Arşivden...
Puan vermedi·48 syf.·
2026 26. kitabı
Emile Zola'dan "aydın" kimliğine yakışır ders niteliğinde mektup. Dreyfus Olayı, Yahudi asıllı Fransız subay Alfred Dreyfus'un casuslukla suçlanıp rütbelerinin sökülerek tutuklanmasıdır. Bu olaydan sonra hem toplum hem basın ikiye bölünmüş, ülkede Yahudi düşmanlığı baş göstermiş, Dreyfus'u savunan kişiler hedef gösterilmiştir. Bu noktada "Benim tek tutkum var, öylesine çok acı çekmiş ve mutluluğu hak etmiş olan insanlık adına, ışık tutkusu. Ateşli karşı çıkışım ruhumun çığlığından başka bir şey değil. Beni ağır ceza mahkemesine çıkarmayı göze alsınlar ve soruşturma gün ışığında, apaçık yapılsın." diyerek Emile Zola ortaya çıkar ve Fransız Genelkurmay'ına yönelik ağır suçlamalarda bulunarak Cumhurbaşkanı'na bu haksızlığa son vermesi için mektup yazar, mektubu da gazetede yayımlar. Cumhurbaşkanı'nın güzel icraatlarından bahsederken bu olaya el atmasının da insanî görevi olduğunu ve kendisi için çamur lekesini temizlemesini ister. Kişinin sırf aslı dolayısıyla suçlanamayacağını, tuzak hazırlandığını, bu tuzağı hazırlayanların cezalandırılması gerektiğini söyler. Generalleri, yazı uzmanlarını, Savaş Bakanlığı dairelerini ve savaş mahkemelerini bu hukuksuzluk ve haksızlıktan dolayı suçladığını belirtir. "Bu suçlamaları yöneltirken, kendimi hakaret suçlarını cezalandıran 29 Temmuz 1881 tarihli basın yasasının 30 ve 31. maddeleri kapsamına soktuğumu biliyorum. Bu tehlikeye isteyerek atılıyorum." diye de ekler. Deliller ortaya çıktıkça Fransız Genelkurmayı da haksızlığını görür fakat söz konusu itibarı olduğu için sahte belge düzenleyen mensuplarını sonuna kadar savunur. Bu sırada mektubun yayımlandığı gazeteler, kışkırtılmış kalabalıklar tarafından toplanıp yakılır, sağcı basında Zola için "Yarı-İtalyan, çeyrek Yunan, çeyrek Fransız, üç dört kez kırma, hiç de güzel insanlık
1000Kitap
SuçluyorumEmile Zola · Can Yayınları · 20215,9bin okunma
arşivden(1,5 yıl fln öncesine ait)
10/10
·360 syf.··
2024 3. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2024 00:00
BOL SPOILER Bu kitabın bana hissettirdikleri gerçekten çok karmaşık. Küçük Kadınlar'da da olduğu gibi vermiş olduğu aile ve kardeşlik hissiyatı çok güzel. Ama bazı yerlerde karakterle yapmış olduğu ahmaklıklar yüzünden çok kızıyorsunuz ve kitabı duvara fırlatmak falan istivorsunuz. Vermek istediği ahlaki dersler yerindeydi ama bazıları bana uymuyordu ve karakterin yapmak istediği "kötü" (yazar tarafından kötü olarak gösterilen) düşünceler gerçek hayatta tam da benim yapacağım șeylerdi. Bayan March'in kesinlikle anne hissiyatını verdiğini düşünüyorum ama birazcık da kızlarını savunsan be abla! Sanki hep kizları haksızmıs gibi davranıyor ve bu kesinlikle sinir bozucu. Jo&Laurie'ye gelecek okursak kesinlikle favori ciftimdi,yazarin onları harcamış olması hiç hoşuma gitmedi bence jo ve laurie güzel bir çift olabilirdi. ikisinin ilişkisi "doğru kişi yanlış zaman' durumuna uyuyordu bence. Laurie hayatını jo'ya adamaya hazırdı ancak jo'nun hayalinde böyle bir şey yoktu. Laurie gönlünü amy'ye kaptırmış olmasaydı jo hatasını anlayip teklifini kabul ederdi ve Teddy ile çok