Puan vermedi·412 syf.··
2024 4. kitabı
Hayatımda duyduğum ama üzerinde hiçbir bilgiye dolayısıyla yoruma sahip olmadığım çok şey var, bunlardan birisi de evrim. Bana bu konuda, bigbang'den itibaren insanlık tarihi hakkında bilgiler verecek kitap lazımdı, bu kitap tam da bu ihtiyacımı doldurdu. Kitabı beğendim, hatta bu kitaptan sonra izleyeceğim birçok belgesel konusu da çıktı. Kitap, insanlık tarihini parçalara bölerek, o parçalarda insanların nasıl değiştiği, ne yönde ilerlediğini işliyor. Bigbang'den başlayarak şempanzelerden insan türlerinin ortaya çıkışı ve homo sapienlerin tek insan türü olarak yoluna devam etmesi, tarım devrimi ile homo sapiensin eski yaşam tarzı ve alışkanlıklarının değişmesi ve yerleşik hayata geçişi, para ve dinin ortaya çıkışı ile insanlığın büyük topluluklar halinde birlikte yaşamaya başlaması, bilimsel devrim ile de insanların dünyanın tek hakimi olması ve tanrıdan rol çalacak kadar güçlenmesine değiniyor. Kitapta ilgimi çeken ve altını çizdiğim kısımlar - 13,8 milyar yıl önce fizik, kimya doğuşu. bigbang denilen şeyle madde, enerji, zaman ve uzay ortaya çıktı. evrendeki bu temel özelliklerin hikayesine fizik deniliyor. Bunlardan 300 bin yıl sonra, madde ve enerji bir araya gelerek, atom adı verilen karmaşık yapılar ortaya çıkardılar, bunlar zamanla birleşerek molekülleri oluşturdular. Atomlar, moleküller ve aralarındaki etkileşimin hikayesine kimya deniliyor. - 4,5 milyar yıl önce dünyanın oluşumu - 3,8 milyar yıl önce ilk mikroorganizmaların ortaya çıkışı ve biyolojinin oluşumu. Bazı moleküller bir araya gelerek organizma adında, karmaşık ve geniş yapılar oluşturdu. Organizmaların hikayesine biyoloji deniliyor. - 6 milyon yıl önce insan ve şempanzelerin son ortak büyükannesi - 2,5 milyon önce, modern insanlara benzeyen hayvanlar ortaya çıktı. - 300 bin yıl önce homo
Hayvanlardan Tanrılara: SapiensYuval Noah Harari · Kolektif Kitap · 202342,6bin okunma
En Başarılı Seyahatim, Gemimin Battığı Seyahatti
Puan vermedi·80 syf.··
2024 18. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 27 Ekim 2024 14:32
Stoacılık, aklın rehberliğinde yaşanan erdemli bir hayatı savunan, sadece üzerinde düşünülen değil aynı zamanda yaşanan bir felsefedir. Bilişsel davranışçı terapinin temelini oluşturur. Bu kitap, Stoacılığın kurucusu Kıbrıslı Zenon’un hayatı ve fikirlerini merkeze alarak bu felsefeye bir giriş olarak değerlendirilebilir. Kıbrıslı Zenon “kraliyet moru” olarak bilinen boyanın ticaretini yapan bir tüccardı. Bir seyahati sırasında gemi kazası geçirmiş, finansal açıdan bir yıkım yaşamış, ancak felsefeyle de bu şekilde tanışmış. Yolu ilk olarak Thebesli Krates ile kesişmiş ve onun öğrencisi olmuş. Thebesli Krates, Kinik ekolünün başta gelen temsilcisiydi. Kinik ekolüne göre, insan doğaya uygun yaşamalı ve doğal olmayan her şeyi reddetmeliydi. Kinik yaşam tarzı Zenon’un karakterine pek uymamış. İnsanların düşüncelerini ve toplumsal normları bir Kinik filozofa yakışır şekilde toptan reddedememiş. Başka hocaları da olan Zenon sonunda kendi okulunu kurmaya karar vermiş. Zenon felsefeyi üçe ayırır: Fizik, Mantık ve Etik. Fizik, dünyada ve evrende var olan şeylerin doğasıyla; mantık, insan psikolojisi, bilgiye ulaşmanın yolları ve doğru akıl yürütme ilkeleriyle; etik ise hayatta neyin değerli olduğu ve hayatımızı nasıl yaşamamız gerektiği konusuyla ilgileniyordu. Zenon’a göre, evren iyiydi ve evrenin nedensellik sürecine teslim olmak, yapılabilecek en erdemli şeydi. Kaderle uyumlu olmayanın, kader tarafından sürükleneceğini söylüyordu. Ancak Zenon, tepkisizliği, adaletsizlikler karşısında duyarsızlığı tavsiye etmiyordu; gücümüz dâhilinde olmayan şeylerin varlığını kabul etmemiz ve onlar için kaygılanmamız gerektiğini salık veriyordu: “Bir şey ya sizin gücünüz dahilindedir ya da değildir. Eğer gücünüz dahilinde değilse, onun hakkında endişelenmek makul müdür? Hayır, çünkü
1000Kitap
Mutluluk Hayatın Dirençsiz Akışıdır - Kıbrıslı ZenonTufan Kıymaz · Destek Yayınları · 2022321 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Derinlemesine analiz: Tolstoy'un anlam arayışı
9/10
·104 syf.··
2024 39. kitabı
