Bugün bir şeyi arzularsın, yarın kendini parçalarcasına, büyük bir tutkuyla arzuladığın şeyi elde edersin, öbür gün o şeyi arzuladığın için yüzün kızarır, dileğin gerçekleştiği için hayata lanet okursun. İşte, hayat yolunda başına buyruk ve kibirle yürümenin, keyfine göre hareket etmenin sonu budur.
"Men arefe nefsehû kad arefe rabbehû"
Nefsini sen bilmeden Sübhânı arzularsın
(…)
Dağlar gibi kuşatmış benlik günâhı seni Günâhını bilmeden gufrânı arzularsın
(Anlam: Kendini bilen nefsini bilir)
•Omer b. Abdülaziz şöyle der: "Ben ancak kadere teslim olduğumda mutlu olurum." Kendisine, "Ne arzularsın?" diye sorulduğunda o, "Allah'ın takdir ettiğini arzularım" cevabını vermişti.
• Ibni Mesud der ki: Muhakkak k i Allah (c.c), adaleti ile rıza ve sevinçte ferahlık ve huzur vermiştir. Şüphe ve memnuniyetsizlikte ise üzüntü ve keder vermiştir. Rıza, kişinin içinde bulunduğu durumdan daha farklı bir durum istememektir.