güzel bir ilişkileri olabilirdi çünkü küçük kadınlar'dan beri birbirleri için yaratlmışlardı bu bariz belliydi keske olsalardı ama yapacak bir sey yok... Ayrıca amy fred'le de mutlu olurdu bence. Beth... ah;benim sevgili,küçük Beth'im... Ölümüne en çok ağladığım karakter olabilir. Ama iyi eşlerin başından beri sanki ölmesi icin yazılmış bi karakterdi. Özellikle geleceğe dair bir planinin olmaması falan. Jo ile yaptıkları konuşma așırı duygusaldı ve çok güzeldi. Birinin ölmesi değil de, ölümü beklemek belki de daha cok üzüyor insanı. Jo& Bhear çiftine pek diyecek bir şeyim yok. Sadece yaş farkı çok fazla: 18. Ne vardı bhear'ı 30 yasinda yapsan. Adam 40,kız 22 yasinda. Çok absürt kaçıyor kızı olabilecek
İyi EşlerLouisa May Alcott · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20222,149 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Çekiçle Felsefe Yapan Bir Yaşamın Anatomisi
9/10
·968 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
105 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2026 19:53
Nietzsche'yi tanımak, felsefesine hâkim olmak için yazdığı onlarca kitabını okumaktansa tek bir kitabı okumak yeterli. Tabi bunun avantajları olduğu kadar dezavantajları da var. Öyleyse iyi ve kötü yönlerini anlatmaya başlayalım bakalım. Julian Young’ın Friedrich Nietzsche: Felsefi Bir Biyografi adlı eseri, sıradan bir yaşamöyküsü sınırlarını aşarak, putları çekiçle kıran bir düşünürün zihinsel evrimine tutulan devasa bir büyüteç işlevi görüyor adeta. Felsefe tarihinin en çok yanlış anlaşılan figürlerinden birinin çocukluk yıllarından çöküşüne kadar giden süreci kurgulamak, yalnızca kronolojik bir döküm yapmak değil; aynı zamanda fikirlerin kanlı canlı bir bedende nasıl filizlendiğini göstermeyi gerektirir. Young, tam olarak bizlere bu felsefi ve biyografik sentezi kusursuzca başarıyor. Öncelikle iyi yönlerinden bahsetmek istiyorum; biyografinin en güçlü yanlarından biri, filozofun zihinsel haritasını şekillendiren etkenleri yüzeysel geçmemesidir. Özellikle gençlik dönemindeki Arthur Schopenhauer hayranlığı ve sonrasında kendi yolunu çizerek irade kavramını "güç istenci"ne dönüştürme süreci, metinde ilmek ilmek işlenmiş. Düşünürün, ustasının karamsar felsefesinden kopup yaşamı olumlayan trajik bir neşeye ulaşması, salt kavramsal bir manevra değil, derin bir varoluşsal krizin aşılmasını ele alıyor (bu bölümler benim gibi birçok okuru zorlayacaktır, kavramlar biraz ağır basıyor, anlatımı baltalıyor). Popüler kültür, filozofu dağ başlarında tek başına çıldıran, asosyal bir dahi şeklinde resmetmeyi sever. Julian Young, detaylı araştırmalarıyla bu efsaneyi yerle bir eder. Karşımızdaki portre; dönemin siyasi olaylarını yakından takip eden, arkadaşlarına mektuplar yazan, müzikle tutkulu bir ilişki kuran, acı çeken, hastalanan ama asla dünyadan tamamen kopmayan bir insandır. Kendi
Felsefe ve Düşünce
NietzscheJulian Young · İş Bankası Kültür Yayınları · 2015188 okunma
Çok haklııı
6/10
·672 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
46 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2026 19:43
