Annem de hayat gibiydi. Sürprizlerle doluydu.
Birbirine dokunan elleriniz, bir kitabı aralayan parmaklarınız, şarkı söyleyen dudaklarınız, ince tebessümleriniz, çiçekli sevinçleriniz, heveskår hayalleriniz, kırılgan kalplerinizle siz ve sahilleri döven köpük köpük dalgalarıyla, ardıç ağaçları, ötücü kuşları, şaşkın sincapları, sabah serinlikleri, öğlen güneşleri, akşam rakıları, kırmızı kirazları, revnaklı yıldızları, her defasında muhakkak sabaha uzanan geceleriyle dünya, ne güzelsiniz. Kahraman, korkak, şefkatli, ahmak, geçici, az sonra eriyecek bir kar tanesi kadar geçici ama ne güzelsiniz ...
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hayatın tadını kafayı çekip çıkaran hazcı Ardıç kuşları
Ardıç kuşları... sonbaharda bayıldıkları fermente üzümlerle sarhoş olduklarından, hayvanlar âleminde "kafayı çekmekle" ünlüdürler. Bu olgun meyvelerin ihtiva ettiği alkol ölçüsüzce tüketildiğinde namlı bir sarhoşluğa yol açar. Bakın şu hanımlara nasıl da zikzaklar çizerek uçmaya başladılar. Ne gösteri ama! Elveda Epikür; burada artık Rabelais'nin tarif ettiği mutluluğa daha yakınız. İstifade et ve karnını doyur.
Sayfa 107 - Domingo 1. Basım 2020
Alıntı
Yaşamak diye gittim kaç kez unutup zamanı Önümde bir tabut ardımda bir mezarlık. Ayna kırıldı. Işık yok. Yalnızlık bitti. Sen en büyüksün ey kutsal kalabalık! Ardıç ağaçları... Bana da bir kuş, kaderinizden Yoksa yapraklarınızdan bir musalla taşı...
Şiir
Şimdi mavi gökler denize daha derin bir mavi üfürdü. Deniz yüzünden ufak kırışıklıklar yürüdü. Adaların mersin, sakız, ardıç, kekik ve çamlarının burcu burcu soluğuyla yelkenlerimiz şişti. Dalgaların köpükleriyle öpüştükçe gözleri sevinçle renk renk çakan çakıllara pruvalarımızı çektik
Sayfa 30 - Bilgi, 2023·Kitabı okuyor
acı hatıralar yağar göklerden zehirle yoğrulur gül geceleri. zamanın düğümü kopar bir yerden nereye koydunsa bul geceleri. yıldızlar kalp elmas, ay sahte gümüş çürümüş çürümüş, hepsi çürümüş… bir hayal, bir kabul, bir uyku, bir düş sev sevebilirsen gel geceleri başı karlı yaylalara çıkarım ardıç dallardan ateş yakarım otuz yıl geriye döner bakarım kuşatır çevremi çöl geceleri toprak döşeğimdir, gökyüzü yorgan yanar ta içimde dağ, bayır, orman yeter! tahammülüm kalmadı ey can al götür üstümden, al geceleri bulut ol, engine ağ ikram eyle yağmur ol, bağrıma yağ ikram eyle gel bir gün güneş ol, doğ ikram eyle sil gitsin ufkumdan, sil geceleri.