Boğuk bir elemle usulca mırıldanan bu oyun,damlaların bu ardı arkası kesilmeyen süzülüşü,sızlanan ağaçların anlaşılmaz melodisi - sicim gibi akan gözyaşlarının şu şaşılası fotoğrafı yüreğini derinden vurmuş gözyaşı diye çığlık atan delice bir hüzün çökmüştü üzerine
Entellektüllerimizin tek bildiği oyun oynamak,ruhanilerimizin tek bildiği yalan söylemek, hiçbiri dünyayı yeniden düşünme üzerine kafa yormuyor. Hiç biri bize gerçekliği ölçüp biçme imkanı vermiyor ,hepsi de kariyer peşinde ; görgü kurallarını asla çiğnemeden birbirlerinin gözlerini oyma sanatındaki ustalıkları hayranlık verici.
Efendilerimiz,bizim daima düşmanlarımız oldular ve şimdi de her zamankinden daha çok yanılgı içindeler,çünkü bizim bu kadar kalabalık olmamız onların hatası; yüzyıllar ve hatta binyıllardır işe koşabilecekleri ve ölüme sürükleyebilecekleri astlarının çoğalmasını istiyorlar. Dünyanın parçalandığı ve insanların toprak sıkıntısı çektiği günümüzde ,doğan bu milyarların ihtiyaçlarını karşılamak bahanesi ile ,düşleri elli katlı evler inşa etmek ve dünyayı sanayileştirmek , çünkü onlara kendi iddialarına rağmen daha fazla canlı gerekiyor. İçinde tükendiğimiz bu Cehennemi sistemli biçimde örgütlüyorlar...