Duygusal ve romantik
Puan vermedi
Canan Tan'ın Piraye romanını okumuştum. Gerçek hayattan alınması ilgimi çekmişti, beğenmiştim. Yüreğim Seni Çok Sevdi romanını ise arkadaşım hediye etti. çok hızlı okudum. Canan Tan kitapları çaba gerektirmeden okunan kolay kitaplar. İstediğiniz duyguyu da veriyor. Romantik mi olsun romantik veriyor, duygusal mı olsun duygusal... Edebiyat beklemeden okuduğunuzda büyük zevk alırsınız. Yüreğim Seni çok Sevdi kitabında da durum böyle. içinde şiirler olması çok hoşuma gitti. herkesin yaşadığı gibi bir aşk. Sıradan denebilecek bir aşk. Ama okuyunca "Benim de başıma geldi, Allah kahretsin be!" diyorsunuz. Ama bu kitaptan Leyla ile Mecnun hikayesi beklemiyorsunuz.
Yüreğim Seni Çok SevdiCanan Tan · Doğan Kitap · 201638,7bin okunma
10/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 162. kitabı
𝙷𝙰𝚃𝙰 𝙾𝚏-𝙲𝚊𝚖𝚙𝚞𝚜 𝚂𝚎𝚛𝚒𝚜𝚒 1 Herkese selamlar... Bugün sizlere severek okuduğum seriden ikinci kitap ile geldim. Ahhh Of-Campus evrenine gerçekten bayıldım. İyi ki de hemen bir ardından iki okudum. Seriyi peşpeşe okumaya kararlıydım ve öyle de devam ediyorum. Hele ki uzun zamandır bu tarz okumayınca güzel de olunca elimde varken neden bekleyim ama değil mi? Dizisi de şu aralar epey popüler ama ben kitapları ile kalırım o keyfi ve tadı üst seviyede bırakırım fikrimde hala kararlıyım Evet serimiz yetişkin içerikli. İlk kitapta daha az seviyede olsa da bu kitapta baştan sona vardı. Ama diğer kitapta olduğu gibi alt metinde de oldukça güzel noktalara değinmişti yine kalbimi kazandı. Siz de okuyunca o detayları bulacaksınız. 𝙹𝚘𝚑𝚗 𝙻𝚘𝚐𝚊𝚗 𝚟𝚎 𝙶𝚛𝚊𝚌𝚎 𝙸̇𝚟𝚎𝚛𝚜 𝚒𝚕𝚎 𝚝𝚊𝚗ı𝚜̧ı𝚗! John ahhh o her kızı bir bakışı göz kırpışı ile tavlayacak bir erkek. Ve tabi ki hokeyin de yıldız oyuncusudur. İşler onun için aşk konusumda karışıktır. Hey hadi ama adamım en yakın arkadaşının kız arkadaşına aşık olamazsın! Evet tabi ki olmaz. Bizim şapşik oğlanın isteği başkadır. Ama bunu anlaması için de işleri bir güzel batırması gerekir. Ehh bu hemen hemen bir yılına mal olur. Ailesi ile de olan problemlerin üstesinden gelip ve aynı zamanda hem aşkı bulup, hem de hayallerine kavuşacaktır. (Eeee ayrıntılar kitapta) Grace İvers son derece kendi halinde ve henüz ne aşkı bulmuş ve ne de bir erkek bedeni keşfetmiştir.
