Puan vermedi·60 syf.··
2026 25. kitabı
Sahafların o kendine has kokusunu içine çekerek kitap arayanlar o eşsiz heyecanı çok iyi bilir. Bugün size o tozlu rafların arasından bulup çıkardığım, benim için yaşanmışlığıyla çok kıymetli olan bir ilk baskıyla geldim: Eflatun Cem Güney’in kaleminden Tahir ile Zühre. Hepimizin bir şekilde kulak aşinalığı olduğu bu trajik ve köklü sevda destanı, "Masalcı Baba"nın elinde adeta bambaşka bir büyüye kavuşmuş. Sultan kızı Zühre ile vezir oğlu Tahir’in sihirli bir elmayla başlayan yaşamları ve bir pîrin elinden içtikleri aşk badesiyle alevlenen sevdaları öylesine masalsı bir dille anlatılmış ki... Kitabın o sararmış sayfalarını çevirirken sadece bir halk hikâyesi okumuyor; yabancı kelimelerden tamamen arındırılmış, su gibi akan, şiirsel ve pırıl pırıl bir Türkçenin tadını çıkarıyorsunuz. Eflatun Cem Güney, kültürel hafızamızı o samimi ve duru üslubuyla adeta nakış gibi işlemiş. Eski basımların, daha önce kim bilir kimlerin dokunduğu o sayfaların verdiği hissiyatla bu destanı okumak bambaşka bir dinginlik verdi. Geleneksel hikâyelerimizin köklerine, temiz bir Türkçe ile inmek isteyen herkese yürekten tavsiyemdir.
Tahir ile ZühreEflatun Cem Güney · Yeditepe Yayınları · 196020 okunma
Cerrah
Puan vermedi·376 syf.··
2026 3. kitabı
Merhabalar kitapseverler, Eğitimim nedeniyle istemeden de olsa kitap okumaya uzun bir ara vermiştim. Yeniden okumaya ve yazmaya dönmek, benim için adeta bir hayale yeniden kavuşmak gibi... İşte Cerrah, bu uzun aranın ardından bir solukta okuyup bitirdiğim kitaplardan biri oldu. Tess Gerritsen’in bu serideki ilk kitabı olan Cerrah’ta ana karakterlerimiz Dedektif Thomas Moore ve ortağı Jane Rizzoli. Açıkçası ben Moore karakterini çok sevmiş ve benimsemiştim; zaten bu kitapta da odak noktası büyük oranda onun üzerindeydi. Lakin öğrendiğim kadarıyla okuyucular Rizzoli karakterini o kadar çok sevmişler ki, yazar daha sonra öldürmeyi planladığı Rizzoli’yi bir anda serinin ana karakteri yapıyor. Moore ise ne yazık ki sonraki kitaplarda yavaş yavaş silinip gidiyor; hatta televizyon uyarlamasında (Rizzoli & Isles) adı geçiyor Rizzoli’ye daha sonra adli tıp uzmanı Dr. Maura Isles eşlik etmeye başlıyor. Bir polisiye yazarı olarak, bir yazarın kendi yarattığı ana karakterden bu kadar çabuk ve keskin bir şekilde vazgeçmiş olmasını hâlâ tam olarak anlayamıyorum. Bu durum beni bir okur ve yazar olarak biraz üzdü, çünkü Rizzoli’ye de pek ısınamamıştım zaten. Kitaba dair ikinci olumsuz eleştirim ise tıbbi terimlerin yoğunluğuyla ilgili. Bunun temel sebebi muhtemelen yazarın asıl mesleğinin hekimlik olması. Yine de bir polisiye kurguda, okuyucuyu yormamak adına bu terimlerin biraz daha az tutulmasını tercih ederdim. Hikayenin konusuna burada uzun uzadıya değinmeye gerek görmüyorum; zaten tanıtım bültenlerinde ve diğer yorumlarda yeterince var. Ben daha çok kendi penceremden bir değerlendirme paylaşmak istedim. Kitapta dikkatimi çeken bir kusur daha vardı ama onu da anlatırsam yazı buraya sığmayacak gibi... Sonuç olarak; bahsedilen bu iki detay dışında, sürükleyici bir polisiye-gerilim
Edebiyat
