Lanetliyizdir belki de, hiçbirimiz için umut olmayabilir, öyle olsa bile kan dondurucu, acılı bir çığlık atalım hiç değilse; bir karşı koyma, bir savaş çığlığı. Ağıtların canı cehenneme!
…eskiye geri gidemeyiz, gemileri yaktık; yapılabilecek tek şey, sonuç ne olursa olsun cesur olmaktır. İleri doğru adım atalım gitsin! İlerleyelim gitsin!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bırak da o sevemeyenler inanmasın aşka
Birlikte mutluluğu yudum yudum içmek var
Gel, biz ona gidelim, o bizden uzaksa
Şüpheleri, yalanları atalım içimizden
Gel, seninle bir yola çıkalım yarın, şafakla Kimsenin varmadığı bir yere varalım inanmakla
İslâmlık çağındaki Türklerin, İslâmlığı, Türklüklerini unutarak benimsemelerindeki trajediyi bir yana bıraka-rak, Batı medeniyetine girerken kapıldığımız tesirlere kısa bir göz atalım: Önce parlamentarizm hastalığı.... Fransa'yı gören, gözleri kamaşan aydınlarımız Fransa'daki parlaklığın parlamentodan geldiğini görerek veya sanarak bizde de aynı usul uygulanırsa her güçlüğün çözülece-ğine inandılar. Fransa'da tek millet, Osmanlı İmparator-luğu'nda birçok millet olduğunu düşünemediler. Bir Osmanlı parlamentosunda Türklerin azınlıkta kalacağını, başkalarının söz sahibi olacağını tarihî safiyetleriyle idrak edemediler.
1908 Meşrutiyetinde "hürriyet, müsavat, uhuvvet" prensipleri ortaya çıktı. Uhuvvet yani kardeşlik Osmanlı İmparatorluğu'ndaki bütün unsurların kardeş olmasıydı. İmparatorluk milletleri sarmaş dolaş olurken buna ciddî olarak inananlar yalnız saf Türklerdi. Silahları Türk kanına bulanmış komitacı Balkanlıların ve Osmanlı devletini yıkmak için daha o zamandan beri İngilizlerle anlaşmış Arapların böyle bir şeye inanmayacakları belliydi.
Cumhuriyetten sonra dış siyaset manevraları dolayı-sıyla ortaya çıkan Türk-Rus dostluğu da, gerçek komü-nist olanlar dışında, bir hayli aydını tesiri altında bıraktı. Bunlar mazinin artık unutulduğuna, yeni bir çağın başla-dığına, Batı emperyalizmine karşı Ruslarla dostluğun zarurî olduğuna, Rusların Türkiye aleyhinde artık kötü niyetleri kalmadığına inandılar. Rusya, Boğazlar'da üs Doğu Türkiye'den toprak isteyinceye kadar tatlı uykula-rından uyanmadılar.