• Değerli arkadaşlarım, güzel insanlar;

    Son günlerde artan sahtecilik hadiseleri gerçekten çok üzücü. Bir tarafta şairine ait olmayan dizeler, diğer tarafta hiç okunmamış bir kitap için yapılan çalıntı inceleme ve alıntılar.

    Ama bunların ifşa şeklide bana göre bir o kadar üzücü. Öyle ki her ne olursa olsun kitap dostlarını karşı karşıya getiriyor ve telafisi zor hasarlara yol açıyor.

    Hatayı yapan arkadaşın hatasından dönme şansını yok eden bir aşağılanmaya maruz kalması onu rencide ediyor ve daha hırçın ve saygısız bir hale getiriyor.

    Bu platformu kurup bizlerin kullanımına açanların, burada ki asayişi sağlamak, gerekli kontrol mekanizmalarını devreye sokmak asli görevidir. Onlar bu konuda zaaf gösterince bu defa bunu sizler bizler sağlamaya çalışıyor ve istemeden bir anarşiye sebep oluyoruz.

    İfşa yerine bir şikayet mekanizması oluşturmak ve bu konuda yetkililer üzerinde bir baskı oluşturmak daha mantıklı. Ancak bunlardan sonra sorun çözülemiyorsa ifşa da bir metottur.

    Burada asıl olan bilgiye ulaşmak ve paylaşımdır. Bin bir şey paylaştığımda aldığım beğeni adetiyle değil bir arkadaşımın "bunu ilk defa duydum" tepkisiyle mutlu olanlardanım.

    Ve sizlerden o kadar çok şey öğreniyor, hepsini okuma imkanım olmayan o kadar kitap hakkında bilgi sahibi oluyorum ki anlatamam.

    Bir arkadaşın yapacağı yanlış bir alıntı, bir bilgi paylaşımı bizlerde bir bilgi zehirlenmesine sebep olacak ve zincirleme bir kötülük ortaya çıkmış olacak. Çünkü çok zaman okuyup beğendiğim bir paylaşımın kaynağını araştıracak zamanım olmuyor ve itimat etmek durumunda kalıyorum. Bu durumda da pek tabi yanılabiliyorum. İşin uzmanı arkadaşların uyarıları olmasa daha büyük sıkıntı.

    Ben prensip olarak yazıda noktaya virgüle takılmam. Yazarken de okurken de imla hatalarının peşinde koşmam. Bir yazarım ve amatörüm ancak edebiyatçı değilim. Birikimlerimi aktarmak beni yazar yapar ama edebiyatçı yapmaz. Bunun adı da haddini bilmektir. Söz çıkana kadar sahibinin çıktıktan sonra herkesindir. Bu yüzden burada ki sorun da had bilmekle çözülür.

    Daha fazla takip edilmek, çok beğeni almak, en yüksek okur puanına ulaşmak (ki nasıl olduğunu bile bilmiyorum) umurumda bile değil. Ben bilmediğime açım ve okuyan yazan insanlarla kelam etmek beni inanılmaz mutlu ediyor.
    Çok uzattığımın farkındayım ama bir arkadaşınız, bir büyüğünüz, bir küçüğünüz olarak affınızı rica ediyorum.

    Saygı ve sevgilerimle...
  • Gözünü ideolojik körlük bürüyenler,kendini kafdağının zirvesinde görenler,kendini Türk Dil Kurumu Müfettişi sananlar,Siteyi prim amaçlı kullananlar,başımıza entelektüel bilgin kesilenler bu yazıyı okumasın.Çünkü yazdığım şeyler onlar için hiçbir şey ifade etmeyecek.Ama ben yine de yazacağım,içimde kaldıkça sinirlerim bozuluyor.

