Puan vermedi
"Sanatlı bir eser, sanatkârı icab eder..." İşte ey tabiata saplanan ve bataklıkta boğulmak derecesine gelen gàfil! Bütün mâzi ve müstakbele ulaşacak hikmetli ve kudretli mânevî el sahibi olmayan birşey, nasıl bu zeminin hayatına karışabilir? Senin gibi hiç ender hiç olan tesadüf ve tabiat buna karışabilir mi? Kurtulmak istersen, "Tabiat, olsa olsa bir defter-i kudret-i İlâhiyedir; tesadüf ise, cehlimizi örten gizli bir hikmet-i İlâhiyenin perdesidir" de, hakikate yanaş. Yirmi Beşinci Pencere Nasıl ki, madrub, elbette dâribe delâlet eder; san’atlı bir eser, san’atkârı icâb eder; veled, vâlidi iktizâ eder; tahtiyet, fevkıyeti istilzam eder, ve hâkezâ. Bütün umûr-u izâfiye tâbir ettikleri, biribirsiz olmayan evsâf-ı nisbiye misillü, şu kâinatın cüz’iyâtında ve heyet-i umumiyesinde görünen imkân dahi, vücûbu gösterir. Ve bütün onlarda görünen infiâl, bir fiili gösterir. Ve umumunda görünen mahlûkıyet, hàlıkıyeti gösterir. Ve umumunda görünen kesret ve terkib, vahdeti istilzam eder. Ve vücûb ve fiil ve hàlıkıyet ve vahdet, bilbedâhe ve bizzarure, mümkin, münfail, kesîr, mürekkeb, mahlûk olmayan, Vâcib ve Fâil, Vâhid ve Hàlık olan mevsuflarını ister. Öyle ise, bilbedâhe, bütün kâinattaki bütün imkânlar, bütün infiâller, bütün mahlûkıyetler, bütün kesret ve terkibler, bir Zât-ı Vâcibü’l-Vücud, Fa’âlü’n-Limâ Yürîd, Hàlık-ı Küll-i Şeye, Vâhid-i Ehade şehâdet eder. Elhâsıl: Nasıl imkândan vücûb görünüyor; infiâlden fiil ve kesretten vahdet-bunların vücudu, onların vücuduna katiyen delâlet eder. Öyle de, mevcudât üstünde görünen mahlûkıyet ve merzûkıyet gibi sıfatlar dahi sâniiyet, rezzâkıyet gibi şe’nlerin vücudlarına katî delâlet ediyor. Şu sıfâtın vücudu dahi, bizzarure ve bilbedâhe, bir Hallâk ve bir Rezzâk Sâni-i Rahîmin vücuduna delâlet eder. Demek, herbir mevcud,
Alıntı
SözlerBediüzzaman Said Nursî · Söz Basım Yayın · 20126,9bin okunma
ah o yemendir, anlatılan senin de hikayendir..
