Kadını kalkındıran, onu uçurumun dibine kadar yuvarlanmaktan koruyarak hayata yeniden doğmasını sağlayan biricik kuvvet, aşktır.
..Bir kadın bakıyor pencereden, mutsuz. Bir adam geçiyor karşı kaldırımdan, umutsuz.
..Şurası açıktır ki biz, sevgiyi acıya bulayarak severiz.
..Aşk olduktan sonra saadetsiz yaşanabilir.
..Birini terk etmeye karar verdiğinde o kararın altında yatan gerçek, aslında senin çoktan terk edilmiş olduğundur.
..Bil ki insanın değerini, varlığı değil yokluğu gösterir. Unutma, yokluğu bir şey değiştirmeyenin varlığı, gereksizdir.
..Belki ömrümüzce sevemeyeceğimiz birini yağmurlu bir havada güzel bulup sevivereceğiz.
Fıtratı aşkla yoğrulmuş gibi sermest-i câm-ı aşk olan Mevlâna Câmî, kesretten vahdete yüzleri çevirmek için, bak ne güzel söylemiş:
يَك۪ى خَواهْ يَك۪ى خَوانْ يَك۪ى جُوىْ يَك۪ى ب۪ينْ يَك۪ى دَانْ يَك۪ى گُوىْ
demiştir.
1 - Yani: Yalnız biri iste, başkaları istenmeye değmiyor.
2 - Biri çağır, başkaları imdada gelmiyor.
3 - Biri taleb et, başkalar lâyık değiller.
4 - Biri gör, başkalar her vakit görünmüyorlar, zeval perdesinde saklanıyorlar.
5 - Biri bil, marifetine yardım etmeyen başka bilmekler faidesizdir.
6 - Biri söyle, ona aid olmayan sözler malayani sayılabilir.
نَعَمْ صَدَقْتَ اَىْ جَام۪ى ٭ هُوَ الْمَطْلُوبُ ٭ هُوَ الْمَحْبُوبُ ٭ هُوَ الْمَقْصُودُ ٭ هُوَ الْمَعْبُودُ
Evet Câmî pek doğru söyledin. Hakikî mahbub, hakikî matlub, hakikî maksud, hakikî mabud; yalnız odur.
Sözler - 217