İspanyol kız, adı Viola olan diğer kız gibi Cosimo’yu sinir etmiyordu. Belki de aşkla arkadaşlık arasındaki fark budur. Arkadaşlık kolay ama aşk, tıpkı gözlerimi kaplayan sis gibi işleri karıştırıyor.
Hayatım birdenbire bir film kesitine dönmüştü. Kaos ve hüsran dolu günleri beklerken, şimdi büyük bir romantizmin içindeydim. Tüm hücrelerim aşkla yenileniyor, hayatın zorluğu tüy olup sırtımdan uçup gidiyordu. Aşkın insana deli, kestirilemez ve tutarsız bir güç veren yanı olduğunu keşfediyordum. İçimde büyüyen bu hislerle her zorluğun üstesinden gelebilirdim sanki. Kendimi o denli yenilmez hissederken şunun farkındaydım. Hayatımda ilk defa âşık olmuştum ve ilk görüşte aşk klişelerine ne kadar göz devirsem de artık buna minnettardım.
"Bak, günler birbirine hiç benzemiyor! Kader nasıl da şaşırttı yolumuzu, dolam-baçlı yollara atıverdi bizi. İlkbaharın bizi aşkla buluşturduğu bu aynı yerde, şimdi kış ölümün tahtı önünde birleştirdi! O gün ne kadar ışıl ışıldı, bu gece ise ne kadar da kederli ve karanlık!"
Çünkü aşkla ölüm arasındaki en büyük benzerlik, her zaman sözü edilen muğlak benzerlikler değil, her ikisinin de bizi gerçekliğini kavrayamamaktan, elimizden kaçırmaktan korktuğumuz kişiliğin sırrını daha derinlemesine sorgulamaya itmeleridir.