“Arşiv’den daha kutsal bir şey yoktur.Tapınaklar bile yeniden inşa edilebilir ama kitaplar yeniden yazılamaz.” -Albay Daxton’ın Katipler Bölüğü’nde Mükemmelleşme Rehberi’nden **DÖRDÜNCÜ KANAT Rebecca Yarros Dördüncü Kanat
Alıntı
Dördüncü KanatRebecca Yarros · Olimpos Yayınları · 20236,3bin okunma
Puan vermedi·340 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
"Ailesi Selin'i her daim genç bir kız olarak hatırlamak zorunda kalacaktı... Kızlarının hayatı ile birlikte doğumundan itibaren onun için kurdukları bütün hayaller de katledilmişti. Çocuğunun büyüdüğünü görememek bir anne baba için deneyimlenecek en acı gerçekti." Herkese Merhaba Çok etkileyici bir kitapla sizlerleyim. Kitabin önsözü bile insanı sarsmaya yetiyor. Şöyle bir not yer alıyor "Yaşamak isterken öldürülen , susarken bile suçlanan 'kadın' olduğu için hayattan koparılanların anısına..." Ne kadar acı ve anlamlı bir not değil mi? Maalesef kadın cinayetlerinin daha da arttığı bir zamandayız. Katillerin tahrik etti, hakaret etti , boşanmak istedi diye savunma yaparak kendini haklı göstermeye çalıştığını görüyoruz. Hele bir de mahkeme de kravat taktı mı ceza indirimi anında geliyor. Olansa yaşamak mutlu olmak, sevilmek isteyen kadınlarımıza oluyor. O yüzden daha da dikkatli ve temkinli olmak zorundayız . Kitabın konusuna gelirsek; Selin 18 yaşındaydı. İstediği bölümü kazanamayınca ikinci kez sınava hazırlanıyordu. 12 Şubat 2003 tarihinde de günlük rutinlerini tamamlayıp etüte gitti. Son kez gittiğini kimse bilmiyordu. Rahatsızlanınca eve erken gelmek zorunda kaldı . Ailesi haber alamayınca telaşlandı ve komşudan kontrol etmesini istedi. Oysa o gün Selin'i son görüşleriydi. Selin canice hayattan koparıldı. Tüm şüpheliler sorgulansa da katil bir türlü bulunamadı. Nisan Avcı ünlü bir televizyon programı sunucusudur. Yıllar önce aşka küsmüş kendine işine vermiştir. Geçen zamanla eşiyle tanışır ve evlenir. 5 yıllık evliliğini ise eşinin aldatmasıyla bitirmek zorunda kalır. Üstelik aldattığı kişi Nisan'ın yerine programa sunucu olarak getirilir. Nisan bir gün tv kanallarını gezerken gördüğü röportaja şaşırır. Yıllar önce araştırmak istediği olayla ilgilidir.
14. YılEmel Sakallı · Hasrem Yayınları · 202539 okunma
9/10
·286 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2026 20:54
Kitabın sonsözünde: Gazi ve Fikriye romanı bir biyografi değil, belgesel ve tarihsel bir kurgudur, ibaresi yer alıyor. Her ne kadar tarihi olaylar yer alsa da sonuçta bir kurgu. Hıfzı Topuz hem gazeteci hem de yazar. Elbette araştırıp ona göre boşlukları kurgulamıştır. Fikriye'ye çok üzüldüm. Her ne olursa olsun bu evliliği saklamış, kimselere söylememiş lakin üzülen yine de o olmuş. Yanından ayırmadığı gözü gibi baktığı mektupları da çalınmış! Onlar çalınmasaydı belki bazı gerçekler gün yüzüne daha net olarak çıkardı. Kitabın sonunda arşivden bazı görsellere yer verilmiş. İzmir'in düşman işgalinden kurtulduğu gün evlenen İbrahim Süreyya ve Mediha Yiğit çiftinin o şenlikli düğününü Aka Gündüz, Dikmen Yıldızı romanında kaleme almış. Bu kitabı da listeme ekledim, mutlaka okuyacağım. Kitabı tavsiye ederim, beğendim.
Gazi ve FikriyeHıfzı Topuz · Remzi Kitabevi · 20011,247 okunma