HataElle Kennedy · Yabancı Yayınları · 20222,207 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sanılanın Aksine Mehmet Akif Ersoy
Puan vermedi·296 syf.·
2025 377. kitabı
Merhabalardan bir demet. =) O sıkça rastladığım kafalardaki Mehmet Akif Ersoy ile okuduğum Mehmet Akif Ersoy'un arasında dağlar var... Sözü uzatmadan virgülü virgüle ataçlamadan konuya dikey dalış yapacağım. Hoş geldiniz. =) İlk olarak 2. Abdülhamit'e yazdığı şiiri sunmak isterim: YILDIZ'DAKİ BAYKUŞ "Çoktan beridir vardı benim bir derdim: Gideyim, zalimi ikaz edeyim, isterdim. O, bizim câmi uzaktır, gelemez, mani' ne? Giderim ben, diyerek, vardım onun cami'ine. Kafes ardında hanımlar gibi saklıydı Hamid, Koca Şevketli! Hakikat bunu etmezdim ümid." Belki kırk elli bin askerle sanılmış Yıldız; O silahşörler, o al fesli herifler sayısız. Neye mâl olmada seyret, herifin bir namazı: Sâde altmış bin adam kaldı namazsız en azı! Gördüğüm maskaralık gitti de artık zoruma, Dedim ki: "Bunca zamandır nedir bu gizlenmek? Biraz da meydana çıksan da hasbihål etsek. Adam mı, cin mi nesin? Yok ne bir gören; ne eden; Ya çünkü saklanıyorsun bucak bucak bizden. Değil mi saklanıyorsu, demek ki: Korkudasın; Ya çünkü korkan adamlar, gerek ki saklansın. Değil mi korkudasın var kabâhatin mutlak!" NOT: Birçok tarihçi şunda hemfikirdir Mehmet Akif Ersoy, hayatının sonuna kadar pişman olduğunu dile getiren bir beyanı olmamış, hatta 1926'da Safahat adlı bir kitabının yeni baskısında bu şiire yer vermiştir. Bir diğeri... İstibdâd şiirinden: Hamiyyet gamz eden bir pâk alın her kimde gördünse, "Bu bir câni!" dedin sürdün, ya mahkum eylendin hapse. Müvekkel eyleyip câsûsu her vicdana, her hisse,
VaizSinan Meydan · İnkılap Yayınevi · 2015209 okunma
İnanmışların öyküsü…
10/10
·488 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 23:29
Azeroğlu, Ali Haydar, İbo, Hüseyin, Süleyman ve daha başkaları Tohum olup Dersim dağlarında çoğalmak istediler. İnandıkları idealler için, yaz, kış, yağmur, çamur, kar demediler dere tepe aştılar. Yaz mevsimi güzel geçti ama kış çetindi. Buna rağmen yılmadılar. Karlı dağları aştılar, buzlu derelerden geçtiler. Hep yürüdüler… Yürüdüler… Üşüdüler mağaralara sığındılar. Acıktılar köylülere sığındılar. Kirve Memo onlara can oldu. Sohbetiyle güldürürken, karısının “'Viiiiiyy Memo Memo, allah belanı versin, yine başladın." uyarıları okuyana tebessüm ettirdi. Yediği onca dayağa rağmen asla konuşmadı. “Komiser bakışlarını Memo'nun patlayan kanlı tabanlarına, elektrik kablolarına ve inandırıcı kararlılığına yöneltip duruyordu. Altınbilek, "kim bilir belki de herif samimidir. Boşuna uğraşıyoruz" diye düşünüyordu. Polislerde acıma duygusu uyanmıştı. Memo'nun donu yırtılmıştı. Maslahatı ve kıllı kalçası dışarı uğramış gibiydi. Ağzında köpük vardı. Gözleri çıldırmış, bir hayli irileşmişti. Betondaki sudan çürük kan ve tükrük kokusu yükseliyordu. Köşede duran falaka sopalarının üzerindeki kan lekeleri kurumuştu.” s.120 Süleyman Nakış yaralarına derman oldu. Küçük Zozan onları kollayan göz oldu. Kimi canları pahasına dost olurken, kimi düşman oldu. Kimi sığınan devrimcilere kaçmak için yol gösterirken, kimi gidip ihbar etti. Kimi her şeyimiz sizin derken, kimi üç beş kuruş için sırtından vurdu. Okurken aklıma hep Şükrü Erbaş’ın KÖYLÜLERİ NİÇİN ÖLDÜRMELİYİZ şiiri geldi. Şükrü Erbaş’a hak vermemek elde değil. Devrimcilere köylülerin yaptığı iyilik, kötülüğün yanında devede kulak oldu. İyiler parmakla sayılacak kadar azken, kötüler hızla çoğaldı. Dağda gezen devrimcilerin, köylülerin tabiriyle talebelerin hepsi birer pırlanta. Hepsi okuyor, hepsi yazıyor. Kimi şiir
1000Kitap
TohumMuzaffer Oruçoğlu · Sancı Yayınları · 2018327 okunma
Sen Kızıl'sın! Hizmet etmek için doğdun! (Yasıradandeğilsem)