CerrahTess Gerritsen · Doğan Kitap · 201817,2bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·240 syf.··
Beğendi
·
2026 88. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 00:00
#fundaokuyupyorumluyor Kariyer yolculuğunu sadece iş hayatı üzerinden değil, insanın kendini tanıma ve geliştirme süreci üzerinden anlatan bu eser, özellikle iş hayatına yeni başlayanlar ya da yönünü arayanlar için güçlü bir rehber niteliğinde. Kariyer, aslında bir ağaca benzetilir. Bir ağacın göğe uzanabilmesi için önce kök salması gerektiği gibi, başarıya ulaşmanın da sağlam bir temel gerektirdiğini hatırlatıyor. Günümüzde çoğu kişi unvanların, maaşların ve görünür başarıların peşinden koşarken, yazar asıl önemli olanın görünmeyen kökler; yani bilgi, sabır, deneyim ve karakter olduğunu etkileyici bir dille anlatıyor. Kitapta yer verilen örnek hikâyeler de oldukça düşündürücüydü. Özellikle Nokia'nın değişime ayak uyduramayarak liderliğini kaybetmesi üzerinden verilen mesaj çok değerliydi: "Mevcut başarı, geleceğin garantisi değildir." Bu bölüm bana, hayatın her alanında öğrenmeye ve yenilenmeye devam etmenin ne kadar önemli olduğunu yeniden hatırlattı. Dün işe yarayan yöntemlerin bugün yeterli olmayabileceğini, değişime direnmenin aslında geride kalmak anlamına geldiğini güçlü bir şekilde hissettiriyor. Thomas Edison'un hikâyesi ise kitabın en ilham veren sayfalarından biriydi. Başarının çoğu zaman başarısızlıkların üzerine inşa edildiğini, pes etmeyen insanların sonunda kendi ışıklarını bulduğunu anlatıyor. "Tüm ampuller ışık saçar ama bazıları karanlıkta icat edilmiştir." cümlesi uzun anlamlı. Çünkü hepimizin hayatında karanlık dönemler oluyor ve bazen en büyük gelişimler tam da o dönemlerde gerçekleşiyor. Yazarın samimi ve sohbet havasındaki anlatımı kitabı oldukça akıcı hale getiriyor. Karmaşık kariyer teorileri yerine gerçek hayat örnekleri, sade anlatımlar kullanılmış. Bu da kitabın okunmasını ve uygulanabilirliği kolaylaştırıyor. #beyazyakanındörtmevsimi
Beyaz Yakanın Dört MevsimiEren Gülsever · Ceres Yayınları · 20265 okunma
10/10
·128 syf.··
2026 5. kitabı
Yaşamın Ucuna Yolculuk, toplumsal normları ve sınırları reddeden bir zihnin, kendi içindeki sansürsüz ve çıplak hesaplaşmasını içeriyor. Özlü; Berlin, Prag ve Viyana sokaklarında Kafka, Pavese ve Svevo gibi ruh ikizlerinin izini sürerken, aslında kendi varoluşsal sancılarının ve derin yabancılaşmasının coğrafyasını çıkarıyor. Kitap geleneksel bir seyahatname sayılmaz, psikiyatri kliniklerinin soğuk koridorlarından, intihar eşiklerinden ve mutlak aidiyetsizlikten geçerek yaşamın ve ölümün en uç sınırlarına dokunan lirik bir iç döküm olduğu görülüyor. Bu eser, modern hayatın steril rutinlerine, sahte mutluluk vitrinlerine sığamayan ve iç dünyasında suskun bir çığ biriktirmiş olan "sistem yorgunu" ruhlara hitap eder. Kendi yalnızlığını korunaklı bir sığınak olarak gören, uyumsuzluğun sızısını derinden hisseden ve edebiyatta ucuz bir teselli yerine gerçek bir yol arkadaşı arayanlar için yazılmıştır. Özlü, dünyada yaralarıyla yürüyen ama yine de kendi gerçeğine sadık kalmakta direnen olgun ve yorgun insanlara sessiz bir frekanstan seslenir.
