Dağın,taşın, ağacın, kuşun bismillah denip başlanan günün çocuğuyum ben. İzler taşırım her birinden; ağaç kökleri nasıl sızlatıyorsa toprağı , öyle acır tenim.İyice bak bana , dünya tuvalinde göğe yansıyan renk takını yeşile verdim...
Toprak ha! Sahibi uğruna her bir şeye katlanabilen bir dişi köledir,onu iyi bilirim. Beslenmek ve doymak ister, Ötesine aldırmaz.Çektiği eziyeti; çapayı, traktörü, daha bilmem neyi... unutmuştur. Parçalandığını, aşağılandığını aklına bile getirmez; kendisinden istenileni, kendisine bağlanan umudu hatırlar, verir.. Doymaya görsün , elbet verir!
Ölümden söz ederken aslında neden söz ederiz? Aramızdan ayrılan kişiden mi, yoksa kendimizden mi? Yoksa yokluğun kendisinden mi? O denli yok ki , her boş anı yokluğuyla dolduruyor..
Ölümden söz ederken aslında neden söz ederiz? Hayattan tabi ki , onun o büyüleyici geçiciliğinden ..
Neden kör olduk bilmiyorum belki bir gün nedenini öğreniriz.Ne düşündüğümü söyleyeyim mi sana? Söyle, bence biz kör olmadık ,biz zaten kördük, gören körler mi ,gördüğü halde görmeyen körler...