10/10
·392 syf.··
2026 57. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 17:47
Selamlar yeni bir fantastik serinin ilk kitabının yorumuyla geldim. KONUSU: Kan sistemine göre kastlara ayrılan bir evrenimiz var.Kanı gümüş akanlara Gümüşler deniyor. Gümüşler üst tabaka ve belli sihirli güçleri var. (Bazıları ateşi, bazıları suyu kontrol ediyor, bazıları başkalarının gücünü baskılayabiliyor, bazıları görünmez oluyor.) Bir de kanı kırmızı akan kızıllar var. Bunlar alt tabakadalar, Gümüşlere hizmet ediyorlar ve hiçbir güçleri yok. Ayrıca eğer kızıllar iş bulamazlarsa 18 yaşında savaşa gitmek zorundalar. Başrolümüz Mare, geçimini hırsızlık yaparak sağlıyor.3 abisi savaşa gitmiş. Evde sadece küçük kız kardeşi çalışıyor. İşi olmadığından 1 yıl sonra savaşa katılacağının farkında. Son zamanlarında ailesine destek olabilmek için para bulmaya çalışıyor. O sırada en yakın arkadaşı Kilorn'un ustası ölüyor ve Kilorn işsiz kalıyor.Onu işe alacak biri olmadığından birkaç hafta içinde savaşa katılmak zorunda... Mare arkadaşını ve kendisini kurtarmak için bir yol buluyor ama bu yol bedavaya değil. 2 krom (para birimi) bulması gerekiyor. Bu para tüm hayatını karşılamaya yetecek kadar çok! Bazı olaylar oluyor ve tüm umutlarını kaybetmişken para çaldığı bir yabancı onu yakalıyor. Mare hayat hikayesini anlatınca adam ona 1 krom veriyor. Biraz daha konuştuklarında 1 krom daha veriyor ve bunla da kalmayıp Mare'e sarayda iş ayarlıyor. Mare artık krala hizmet eden bir hizmetçi! Lakin olaylar bunla sonlanmıyor! Mare bir kızıl olmasına rağmen şimşeği kontrol edebildiğini öğreniyor! Peki ona ne olacak kral onu idam mı edecek yoksa kendi emelleri için kullanacak mı? YORUMUM: Öncelikle ana evrenin Powerless'la çok benzediği söylemek istiyorum. Dünya bana yabancı gelmedi zaten bildiğim bir evrende gibiydim. Kitap akıcıydı, konunun gidişatını sevdim. Mare'in sıradan
1000Kitap
Kızıl KraliçeVictoria Aveyard · Pegasus Yayınları · 20153,453 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2026 23. kitabı
@berfinsamaraz @eldrayayinlari #hediye Teşekkür ederim “İnsan bazen bir kişiyi değil, o kişide hissettiği duyguyu özlüyor…” Beyaz Güvercin benim için yalnızca bir aşk hikâyesi değil; geçmişin yaralarıyla, korkularla ve yeniden sevilmeye cesaret etmekle ilgili duygusal bir yolculuktu. Kitap boyunca Roza’nın iç dünyasını okurken onun kararsızlıklarını, kırgınlıklarını ve aslında sadece huzurlu sevilme isteğini çok net hissedebiliyorsunuz. Azad ve Boran karakterleri birbirinden tamamen farklı iki sevme biçimini temsil ediyor gibiydi. Biri sevgisini sessizce taşıyan, diğeri ise hislerini korkmadan gösteren bir karakterdi. Bu yüzden kitap sadece “kimi seçecek?” merakıyla ilerlemiyor; aynı zamanda insanın geçmişiyle mi yoksa umutlarıyla mı yaşayacağını da sorgulatıyor. Berfin Samaraz’ın kaleminin en sevdiğim yanı duyguları sade ama yoğun bir şekilde aktarabilmesi oldu. Özellikle iç monologlarda karakterlerin yaşadığı kırılmaları okumak oldukça etkileyiciydi. Yer yer klasik romantik kurgu havası hissettirse de kitabın duygusal atmosferi bunu taşıyabiliyor. Bazı olayların daha derin işlenmesini isterdim ama akıcılığı sayesinde kitap kendini okutmayı başarıyor. Kitap boyunca en çok hissettiğim şey; bazen insanın en büyük savaşının başkalarıyla değil, kendi kalbiyle olduğu oldu… Artıları: * Duygular çok net ve yoğun aktarılıyor * Akıcı, kolay okunan bir dil * İçsel monologlar güçlü (özellikle kırılma anları) Eksileri (dürüst olayım): * Konu yer yer tanıdık/klasik gelebilir * Karakter derinliği bazı okurlara biraz yüzeysel hissettirebilir * Daha çok “duygu odaklı”, olay örgüsü ikinci planda Kimler sever?
Beyaz GüvercinBerfin Samaraz · Eldra Yayınları · 20262 okunma