    Tam 4 senedir Gazetecilik okuyorum.Yazma konusunda bir çok ders aldım.Hüseyin Köse,Sinan Oruçoğlu gibi Edebiyat çevrelerinden birçok ödül almış şairlerin ve yazarların dersine girdim.Bunu hava atmak ve kendimi bilgili göstermek için yazmıyorum,birçoğunuz bahsettiğim isimleri tanımıyorsunuz zaten.Girdiğim derslerde yazma ve konuşma dili,internet dili üzerine çok fazla tartışmaya şahit oldum.Bildiğim emin olduğum tek bir şey var.Yazı dili ve konuşma dili nasıl birbirinden farklıysa yazı dilinin bir başka kulvarı olan internet dili de kendine göre farklıdır.İnternet dilinde zaman zaman alışılagelmiş sözcüklerin yazımı değişebilir,cümleye küçük harfle başlanabilir,bazı ayrı yazılan sözcükler birleşik yazılabilir.Bunu TDK da kabul ediyor ve yakında buna müteakip bir revizyona da gidebileceği söyleniyor.Peki benim anlamadığım bir şey var.Evet dilimiz bizim her şeyimiz,gönül ister ki hepimiz en güzel biçimde kullanalım.Ama gelin görün ki öyle olmuyor.Eğitim sisteminden şikayet ediyoruz ama bu eğitim sisteminde dilbilgisi kurallarını bilmeyen insanları aşağılıyoruz.Burası inceleme sitesi diyoruz acaba dilbilimsel olarak değil yapısal olarak hepimiz incelemelerimizin incelemesini yaptırsak kaçımızın yazdığına inceleme dyebiliriz.Arkadaşın biri "herkez" yazmış diye demediğini bırakmamış,birileri bir arkadaş kitabı beğenmedi diye arkadaşı resmen linç etmiş.Bazı arkadaşlar sözde hümanist ve sözde edebiyat aşığı,her görüşe açık,şöyle yazmış "biriyle tanıştım 2000 kitap okuyup hiç Dostoyevski ve Sabahattin Ali okumamış" diye feryat etmiş ve o insanı aşağılamış.Sözde hoşgörü dünyası.Yahu okumak zorunda mı? Sen neden "Platon" okumadın,sen neden "Unamuno" okumadın diye sana kimse tepki gösteriyor mu? Dünyada gelmiş geçmiş milyonlarca yazar var herkes dilediğini seçer okur,sen buna ne hakla karışabiliyorsun? Bir arkadaşımız kendisine edilen küfürü paylaşmış,sitem etmiş,belki diğerlerinin o insanla münasebete girmemesi için ifşa etmiş.Birileri altına "burası kitap sitesi" diye bas bas bağırmış.Altına "Peki kitap sitesiyse neden günde 20 tane dini paylaşım ve günaydın,iyi akşamlar paylaşımı yapıyorsun?" dedim.Bana akşam mesaj atmış,cidden ilk defa sitede bu kadar güldüm "dini paylaşım ahlaksızlık mı,beni takip etme o zaman!" yazmış.Yahu arkadaşım sen hangi kafayla yaşıyorsun bu memlekette.Dönüp hiç kendine bakıyor musun? Böyle yüzlerce örnek sayabilirim.Ben bu sitenin demirbaşı,admini,bekçisi falan değilim.Kimseyi eleştirmek,kınamak haddim ve hakkım değil.Ama bir yerlerde eleştri yapıp daha beter hataları göz göre yapanlar olursa bunu yüzlerine vuracağım.

    Şimdi şuna hak veririm,biri bir yazarın alıntısını kopyala yapıştır yaparak,okumadan yanlış bir şekilde paylaşıyorsa buna verilen tepkilere hak veririm.Biri bu siteyi sırf kendi emelleri,egoları olarak kullanıyorsa buna tepki verilir.Ama kimse gördüğü eğitimden,aldığı eğitimden,yaptığı imla hatasından dolayı aşağılanamaz.Bu sitede kimse "Ayraç" dergisi yayın koordinatörü değil.Herkes kendi çapında kolektif bilgi havuzuna kendi çapında katkı sağlamakla yetkili sadece ve sadece bildiği kadarıyla.Neyse daha fazla uzatmak istemiyorum.Tek diyeceğim ya olduğunuz gibi görünün ya da göründüğünüz gibi olun.Mevlana'nın dediği gibi diliyle alim kalbiyle cahillerden olmayın.Eğer bana hoşgörü konusunda yüklenecek olursanız ben hoşgörülü değilim bunu da bilin.