Çık o karanlık zindandan, haydi Rahman'ın Arş-ı Âlâ'sına doğru kaldır başını! Hz. Yusuf'u taklit et! Kuyuyu da, zindanı da bırak ki Mısır'a sultan olasın!
Sayfa 72
Din
Ferman Senin
Emrine dil-bestedir her dilber-i fettân senin Şehr-i hüsnün şehrîyârısın bugün fermân senin Devr eder vefk-i murâdınca bütün devrân senin Şehr-i hüsnün şehrîyârısın bugün fermân senin Gel kerem-kârım dil-i uşşâk-ı mahzûn eyleme Gonce-veş perverdegân-ı vaslı dil-hûn eyleme Fürkat âdet olmasın kan eyle kânûn eyleme Şehr-i hüsnün şehrîyârısın bugün fermân senin Bûy-ı hicrân vermesin gülberk-i handânın dirîğ Zâr u giryân olmasın uşşâk-ı nâlânın dirîğ Dest-bûs olmazsa bârî etme dâmanın dirîğ Şehr-i hüsnün şehrîyârısın bugün fermân senin Hûblar saf saf dizilmiş senin dîvânına Tâifân-ı arş-ı alâ reşk eder unvânına Bir nâzar kıl arz-ı hâl-i Gâlib-i nâlânına Şehr-i hüsnün şehrîyârısın bugün fermân senin
Sayfa 187
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hamd ü Sena
Ne var ki mevcûd ise âlemde, güzel, doğru, iyi; Arayan fikri, bulan ruhu, seven sevgiliyi Bize bahşetmiş olan Hazret-i Rahmân'a şükür. O büyük Rabb'e şükürler ki, ayak bastığımız Yeri halketti barınsın diyerek varlığımız; Ve yer üstünde hayâlin cereyânınca uzun, O büyük Rab ki, ışıklar yakıyor göklerde, Lûtfunun feyzini, görsün diye insan yerde; En büyük nîmete hamd, en küçük ihsâna şükür. O büyük Rab ki, ufuklar boyu nîmetlerini, Hüsn ü an, reng ü füsun, aşk ü cünûn mahşerini Gayrı kâfi görerek sevdiği biz kullarına Şimdiden vâdediyor başka bir âlem yarına; Mâ-i Tesnîm'e şükür, Ravza-i Rıdvân'a şükür. O ki, sedâsına yandıkça bütün mahlûkat, Arş-ı Alâ'da Ezel kasrına çıkmış yedi kat, Geriyor hüsn-i ilâhîsine atlas perde... En güzel vuslatı tattırmak için mahşerde Bize, gündüz gece, zehrettiği hicrâna şükür. O büyük Rab ki, dalalet yolu düşkünlerine Ben gazubum diye seslendi derinden derine; Ve meleklerle kitab indirerek her yandan Yine yol çizdi halas etmek için şeytandan... Sayısız cürme bedel sonsuz inayetlere hamd, Ve bu hizmetle celil ettiği Peygamber'e hamd, Gökyüzünden yere indirdiği Kur'an'a şükür.
Sayfa 45·Kitabı okudu
Şiir
Ey karanlıkların derin kuyusunda duran, tereddüt ve şüphe kafesine kapanıp kalmış olan! Çık o karanlık zindandan, haydi Rahman'ın Arş-ı Âla'sına doğru kaldır başını! Hz. Yusuf'u taklit et! Kuyuyu da, zindanı da bırak ki Mısır'a sultan olasın!
Alıntı
İbnü Abbâs (Radıyallâhu Anhümâ)dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerîfte Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:"Uhud'da kardeşleriniz şehit olunca, Allâh onların ruhlarını birtakım yeşil kuşların içine yerleştirmiştir ki, böylece onlar cennet nehirlerine uğrayıp oranın meyvelerinden yemişler, sonra Arş'ın gölgesinde asılmış olan altın kandillere dönmüşlerdir. Onlar yiyeceklerinin, içeceklerinin ve kaldıkları yerin güzelliğini görünce: 'Bizim cennette rızıklandırılan birtakım diriler olduğumuzu bizden taraf onlara kim ulaştırsa ki, cihâda karşı soğuk durmasalar ve harp ânında korkup kaçmasalar?' demişler, Allâh-u Te'âlâ: 'Sizden taraf Ben onlara bu tebliği yaparım' buyurmuş ve bu âyet-i celîleleri inzâl buyurmuştur. (Al-i İmran,171)
Sayfa 71 - Ahıska yayınevi
Alıntı
Varlığını aşka değiş...
Ey gönül sendedir ol kaf-ı kanaat sende Sendedir akl ü edeb nutk ü belagat sende Sendedir aşk ile can hüsn ü melahat sende Sendedir baht-ı âlâ necm-i saadet sende Sendedir ilm-i ledün remz-i beşaret sende Sendedir sur Huda bar-ı emanet sende Sendedir genc-i nihan ayn-ı keramet sende Sendedir dürriü kân-ı kerem zât-ı hidayet sende Sendedir hamr-ı ezel sekr ü feragat sende Var iken tanı özün bunca feraset sende Sendedir nur-t Huda lütfü inayet sende Hasılı sendedir ol gayet-i gayet sende Sendedir dürlu hüner dürlü maharet sende Sendedir zabt ile rabt emre itaat sende Sendedir hulk-i cihan cümle imaret sende Sendedir bahr ile ber cümle vilayet sende Bu cihan varlığı hoş buldu nihayet sende Varlığın aşka değiş eyle feragat sende Sendedir dûzih-i sûzan dahi cennet sende Sendedir iki cihan mülkü tamamet sende Gafil olma gözün aç âlem-i kübra sensin Sidre ü levh ü kalem arş-ı mualla sensin (Ey gönül, o kanaat dağı sendedir. Akıl ve edep, konuşma güzelliği sende. Sendedir aşk ile can, güzellik ve yüz güzelliği. Saadet yıldızı ve yüce baht sendedir. Müjde remzi ve Allah'ın sırlarına ait bilim sendedir. Huda'nın sırrı ve binler emanet sendedir. Keramet pınarı, gizli hazine sendedir. Hidayet verici zat, cömertlik ve istek incisi sendedir. Sonsuzluk şarabı, sarhoşluk ve vaz geçme sendedir. Sende bunca anlayışlılık varken özünü tanı. Huda'nın nuru, lütfu ve iyiliği sendedir. Kısası, o gayelerin gayesi sendedir. Türlü hüner, türlü maharet sendedir. Zabt ile rabt ve emre itaat sendedir. Cihanın halkı ve bütün imaret sendedir. Karalar, denizler ve bütün beldeler hep sendedir. Bu cihan varlığı, sende son buldu. Varlığını aşka değiş, sen de vazgeç. Cehennem ateşi ve cennet sendedir. İki cihan mülkünün tamamı sendedir. Gafil olma, gözünü aç, büyük âlem sensin. Sidre, levh, kalem ve arş
Alıntı