Bütün gece kitap okuyorum ve okuduğum her kitapla, olmayan mutluluğum biraz daha kararıyor.
Ve sonra hep kendime soruyorum, ben bu kitapları nasıl okuyorum da bu çözümsüz bir tuzak olan aynalar labirentinde kendimi hep eksik, hep yetersiz, hep anlamsız görüyorum diye...
Sanki kendimden ve bütün yakınlarımdan öç almak için okuyorum onca kitabı ve ruhum önce yıkanıyor, sonra coşkulu bir rüzgarla şişiyor, hız alıyor, sonra nasılsa kesiliyor rüzgâr ve birden ben hiç yol almadığımı anlıyorum, hiç gelişmediği-mi, hiç değişmediğimi, gece boyu karanlık bir denizde hep kendi etrafımda döndüğümü anlıyorum.
Birkaç yakamozun, bir iki oyuncu yıldızın, kim bilir ne zaman balmış batık teknelerin gözümü aldığını, benimle, yeniyetme bu ruhla bir zaman oyunu, bir hayat oyunu oynadığını hissediyorum... Garip, ürkütücü bir oyun...
Çünkü kurallarını asla öğrenemediğim bu dünyada kimin
özgürlüğünü savunsam, benim ölmemi istiyor.
Kadın iki uzun trenin arasında yürür. Geç öğleden sonradır. Yolcular pencerelerden dışarıya bakarlarken, o, yorgun, binmesi gereken vagonu arar. Birden yağmur yağmaya başlar. Öylece ıslanmanın tadını çıkarır. Yağmur yüzünden asla acele etmez. Tersine ıslanmaya bırakır kendini.
"Mutluluk insanı tatlı yapar. Başarı ışıltılı. Zorluklar güçlü. Hüzün insanı insan yapar. Yenilgi mütevazı. Tanrı'ya asla 'neden ben?' diye sormayın. Ne olacaksa olur."
'Batı' olarak adlandırılanla ilişkili düşünme güzergählar şöyle bir açmaz biçimlendiriyor: Batı, bütün önemli kültür verilerini ödünçlenmekte olduğumuz, ödünçlenmek zorundaymış gibi gördüğümüz, ama tanımı gereği onu öteki diye tariflediğimiz için, asla 'Batılı' olamayacağımızdan ötürü, ondan yapılan her ödünçlenmeyi taklit olarak görmekten sıyrılamadığımız ayna imgemiz.
Durgundu gitmeden hemen evvel, kederli ve bıkkın, gitmeye hazırlanın bütün kadınlar gibi ikilemler arasında; her şeyin düzeleceğine dair saf iyimserlik ve hiçbir şeyin asla değişmeyeceğini bilmenin usancı. Yılgın, Yaralı, yıkık, yüzüstü, yapayalnız, yarım, yalpalayan, iyilik, yorgun...Y harfinden acılar yapmak. Giden kadınlar sözlüğü, her harfinde başka bir yara.