Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol
Gönderi Oluştur
Bir Daha Böyle Bir Kitap Bulabilecek Miyim????....
I'm talking about things that can't be named with words..." "Ben kelimelerle isimlendirilemeyen şeylerden söz ediyorum..." Atlas Silkindi// Atlas Shrugged << Ayn Rand>>
Reklam
Ayn Rand 1957
"Benim hayatım, romanlarımdaki karakterlerin yaşamı gibidir," diyor Ayn Rand. "Bir tek cümleden, 'Ben ciddiyim' cümlesinden oluşmaktadır. Ben her zaman kitaplarımda sunduğum felsefeye göre yaşadım. Yarattığım kahramanlar için nasıl iyi sonuç verdiyse, benim için de iyi sonuç verdi. Yazar olmaya dokuz yaşında
HAYRANIM! Okudukça daha çok hayran oluyorum.
Atlas silkindi
Hükümetin ekonomik hayata müdahalesini azaltmak, sosyal harcamaları kısıtlamak, girişimcilere daha fazla serbestlik tanımak ve sendikaların etkisini kısmak artık kamusal işlerde iyi yönetimin kuralları olarak görülecekti. Bu devrimin simge kitaplarından biri Atlas Shrugged [Atlas Silkindi] adlı romandır. ABD'ye yerleşmiş Rus bir mülteci kadın olan Ayn Rand'ın bu eseri, işçilerin aksine aşırı düzenlemelerden bıkan işverenler ve "yaratıcı beyinler" tarafından düzenlenen bir grevi anlatmaktadır. Adı, tüm dünyayı sırtında taşımaktan usanan ve sonunda sert bir şekilde omuzlarını silken mitolojik Atlas figürünü çağrıştırmaktadır - to shrug fiili bu bıkkınlık ve isyan hareketini ifade etmektedir. 1957'de yayımlanan ve kararlı devlet karşıtı bir "liberalcilik" ta raftarı pek çok muhafazakâr Amerikalının kutsal kitabı haline gelen bu tezli roman sonunda gerçeklikle buluştu. Servetlerin yeniden paylaşımını sağlayan devlete karşı mülk sahiplerinin başkaldırısı, romancının betimlediği şekilde gerçekleşmedi belki ama bal gibi yaşandı. Üstelik başarılı da oldu. Bunun sonucunda sosyal eşitsiz likler öylesine arttı ki her biri koca koca devletlerden daha zengin, küçük bir hipermilyarderler sınıfı ortaya çıktı.
Sayfa 109 - ykyKitabı okudu
Yıllar içinde çok şeyler öğrendim: Ayrıntılarla, belirli konularla, tanımlarla ve uygulamalarla ilgili bilgilerimi geliştirdim. Daha da geliştirmekte kararlıyım, ama temel noktaları hiçbir zaman değiştirmek zorunda kalmadım. Benim felsefemin esası, insanın kahraman bir varlık olduğu, hayattaki manevi amacının kendi mutluluğu olduğu, en soylu faaliyetinin üretici başarıları olduğu, sahip olduğu tek absolünün de kendi mantığı olduğu yolundadır. Kabullenebileceğim tek felsefi derinlik, Aristo'ya dayanır. Gerçi onun felsefesinin pek çok bölümüne şiddetli itirazlarım var; ama mantık kanunlarını ve insanın bilgi edinme yollarını tanımlayışı o kadar büyük bir başarıdır ki, bununla karşılaştırıldığında hataları önemsiz kalmaktadır. Ona olan saygımın ifadesini, Atlas Shrugged'ın üç ayrı bölümünün başlıklarında bulacaksınız.
Plato Film Yayınları - Çeviren: Belkıs Çorakçı Dişbudak. -Ön Söz-Kitabı okudu
“Sanayi çağımızın dev kolektif başarılarının yanında, bireyin ne önemi kalır?”
Sayfa 59 - Plato Film Yayınları 2006 Çeviri: Belkıs Çorakçı Dişbudak (PDF)Kitabı okudu
Reklam
Silkelen
Eğer karşınızda Atlas’ı görseniz...hani dünyayı omuzlarında taşıyan o devi...göğsünden kanlar boşalır, dizleri bükülürken, kolları titrerken, ama yine de son gücüyle dünyayı havada tutmaya çalışırken görseniz...O ne kadar çabalarsa dünyanın o kadar ağırlaşmakta olduğunu fark etseniz...ne yapmasını söylerdiniz ona?” “Ben...bilemiyorum. Ne...yapabilir ki? Siz ne söylerdiniz ona?”
