Ekolojik yıkımın ortasında çürüyen bağlarda kendini bulma çabası
9/10
·256 syf.·
2026 12. kitabı
Fernanda Trías, 1976’da Montevideo, Uruguay’da doğmuş. Roman yazarı, çevirmen ve çeşitli yayınevlerinde editör/okur olarak görev yapmaktadır. 2004 yılında UNESCO'nun yazarlar için verdiği Aschberg bursunu kazanarak beş yılını Fransa'da geçirmiş. 2006'da BankBoston Vakfı Kültür Ödülü'nü, 2012'de ise New York Üniversitesi'nde yaratıcı yazarlık bursunu kazanmış ve o tarihten bu yana pek çok ödüle layık görülmüş. 2023 yılında, ekolojik temalı bir distopya/bilimkurgu olan "Pembe Çamur (2021)" adlı eserini yayımlamış. Yazarın dilimize yakın zamanda çevrilen bir diğer eseri ise "Çatı Katı (2021)"dır. Onu da mutlaka okumayı düşünüyorum. "Pembe Çamur" tuhaf bir felaketin vurduğu ve sakinlerinin karantinaya mahkûm edildiği bir liman kentinde; aşırı tüketimin yol açtığı atıklar ve kirlilikle kuşatılmış bir dünyanın çözülüşünü anlatan; kıyamet sonrası, tekinsiz ve şiirsel bir metin. Gıdaya ulaşmanın günlük bir mücadeleye dönüştüğü bu dünyada, hayatta kalmak için, hayvan atıklarından üretilen o pembe macunu (etibol), "pembe çamuru", mekanik ve iğrenç gıdayı tüketmek zorunludur. İlginç bir şekilde metin, intihara meyilli yaşam tarzımız üzerine bir tefekkür sunarken, felaketlerin tuhaf estetiğine karşı duyulan marazi bir büyülenmeyi de içinde barındırıyor. Öte yandan, Pembe Çamur'un karakterleri dış dünyadaki felaketten ziyade kendi içsel yıkımlarıyla, geçmişleriyle ve birbirleriyle olan kopuk bağlarıyla şekillenen bir yapıya sahip. "Anlatıcı" yani isimsiz bir kahraman romanın merkezinde yer alıyor, ismini asla öğrenemediğimiz genç bir kadın. Arafta kalmışlıkla mücadele ediyor. Şehri terk etme imkânı olmasına rağmen, geçmişine olan bağlılığı ve içsel ataleti nedeniyle ayrılamıyor. Aynı zamanda bakıcı sorumluluğu taşıyor. Mauro’ya para karşılığı bakıyor, hastanede karantinada kalan eski
Edebiyat
Pembe ÇamurFernanda Trías · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202648 okunma
Araf’ta Kalanlar İçin…
7/10
·416 syf.··
2026 20. kitabı
Felsefik konuşmalarla dolu olan #Araf , aynı karakterler üzerinden yazılmış 26 öyküden oluşan bir kitap. Bu kitabı #Alamut ile kıyaslamak en büyük hayal kırıklığı olur. Tamamiyle başka bir dünyaya yelken açmış #VladimirBartol . Okuması kolay değil ama çeviri çok iyi. Sorgulamayı, düşünmeyi, kelimelerin ve hayatın bize sunduklarından ziyade arkasındaki derin anlamları aramayı, insanların psikolojilerini analiz edip yorumlamayı sevenler için uygun bir kitap. Toplam 416 sayfadan oluşan Araf’ın çevirisini Uğur Mehter, editörlüğünü ise Zübeyde Abat üstlenmiş.
1000Kitap
ArafVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 2019358 okunma
Reklam
Ölüm ölmeye karar verdiğinde…
6/10
·236 syf.··
2026 25. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2026 23:37
Ölümün öldüğü, tabir yerindeyse insanları unuttuğu bir dünya hayal edin. Tüm sevdikleriniz yanınızda, sanki masallardaki o meşhur "sonsuza kadar mutlu yaşadılar" vaadi gerçekleşmiş gibi... İlk bakışta bir lütuf gibi görünen bu durumun, kısa sürede nasıl devasa bir çaresizliğe ve kaosa dönüştüğünü Saramago’nun o kendine has anlatımıyla izliyoruz. Okurken şunu fark ediyorsunuz: Ölememek, hem geride kalanlar hem de arafta asılı kalanlar için aslında en büyük ıstırapmış. Ölümün o soğuk yüzü, sevdiklerimizin bitmek bilmeyen acılar içinde kıvranmasından çok daha insancıl kalabiliyor bazen. İnsanın, en sevdiği kişinin huzur içinde gözlerini yummasını dileyecek noktaya gelmesi ne kadar acı, değil mi? Saramago, toplumun bu yeni duruma tepkisini de müthiş bir ironiyle işlemiş. Her şey sarpa sararken, bu "ölümsüzlükten" bile nemalanmaya çalışan çıkar gruplarının türemesi insan doğasına dair inancımızı sarsıyor. Sonra bir gün ölüm aniden fikrini değiştirip geri dönüyor. Ancak bu sefer bir şartı var: Öleceğinizi size sekiz gün önceden eflatun bir mektupla bildiriyor. Düşünsenize, hayatınızı yoluna koymanız için verilen bu süre aslında zihinsel bir işkenceye dönüşmez miydi? Bence en güzeli, sonun ne zaman geleceğini bilmemek. İnsan, ne olduğunu tam kavrayamadığı ölümden ziyade, onun geleceği saati bilmenin dehşetinden daha çok korkar. Küçük bir not: Kitabın genel kurgusunu ve felsefesini çok sevsem de, dürüst olmak gerekirse son kısımlarını pek beğenmedim ve zihnimde tam oturtamadım. Okuduğum Saramago eserleri arasında kurgusal bütünlük açısından benim için en alt sırada kaldı. Yine de ölüm, yaşam ve etik üzerine kafa yormak isteyenler bu "ziyafeti" tatmalı.