Puan vermedi·200 syf.··
2025 489. kitabı
yemen.. islam inancına göre hazreti ademin oğlu kabil, kardeşi habili günümüzde suriyede yer alan şam şehrinde bulunan kasiyun dağında öldürür.. bu olaydan sonra kasiyun dağı çevresi 'dem-u şakik' olarak anılır bölgede yaşayanlarca.. (dem: kan; lugatim.com/s/DEM , şakik: ana baba bir erkek kardeş; lugatim.com/s/%C5%9EAK%C4%B0K ) dem-u şakik: kardeş kanı.. kardeş kanının aktığı yer.. zamanla bu kelime bölgeye gelenlerce gerek söyleniş gerekse yazılış olarak farklılığa uğrar; demuşk, dımaşk, dimaşk, damascus.. kardeşini öldüren kabil, babası adem tarafından kendisine beddua edilerek buradan kovulur.. kabil, yemene gider, burada nesli çoğalır, kendi yaşamı da hazin/ibretlik şekilde son bulur.. buraya dek yazdıklarımı -varsa- dikkatli okuyanlar dem-u şakikin söyleniş ve yazılışı değişirken bölgenin günümüzdeki adı olan şamın geçmediğinin farkına varmışlardır.. peki şam adı nereden gelmiştir? şuradan; şam, arapça sol, kuzey anlamına gelir.. islamiyet sonrası bölgenin, dünyanın, evrenin merkezi sayılan mekkedeki kabe araplarca bölgedeki yerleri isimlendirme konusunda da bölge insanını etkilemiştir.. mekkedeki kabenin sol tarafında kalan dem-u şakik bölgesine araplar dimaşk eş-şam demişlerdir, soldaki kardeş kanı bölgesi.. zamanla bu isim araplar arasında eş-şam, şam şeklinde kısaltılarak kullanılmıştır, bölgedeki müslüman olmayanlar ise buraya hala damascus demeye devam etmişlerdir.. bölgedeki araplarca mekkedeki kabeyi merkeze alarak bölgedeki yerleri isimlendirme olayından etkilenen bir diğer bölge de günümüzde aden körfezinde yer alan yemen bölgesidir.. yemen de kabenin güneyinde, sağında kaldığı için arapça güney, sağ anlamlarına gelen yemen sözcüğü ile anılan bu bölge zamanla dillerde, yazıda ve haritada bu adla belirtilir, gösterilir, ifade edilir
Türk Tarihi
Ah O Yemen'dirRüştü Paşa · Dorlion Yayınları · 020 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
♡ Ç Ö L E İ N E N N U R ♡
10/10
·608 syf.··
Beğendi
·
2025 23. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2025 09:44
. ♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡ . Öncelikle, İmam Rabbani'nin “Ben sözlerimle Muhammed’i (a,s.m.) övmüş olmadım; aslında sözlerimi Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmla övmüş ve güzelleştirmiş oldum.” sözleriyle başlamak istiyorum. Zira,O'na (sav) dair kurulan her cümle,O'nun (sav) ismi ve mevcudiyeti ile güzelleşir. Üstad, yazar , Necip Fazıl Kısakürek 'den , Efendimiz'in hayatını kronolojik sırayla anlatan bir siyer kitabı okudum. Bu siyer kitabı, Efendimiz'in biyografisini ve tarihi ele alıyor. Esasında , Çöle İnen Nur ,sadece bir biyografi ve tarih kitabı değildir. Aynı zamanda , edebî üslûpla kağıda dökülen, okuyanlarda derin duygusal izlenimler bırakan bir eserdir. Yazar, sıradan cümlelerle oluşturulmuş bir metinden ziyade, akla ve kalbe hitap eden,bununla birlikte basirete,şuura,idrake ve nihayetinde kulluğa hitap eden sorgulamalarla eseri oluşturmuştur. Bu kitap,iman sahiplerini tefekküre sevk eden bir sevda anlatımıdır. Efendimiz'in hayatı sadece biyografi olmaktan ziyade, kendisinden sonraki tüm içtimâî hayata en güzel örnektir. Güzel Peygamberimizin (sav),yetim doğuşu ve öksüz kalışı, dedesinin ve amcası Ebu Talib'in ona gösterdikleri