İnsanları biliyorum, şehirleri, çiftlikleri, tepeleri, nehirleri ve kayalıkları biliyorum, tepelerdeki bir otlağın bir kenarında güz sonu güneşin nasıl battığını biliyorum; ama bütün bunları bir sınıra bağlamanın, ona bir ad takıp bu adı taşımayan yerleri sevmemenin ne anlamı olabilir?
Karhide'de kral ve kiorremi, insanların yaptıklarını gayet iyi denetleyebilir ama işittiklerini pek az, söylediklerini ise hiç denetleyemezler. Burada devlet sadece eylemi değil, düşünceyi de kontrol edebiliyor. Hiç kimsenin başkaları üzerinde böylesi bir güce sahip olmaması gerek oysa.
"Bir ödül yeri mi burası? Yoksa bir ceza yeri mi?"
"Bilmiyorum, Asra. Bu dünya hangisi?"
"İkisi de değil, çocuğum. Burası dünya sadece. Olduğu kadar. Burada doğarsın ve... Her şey olduğu gibidir."