Bütün fiil ve hareketlerimizi kanuna tatbik etmeli, kanun dışı ne bir iş yapmalı, ne de düşünmeli, kanunun imkân verdiği sahalarda ise en küçük bir korku ve kaygıya yer vermeden bu imkânı âzamî haddile kullanmalıyız! Yani ne çılgın olmalıyız, ne de pısırık... Aşk divaneliktir; ve en üstün semereli âşk, muvazeneli divaneliktedir. Bu yüzden biz, ne sadece akıl ve hesaba güvenenleri seviyoruz, ne de sadece delileri.• Deha ile cinnet arasındaki incecik sınır farkını ayırd edebilenler, cür'etle temkin arasındaki pek nazik kıvam sırrını da hissederler. Her işte itidal ve kifayet derecelerini muhafaza etmekten ibaret olan Islâmi şiar, bilhassa bu nükteyi ihtar eder.
"Vur dedikse öldür demedik;ve öldür demedikse vurma demedik".Fil v e hareket düsturumuz mücmel olarak budur.
Kanunî cür'ette kimse bize yetişmemeli, kanunî temkin ve
basirette de kimse bizim derecemize varamamalid
"sevmek zorunda da değildi, sevmedi de. Ve birini sadece senin sevmen yeterli. Onun seni sevmesine gerek yok. Ben bunu onu severek anladım. Sevgi denilen şey karşılıklı olan bir şey değilmiş.
AŞK İKİ KİŞİNİN DANSI AMA SEVGİ TEK BAŞINA YAPILABİLİR."