Kadir İnanır'ın büyüklüğü güçlü erkekleri oynamasında değil, o gücün içindeki kırılganlığı, yenilgiyi, sevdikleri kadının karşısında küçülebilmeyi ve susarak acı çekebilmeyi göstermesindeki asaletindedir.
1990'lardan itibaren hayat arkadaşı Jülide Kural ile kurduğu ortak yaşamın, İnanır'ın düşünsel dünyasını, demokratik ve eşitlikçi çizgisini besledi. 2000'lerden sonra barış, demokrasi ve birlikte yaşam adına kamusal sorumluluk alması, şöhretin arkasına saklanmaması onun "kendini yeniden kurabilme potansiyeli" olarak değerlendirilebilir.
Kadir İnanır sadece büyük bir aktör olarak değil; gücün vicdanla, adaletle ve eşitlikle sınandığı, yenilginin asalet sayıldığı bir "erkeklik dönüşüm hikayesi" ve toplumsal bir ihtimaldir.