçlü bir başlangıç yapmak istedik ve Ocak ayı kitabı olarak Dante’nin İlahi Komedya’sının ilk kitabı olan Cehennem’i okuduk. Daha önce neden okumadığımızı birlikte sorguladık ve şuna karar verdik: Bu kitap kesinlikle konuşulmalı ! Serinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşündüğümüz için asıl yorumu muhtemelen mart ayında, Araf ve Cennet’i de okuduktan sonra yapacağız. Şimdilik bu ilk kitap ve seriyle ilgili izlenimlerimizi paylaşalım. Kitabın 14. yüzyılda yazılmış olması ve şiir formunda olması nedeniyle dili ağır ve akıcılığı zor olabilir diye çekinmiştik. Ancak beklediğimizin aksine oldukça akıcıydı. Ayrıca kitabın başındaki açıklamada, Dante’nin o dönemde Latince yaygın olmasına rağmen eserini İtalyanca yazmasının, bir dilin yaratımı açısından ne kadar önemli olduğuna vurgu yapılıyor. Biz kitabı Altın Kitaplar Yayınları’ndan okuduk ve çevirmenin kapsamlı bir giriş yazısı vardı. Bu yazı, Dante’nin yaşamı ve dönemin politik, toplumsal yapısı hakkında güçlü bir arka plan sunarak metni çok daha anlamlı kıldı. Normalde önsözleri sona bırakmayı tercih ederim, fakat bu kez Aydanur’un ısrarıyla başta okudum ve iyi ki de okumuşum. Dante’nin hayatını ve ilham kaynaklarını bilmeden okumak, metni çok daha zorlayıcı hale getirebilir. Bu yüzden yeni okuyacaklara küçük bir ön araştırma yapmalarını özellikle öneririz. Konu, karakterler ve olay örgüsüne geldiğimizde, kitabın döneminin çok ötesinde olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Dante’nin hayal gücü ve kurduğu sembolik dünya bizi gerçekten hayran bıraktı. Baş karakterimiz Dante ile birlikte, ölen büyük aşkı Beatrice’i bulmak için Cennet’e uzanan bir yolculuğa çıkıyoruz. Bu yolculuğun ilk durağı ise Tanrı’nın buyruğuyla Cehennem oluyor. Cehennemin tüm katlarını adım adım gezerken, günahkâr ruhların
Duygu ve Düşünce
İlahi Komedya - CehennemDante Alighieri · Altın Kitaplar · 20233,978 okunma
Reklam
Reklam