Bir günlük boğazımız içün milyonlarca insanın çalıştığını, didindiğini ve yorulduğunu hiç düşünmeyiz. Maişet derdi içinde gözümüz önündeki ufuk, yalnız ailemizin hududuna kadar uzanabilir.
Çocuklarımıza hikâye, roman, makale ve denemeyi; bunların alt türlerini, tarihî gelişimlerini öğretiyoruz fakat siyer, hilye, menkıbe, tezkire, hutbe gibi yazı türlerini; bunların örneklerini, farklarını, süreçlerini, maksatlarını öğretmiyoruz.
Artık menkıbesiz bir çağdayız. Gençlerimiz animasyonlar, fantastik romanlar, bilgisayar oyunları vasıtasıyla suni ve sanal bir dünyadaki her türlü gayritabiî hadiseyi hayretle seyrederken, bir veli zatın menakıbını hasret ve muhabbetle okuyamıyorlar.
Muhakkak bu da bizleri öz değerlerimizden uzaklaştırmak isteyenlerin oyunudur (!) Yoksa bizler her daim tüm değerlerimize sahip çıkarız...
“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” düsturuyla hareket eden ecdadımız, iktisadi kararlar alırken, “ibâdullâhın tervîh-i ahvalleri” yani sosyal refahın sağlanması düsturunu hep aklında tuttu.
Bu sayısı da çok güzeldi #arşivimden #emineninokumagünlüğü
2 Nisan 2021 tarihinde okudum