Birbirine dokunan elleriniz, bir kitabı aralayan parmaklarınız, şarkı söyleyen dudaklarınız, ince tebessümleriniz, çiçekli sevinçleriniz, heveskår hayalleriniz, kırılgan kalplerinizle siz ve sahilleri döven köpük köpük dalgalarıyla, ardıç ağaçları, ötücü kuşları, şaşkın sincapları, sabah serinlikleri, öğlen güneşleri, akşam rakıları, kırmızı kirazları, revnaklı yıldızları, her defasında muhakkak sabaha uzanan geceleriyle dünya, ne güzelsiniz. Kahraman, korkak, şefkatli, ahmak, geçici, az sonra eriyecek bir kar tanesi kadar geçici ama ne güzelsiniz ...
Ardıç kuşları... sonbaharda bayıldıkları fermente üzümlerle sarhoş olduklarından, hayvanlar âleminde "kafayı çekmekle" ünlüdürler. Bu olgun meyvelerin ihtiva ettiği alkol ölçüsüzce tüketildiğinde namlı bir sarhoşluğa yol açar. Bakın şu hanımlara nasıl da zikzaklar çizerek uçmaya başladılar. Ne gösteri ama! Elveda Epikür; burada artık Rabelais'nin tarif ettiği mutluluğa daha yakınız. İstifade et ve karnını doyur.
Yaşamak diye gittim kaç kez unutup zamanı
Önümde bir tabut ardımda bir mezarlık.
Ayna kırıldı. Işık yok. Yalnızlık bitti.
Sen en büyüksün ey kutsal kalabalık!
Ardıç ağaçları... Bana da bir kuş, kaderinizden
Yoksa yapraklarınızdan bir musalla taşı...
Şimdi mavi gökler denize daha derin bir mavi üfürdü. Deniz yüzünden ufak kırışıklıklar yürüdü. Adaların mersin, sakız, ardıç, kekik ve çamlarının burcu burcu soluğuyla yelkenlerimiz şişti. Dalgaların köpükleriyle öpüştükçe gözleri sevinçle renk renk çakan çakıllara pruvalarımızı çektik
acı hatıralar yağar göklerden
zehirle yoğrulur gül geceleri.
zamanın düğümü kopar bir yerden
nereye koydunsa bul geceleri.
yıldızlar kalp elmas, ay sahte gümüş
çürümüş çürümüş, hepsi çürümüş…
bir hayal, bir kabul, bir uyku, bir düş
sev sevebilirsen gel geceleri
başı karlı yaylalara çıkarım
ardıç dallardan ateş yakarım
otuz yıl geriye döner bakarım
kuşatır çevremi çöl geceleri
toprak döşeğimdir, gökyüzü yorgan
yanar ta içimde dağ, bayır, orman
yeter! tahammülüm kalmadı ey can
al götür üstümden, al geceleri
bulut ol, engine ağ ikram eyle
yağmur ol, bağrıma yağ ikram eyle
gel bir gün güneş ol, doğ ikram eyle
sil gitsin ufkumdan, sil geceleri.