Ölüm Bir Varmış Bir YokmuşJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202015,4bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 18. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 11 Mart 2026 12:49
Çok değişik duygular içinde kitabı bitirdim. Öyle arafta kaldığım bir kitap ki. Sevdim mi sevmedim mi bilmiyorum. Malma İstasyonunda olduğu gibi enteresan bir kurgu tekniğiyle aktarıyor hikayesini yazar. Annelerini yeni kaybetmiş üç kardeşin yazlık evlerinde bir araya gelmesiyle başlıyor hikaye. Bir bölümde çocukluklarından başlayarak ileriye giden zamanı okurken, diğer bölümde o eve gitmeden önceki 24 saati tersine doğru okuyoruz. (23.59-22.00-20.00...... 2 şer saat geriye dönerek) Bir ileri bir geri zaman sıçramalarıyla kısaca. O yüzden son bölüme kadar aile üyelerinin neden birbirine yabancılaştıklarını, yaralarının nedenini bir türlü anlayamıyorsunuz.Geçmişten kesitler parça parça aktarılıyor. Anlatıcı kardeş aklına geldikçe anlatıyormuş gibi, hikayeler kopuk kopuk.Huzursuz ortam, tedirgin çok mutsuz,bir arada olup da yapayalnız insanlar hikayenin omurgasını oluşturuyor. Edebi bir dili yok, kolay okunuyor ama soğuk ve basit cümleleri insanı daha çok yoruyor. Kurgu tekniği muazzam ama o da kurtarmıyor. Son bölümde yaşayacağınız ters köşe biraz afallatıyor ama.işte tam bu nokta, kitapla ilgili düşüncelerinizi arafta bırakıyor. Zaman kaybı dedirtmeyeceği gibi iyi ki okudum da dedirtmiyor. Sevgi ve muhabbetle...
Edebiyat
Hayatta KalanlarAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20252,176 okunma
9/10
·150 syf.··
2026 15. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 15:21
Tanıtım sayfasına konmuş ilk dört sayfasını okuduktan sonra müthiş bir merak uyandırdı bende Pedro Paramo. Hemen sipariş verip başladım ve beni son sayfasına kadar büyülü bir yolculuğa çıkardı. “Comala’ya geldim, çünkü bana babamın burada yaşadığı söylendi, Pedro Páramo adında biriymiş. Bunu bana söyleyen annemdi. O sırada annem ölmek üzereydi ve ben de her türlü sözü verebilecek durumdaydım.” sözleriyle başlayan kitabı okudukça, Comala’nın o tozlu, terk edilmiş sokaklarında yürümeye başladım. Sokaklar tekinsiz, insanlar garip. Her yer fısıltılarla dolu. Ölüler konuşuyor, hayatta kalanlar ise sanki çoktan ölmüş gibi suskun. Juan Preciado’nun babasını arayışı, aslında bir lanetin, bir ailenin, bir kasabanın ve belki de tüm Meksika taşrasının çöküşünün peşine düşmek gibi. Zaman çizgisi paramparça: Bir anda çocukluk anılarına sıçrıyorsun, bir anda Pedro Páramo’nun gençliğine, bir anda da kasabanın son nefesine. Kimin konuştuğunu anlamak için bazen sayfaları geri çevirsem de, o kafa karışıklığının kitabı çekici hale getirdiğinin farkına vardım. Bilinç akışı, iç monolog, çoklu bakış açısı ve ani zaman sıçramalarıyla ilerliyor. Comala'nın büyülü gerçekçiliğine hayran olmamak elde değil. Juan Preciado'un korkuyla karışık merakını, Dorotea'nin lanetini, Susanna'nın gizemini, Pedro Paramo'nun boş sokağa bakan gözlerini uzun uzun düşündüm. Yaşayanla ölülerin ayırt edilemediği, karanlık tekinsiz kuytularda, arafta kalmış ruhların pişmanlıklarla fısıldaştığı, zamanın askıya alındığı o boş sokakları unutamayacağım sanırım. Süleyman Doğru çevirisini de çok beğendiğimi dile getirmek isterim. Akıcılığını ve tekniğini oldukça iyi yansıtmış. Kitabı bitirir bitirmez; Netflix’te yayınlanan, Rodrigo Prieto’nun yönettiği sinema uyarlamasını izledim. Görsellik açısından çok etkileyici
Edebiyat & Roman
Pedro ParamoJuan Rulfo · Doğan Kitap · 20192,279 okunma
5/10
·303 syf.··
2025 12. kitabı
Arafta kaldığım bir kitap. Benim gibi arafta kalanlar için de inceleme linki; open.spotify.com/episode/56IN36h...
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,4bin okunma
Reklam
Reklam