Yaşamın Ucuna YolculukTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 202114,7bin okunma
İstanbul'un Sokaklarında Bir Cinayet ve Tarihin İzleri
10/10
·590 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
İstanbul Hatırası, polisiye kurguyu İstanbul'un zengin tarihiyle ustalıkla birleştiren sürükleyici bir roman. Cinayet soruşturması ilerledikçe yalnızca katilin peşine düşmüyor, aynı zamanda şehrin yüzyıllar boyunca biriktirdiği hikâyeler arasında da yolculuğa çıkıyoruz. Romanın en güçlü yanı, İstanbul'u adeta bir karakter gibi işlemesi. Tarihi yapılar, efsaneler ve geçmişten günümüze uzanan olaylar hikâyeye derinlik katarken, merak duygusu da son sayfaya kadar canlı kalıyor. Polisiye okumayı sevenler için heyecan verici bir kurgu sunarken, İstanbul'un tarihine ilgi duyan okurlara da farklı bir deneyim vaat ediyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda sadece çözülmüş bir cinayet değil, İstanbul'un katman katman biriken geçmişi kaldı. Hem öğretici hem de sürükleyici bir roman arayanlar için keyifli bir tercih. "Bazı şehirler sadece yaşanmaz, okunur. İstanbul Hatırası da tam olarak bunu hissettiren bir roman."
İstanbul HatırasıAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201943,1bin okunma
7/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 06:31
​Modern Klasikler dizisinden çıkan D.H. Lawrence imzalı Bakire ile Çingene, potansiyeli yüksek bir konuya sahip olmasına rağmen, okurda bıraktığı his bakımından beklentilerimi tam olarak karşılamadı. 112 sayfalık kısa bir eser olmasına rağmen, anlatılan konunun çok daha derinlikli ve detaylı işlenmesi gerektiğini düşünüyorum. ​Kurgusal Yapı ve Tempo Sorunu Kitabın en büyük zayıflığı, olay örgüsünün temposundaki dengesizliktir. Başlarda oldukça ağır ve tasvir odaklı ilerleyen hikâye, sona yaklaşıldığında aniden bir "oldu-bittiye" getiriliyor. Yazarın, olaylar arasındaki geçişlerde gerekli frekansı yakalayamadığını ve kurguyu olması gerekenden daha hızlı bir şekilde sonuca bağladığını söyleyebilirim. Bu durum, okurda bazı noktaların havada kaldığı hissiyatını uyandırıyor. Belki de çevirinin üslubu bu keskin geçişlerde etkili olmuş olabilir. ​Karakterler ve Çatışma Kitabın en etkileyici yanı, okuru hemen içine çeken merak duygusu ve teması. Gençliğinin baharında, etrafındaki erkeklere karşı hiçbir çekim hissetmeyen Yvette karakteri, oldukça ilgi çekici bir portre çiziyor. Çevresindeki erkeklerde aradığı o "farklılığı" karavanda yaşayan evli ve çocuklu bir çingenede bulması, Yvette’in duygusal arayışını başarıyla yansıtıyor. ​Özellikle Yvette karakteri başından itibaren cesur, gözü pek ve sıkıcı papaz evinden çıkıp gitmeye hazır biri olarak sunuluyor. Bu yüzden, hikâyenin sonunda Yvette’in çingene ile birlikte yeni bir hayat kurma potansiyelini veya buna dair daha derin bir duygusal süreci görmeyi bekliyordum. Ancak kitap, bu dönüşüm yerine hızlı bir kurtulma hikâyesine evriliyor. ​Çingenenin karakterine dair algım ise kitabın sonunda mektupla birlikte değişti. Başlarda duygusal bir bağ kurduklarını düşünsem de, sonunda bu ilginin Yvette’in sadece güzelliğine değil, onun
Bakire ile ÇingeneD. H. Lawrence · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20261,381 okunma