Aşk, hayatın en yüce ifadesiydi.Doğa, Martin'in içindeki en kuvvetli şey olan aşkı tasarlamış, bahşettiği hayal gücüyle etkisini yüzde sonsuz artırmış, sonra da aralarına karışması ve dengini bularak bu büyük heyecanı yaşaması için onu fanilerin arasına yollamıştı.
Aşkı her haliyle hissetmek istiyorum. Eskiden ondan çok korkardım ama şimdi aşkın başka bir tür sihir olduğunu düşünüyorum. Her şeyi daha parlak hale getiriyor, ona sahip olan insanları daha güçlü kılıyor ve var olmaması gereken kuralları çiğniyor, çok değerli. Hayatımı onsuz hayal edemiyorum. Ve senin de kalbinde birazcık sevgi olsaydı bunu anlardın.
Ben Balzac’ın insan ruhunu ifadedeki gücüne hayranlığımı belirttim. Aşkı onun gibi anlatan bir yazar tanımıyordum. Selim, benimle alay etti: yeryüzünde böyle aşklar olmadığını, bütün yazılanların hayal ürünü olduğunu ileri sürdü.
Dinde taraf tutabilirsin, tarihte taraf tutabilirsin,hem yanında birileri olur, yalnız değilsindir. Ama aşkı,aşk afyonunun tarafını tuttuğun zaman tek başınasın. Çünkü doktorlar hayal görmeyi hastalık belirtisi sayar, tarihçiler ona kaçış, düşünürler ise uyuşturucu der ve sevgilin bile seninle birlikte o tehlikeli yolculuğa çıkmaz... Aşk hayalini bu okşayışlar, sevişmeler mavnasının direğine as... Ateşten bir bayrak... Bir bandıra gibi...
Gözlerim parke parke taş duvarlarda Açılıyor hayal pencerelerim Hafif bir rüzgâr gibi süzülüyorum... Ben sonsuzluğu düşünüyorum Ey sonsuzluğun sahibi sana ulaşmak istiyorum Durun kapanmayın pencerelerim Güneşimi kapatmayın Beton çok soğuk üşüyorum.
Muhsin Yazıcıoğlu
YAŞASIN ZALİMLER İÇİN CEHENNEM.!...