Bir insanı öldürmekten daha kötüsü, ona intiharı iyi bir değer olarak satmaktır. Bir insanı kurban edip fırına atmaktan daha beteri, o fırına kendisinin atlamasını sağlamaktır. Kendi iradesiyle...üstelik fırını da kendisi kurarak. Kendileri de açıkça söylüyorlar, onların size ihtiyacı var ve karşılığında da sunabilecekleri hiçbir şey yok. Siz onlara destek vermeliymişsiniz, çünkü sizsiz yaşayamazlarmış. Bunu da kendileri söylüyorlar.
“Büyük bir günahınız var, Bay Rearden. Onların iddia ettiğinden daha büyük. Ama onların dediği türden değil. En büyük suç, hak edilmeyen suçluluğu kabul etmektir. Siz ömrünüz boyunca hep bunu yaptınız. Şantaj parası ödediniz...hem de günahlarınız için değil, sevaplarınız için. Hak edilmemiş bir cezanın yükünü taşımaya razı oldunuz. Sevaplarınız büyüdükçe, onun da ağırlığının artmasını kabullendiniz. Ama sizin sevaplarınız, insanları sağ tutan şeydi. Sizin kendi ahlâk sisteminiz, ona uyarak yaşadığınız hâlde hiç savunmadığınız, hiç ifade etmediğiniz o sistem, insanoğlunun varlığım sürdüren sistemdi.
En gurur duyduğunuz karakter özellikleriniz nedeniyle küçümsendiniz. Kendi kararınıza göre hareket etme cesaretini gösterdiğiniz, kendi hayatınızın sorumluluğunu kendi başınıza taşıdığınız için bencillikle suçlandınız. Bağımsız zihniniz yüzünden size küstah dediler. Ödünsüz dürüstlüğünüz yüzünden zalim dediler. Keşfedilmemiş alanlara cesaretle atılmanızı sağlayan öncü ruhunuz yüzünden anti-sosyal dediler. Amaca yönelişiniz ve özdisiplininiz yüzünden acımasız dediler. Servet yaratma gücünüzün büyüklüğü nedeniyle açgözlü dediler. Akla sığmaz düzeyde enerji yayan size, parazit dediler. Siz gelmeden önce çaresiz, açlıktan ölmek üzere olan insanların yaşadığı yerlerde bereket yarattınız, bu yüzden size vurguncu dediler. Onları hayatta tutan güç siz olduğunuz hâlde size sömürücü dediler. Aralarında en ahlâklı, en temiz kişi olan sizi, ‘adî materyalist’ diye hor gördüler. Hiç durup da onlara, ne hakla, hangi kurala, hangi standarda göre, diye sordunuz mu? Hayır. Hepsine dayandınız ve sesinizi çıkarmadınız. Onların kurallarına boyun eğdiniz, kendi kurallarınızın bayrağını çekmediniz. Bir tek metal çivi imal etmek için bile ne sıkı bir ahlâka sahip olmak gerektiğini bildiğiniz hâlde, size ahlâksız demelerine izin verdiniz. İnsanoğlunun doğayla iş görmek için en sıkı değer sistemlerini uygulamak zorunda olduğunu bildiğiniz hâlde, insanlarla iş görürken bir sisteme ihtiyaç olmadığını düşündünüz.
Reklam
Sizin işiniz yalnızca vermek, onlarınki yalnızca almak. Sizinki üretmek, onlarınki tüketmek. Size hiçbir karşılık ödenmemesini sağlamak. Ne maddî ne de manevi olarak. Ne servet, ne takdir, ne saygı, ne de minnet. Sizin hattınızda yolculuk ederken sizinle alay etsinler, size küfretsinler diye. Çünkü size hiçbir şey borçlu değiller. Parasını sizin ödediğiniz şapkalarını başlarından çıkarmak zorunda bile değiller. Bu muydu istediğiniz? Bundan gurur duyar mıydınız?”
Çalışmalarımızın karşılığında tek ödül olarak o gri işkenceyi, bizde tiksintiden başka bir şey uyandırmayan insanları seviyormuş gibi yapmayı kabullenmeyi, görevimiz hâline getiren de kim? Kayaları, metalleri eritip kendi amacımıza hizmet ettirmeyi başaran bizler, insanlardan kendi istediğimizi almaya neden çalışmadık?
“..lanetlenmenin de dereceleri varsa, hizmetini kaba kuvvete sunan fizikçi, herhalde dünyadaki en uzun menzilli katil sayılır.”
“Bunca yüzyıllık akılsızlığa tapınma sırasında insan nesli hangi duraklamalara tahammül etmeyi seçmişse, hangi tür gaddarlıklar uygulanmışsa, hepsi aslında, buğdayın su verilirse büyüyebileceğini, kavisli dizilen taşların bir ark oluşturacağını, ikiyle ikinin dört ettiğini, işkencenin sevgiye hizmet etmediğini ve hayatın yıkımla beslenemeyeceğini görebilen insanlar sayesinde sürebildi. “
789 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.