üstün şefkat ve sahiplenme , Efendimiz'in kendisine ve arkadaşlarına yönelen tüm eziyetlerine rağmen aktif sabrı,kendini ifade edişi,hayatımıza kattığı ensar ve muhacirlik kavramları, akrabalarına karşı şefkatli tavrı, kötü ve zâlim akrabalara koyulması gereken sınırın ve arş-ı alâ insaniyetin en güzel örneği oluşu,arkadaşlarıyla ve eşleriyle ilişkileri,yedi büyük günahtan biri olan yalan konusundaki hassasiyeti,, çocukluğu, gençliği, mücadeleleri... Ve sayamadığım bütün hayatı,bizim için, sosyolojik, psikolojik ve maneviyat anlamında, sırat-ı müstakim adına yol haritasıdır. Günde 40 defa namazda dile getirdiğimiz, "sırat-ı müstakim"
Tasavvuf
Çöle İnen NurNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 201912,2bin okunma
ismail küçükkılınç'ın incelemesi
Puan vermedi
''''Gün gelip de eski Milli Eğitim bakanı ve Ali Suavi ve Dönemi adlı doktora tezini numune gösterdiğim akademisyen Hüseyin Çelik'in üzerinden silindir gibi geçmek isteyeceğim aklıma gelmezdi. Sn. Çelik maalesef bu eserde ilim ahlakını biraz ıskalamış. Hüseyin Çelik Bey'in Tayyip Erdoğan ile bir derdi varsa dürüstçe hareket etmeli,laf cambazlığı yapmamalı. Tayyip Bey, Çelik'i görevde tutarken iyiydi de sonradan mı Abdülhamid'e benzedi oysa Tayyip Bey, hep Abdülhamid'i örnek alıyordu.İkbalde yazamadığını idbarda yazmak ayıptır. Çelik, herkesi eleştiriyor ama sıra Said-i Nursi'ye gelince gassalın elindeki meyyit gibi oluyor. Kusura bakmasın, Said-i Nursi için yazdığı "İttihat ve Terakki dönemindeki baskıcı, komitacı uygulamalara sertçe muhalefet etmiş" ifadesi doğru değildir, aksine yalakalık etmiştir. İttihat ve Terakki'yi böyle diyerek harcamaya çalışmak, Bediüzzaman dediği Said-i Nursi'yi de tebcile çalışmak basit bir mürîd ve mutî' tavrıdır. Said-i Nursî, İTC'ye tam bağlılık ile kelleyi kurtarmış biridir. Abdülhamid'in Said-i Nursi'yi tımarhaneye yatırdığı iddiasına gelince, eskiden beri dillendirilen bu iddia bir an için doğru ise helal olsun, aşk olsun Abdülhamid'e. Büyük adammış, "mistik hezeyan" sahibini gözünden tanımış. Malum, İsmet Özel de bir kardinali gözünden tanımıştı. Hüseyin Çelik çok ayıp ediyor, kendisine yakışmıyor, İslamcılığın ne olduğunu; (kimlerin İslamcı olduğunu yazdığı 'Ali Suavi ve Dönemi' kitabına göre de) çok iyi bilmesine rağmen sırf sonradan nükseden Erdoğan alerjisi sebebiyle "Siyasal İslamcı" sakızı çiğnemeye başlamış. Yazık! Kitapta Abdülhamid hakkındaki tespitlerin çoğu doğru iken araya birçok maddî bilgi ve tespit hatası serpiştirmiş, alakasız mukayeseler ve benzetmeler yapmış. //ESKİ MİLLİ EĞITIM BAKANI VE AKADEMİSYEN HÜSEYİN
Tarih
Sultan AbdülhamidHüseyin Çelik · Alfa Yayıncılık · 202534 okunma
10/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2022 93. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2022 23:24
Kitabın üç hikayeden oluştuğunu söyleyelim başta; 1- Séraphita 2- Jésus-Christ en Flandre 3- Louis Lambert İsmini yayın evi "Buch der Mystik" koymuş, mistik kitap veya mistik hikayeler kitabi denebilir. İncelememe Louis Lambert ve Seraphita ile başlayacağım ve bu hikayeleri birlikte ele alacağım. Çünkü iki hikaye de Emanuel Swedenborg'un öte alem ile ilgili düşüncelerini ele alıyor. Louis Lambert Swedenborg'un fikirlerini ile dolu 15 yaşında bir delikanlı olarak çıkıyor karşımıza. Anlatıcı (Balzac) onunla okul döneminde 2 sene arkadaşlık ettiğini ve öğretmenlerden sürekli ceza aldıkları için, sürekli beraber olup kitap okuyup, sohbet ettiklerini söylüyor. Bu sohbet esnasında ve daha sonraları Balzac Louis Lambert'in akibeti ne oldu sorusunun peşine düştüğünde hep Swedenborg'un fikirleri ile muhtap oluyoruz. Balzac hikayeye Swedenborg'un fikirlerini iskelet olarak kullanmış ya da hikayeyi onun fikirlerini üzerimize boca etmek için kullanmış. Hikaye otobiyoğrafi tarzinda yazılmış, bu da Balzac'ın bunlari hakikaten yaşamış olduğu fikrine götürmüş ama ben emin değilim. Anlatım sanatı içerisinde de değerlendirilebilir. Serpahita hikayesi Louis Lambert'ten sonra okunmalı bence, oysa ben malesef ilk hikaye o olduğu için başta okudum. Swedenborg'un fikileri Louis Lambert'te genel olarak anlatılıyorsa, Seraphita da önün öğretisinin özel bir konusuna parmak basılıyor. Bu konunun neliğine geçmeden önce Seraphita'nın ne anlama geldiğini açmamız gerekiyor biraz. İbranice kaynaklı seraf (tekil) ve serafim (çoğul) kelime anlamı itibari ile yanan/lar demek ve özel anlamda Tanrıya yakın melekler kastediliyor. Tanrıya yakınlıklarından dolayı yananlar ya da ona olan sevgilerinden dolayı yananlar anlamına geliyor. Kasıt Tanrının tahtını taşıyan Hamele-i arş melaikesi veya Yüce Meclis
Buch der MystikHonore de Balzac · Diogenes · 19776 okunma
Puan vermedi
İlahi Komedya 701 yaşında(Dante İlahi Komedya'yı 1307 – 1321 yılları arasında yazmıştır.) Dante'nin yapıtı Divina Commedia (Kutsal Komedi) İtalyancanın en önemli eseri ve dünya yazınının başyapıtlarındandır.Üç bölümden oluşur: Cehennem (Inferno), Araf (Purgatorio) ve Cennet (Paradiso). Yapıt, Dante’nin Cehennem'den başlayıp Cennet'te son bulan yolculuğunu betimlemektedir. Bu yolculukta hayranlık duyduğu Latin şair Vergilius ve sevdiği kadın olan Beatrice ona yol göstericilik yaparlar. İtalyanca Cehennem anlamına gelen Inferno bölümü ile başlayan yapıt, günaha susayan vahşi yaratıkların kasvetli dünyasından Purgatorio (Araf) ve Paradiso (Cennet) ile ölüm sonrası yaşama uzanan kasvetli bir dünyayı konu ediniyor. Böylesine ciddi içerikli bir yapıta neden komedi denildiği merak edilebilir: Dante’nin zamanında tüm ciddi, öğretici yapıtlar Latince yazılmaktaydı. Latince dışındaki dillerde kaleme alınan yapıtlar önemsiz ve sıradan görülüyordu. Ayrıca “komedi” sözcüğü, klasik anlamında, düzenli bir evrene duyulan inancı yansıtan yapıtlara göndermede bulunuyordu. Buna göre evrendeki tüm olaylar mutlu ya da “eğlenceli” bir sona doğru yönelmekle kalmıyor, ama aynı zamanda, her şeyi sonul bir iyiye doğru düzenleyen bir kutsal istenç tarafından etkilenmiş olan bir son söz konusu oluyordu. Buna göre Dante için yapıtta cehennemden cennete doğru ilerleyiş, terimin paradigmatik ifadesini yansıtmaktaydı. Etik yönden bir ruhsal bulanıklıktan, sonunda Tanrının bir görülüşüne ulaşabilmek de söz konusu anlamla uyumludur. İlahi Komedya eşsiz şiir tekniği ve çok katmanlı anlamı yanında bize hem zahiri hem de batıni olarak dehayı tanımak için pek çok kapı açar. Eserin ilk dizesi "Yaşam yolumuzun ortasında"(35 yaşında yazdığı tahmin ediliyor.) Komedya'nın kurgusu,geçmiş hal ve geleceği
Araştırma-İnceleme
İlahi Komedya (3 Cilt Takım)Dante Alighieri · Oğlak Yayıncılık · 20206,4bin okunma