Tolstoy, İtiraf adını verdiği bu eserinde; varoluşun anlamsızlığından yola çıkarak yaşamını bir anlam üzerine oturtmak üzere Tanrı'yı bulma ve ona ulaşmanın sancılı sürecini anlatır bizlere. Tolstoy, bu süreçte ilkin içinde bulunduğu toplumun yozlaşmasını işler ve aydın kesimi de kendisiyle beraber eleştirir. O dönemde sözü geçen aydın kesim; insanlara bir şey öğrettiklerini sanarak durmadan içerik üretirken onlarla beraber toplumu da hırs, kibir, makam ve mevki düşkünlüğü bürümüş hâldedir ve bu düşkünlük Tolstoy'u da esir alır. Kitabın bir yerinde Tolstoy'un bu konu hakkında şu sözlerine şahit oluyoruz: "Ahlâk açısından iyi bir insan olmak istediğimi ne zaman göstermeye çalışsam küçümsemelerle, alaylarla karşılaşıyordum; oysa ne zaman iğrenç tutkulara kapılsam beni övüyor, teşvik ediyorlardı." Tolstoy arayış içine gireceği sancılı dönem öncesinde insanlara bir şeyler öğrettiği gerçeğine sarılır ancak bir zaman sonra bunun aslında böyle olmadığını fark eder ve hayatın ölüm karşısındaki acizliğini görerek, bunca çabanın bir hiç için olduğuna inanarak bir anlam arayışı içerisine girer ve varoluşsal sancıları başlar. Bu sancılardan kurtulmak için ilkin ailesine ve sanata sarılır ancak bunlar kendisine çıkar bir yol sağlamayacaktır. Ardından "neden burada olduğu", "kendisinin ne olduğu", "ölüm karşısında bir şeyler yapmamın ne anlamı var?" vb. sorulara bilim aracılığıyla yanıt bulmaya çalışır. Bilim de kendisine, kısaca, sen atomlar bütününden başka bir şey değilsin cevabını verecektir. Bilimin bu sorular karşısında acizliğini gören Tolstoy felsefeye sarılarak bilgelerden bir şeyler öğrenmek ister. Sokrates, Schopenhauer, Kral Süleyman ve Buddha'nın öğretilerine kulak verir. Bu öğretiler sonucunda Tolstoy hayatın; basit, sıradan, anlamsız, ölüm karşısında aciz ve ölümün
İnceleme
İtirafLev Tolstoy · İş Bankası Kültür Yayınları · 202229,3bin okunma
Küçük Şeyler, Büyük Neticeler
9/10
·341 syf.··
2024 58. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 05 Ağustos 2024 17:09
James Clear, Amerikalı bir yazardır. Beyzbol takımı kaptanı ve biyomekanik mezunu olduğunu biliyoruz. İlerleyen zamanlar performans koçluğu da yapmıştır. İncelemesini yaptığım kitabının konusu aslında sık yapılan küçük alışkanlıkların uzun vadede genel hayat üzerindeki mükemmel etkisi üzerine. Yani günde beş sayfa okuyun, hiç okumayan birisi olarak ayda 1 kitap bitirin, yılda 12 kitap bitirin, bu senin belli bir zamandan sonra alışkanlığın haline de gelirse işte o zaman yılda 12 kitap okuyan bir insanken, belki 100 kitap okuyan iyi bir okur seviyesine gelirsin diyor. Genel mantık güzel. Bunu her şeyle ilgili de yorumlamakta fayda var. Spor mesela bu konulardan bir tanesi. Kısa vadede detaylı basit ve küçük programlar yapın ve görecekseniz ki, uzun vadede iyi bir sporcu olacaksınız diyor. Yine bizlere yarın yapacağın şeyi önceden detaylı programla diyor. Yani şu saatte kalkacağım, şu yemekleri, ek gıdaları alacağım, şu saatte evden çıkacağım, şu kadar saat koşacağım, şu kadar saat ağırlık çalışacağım, arkasından yüzüp eve geleceğim gibi. Kendi beyzbol hikayesinden bahsederek kitaba giriş yapıyor. Beyzbol oynarken geçirdiği ciddi bir kafatası yaralanmasından iyileşirken bu tür alışkanlıklar oluşturmak zorunda kalmış ve bunların işe yaradığını görünce neden ben de bunları başkalarına anlatmayayım düşüncesi kafasında oluşmuş. Bu beyzbol hikayesi zeki bir kişisel gelişim pompalaması. Bakın o yapmış, durun biz de yaparız demek ki hissi uyandıranından. Akıllı adam işi. Sattırır. Kitabında, insanların büyük çoğunluğunun bir şeyleri tasarlamakta değil, günlük yaşamda takip etmekte sorun yaşadığı için bu hedef ve planları formulize ederek bizlere karşı argümanlar sunuyor. "Alışkanlık edinmek aslında çok basit değil mi? Düşün, iste, odaklan, karar ver uygula... gibi vurgular
Bidünyakitapgrubu
Atomik AlışkanlıklarJames Clear · Pegasus Yayınları · 202221,2bin okunma
Sanatın Gerekliliği
Puan vermedi·264 syf.··
2024 11. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2024 14:31
İnsan başkalarının hayatlarına neden gömülür? Neden kendisini bir resimde ya da bir müzikte bulmaya çalışır? Neden roman veya film kahramanıyla özdeşim kurar? Sadece eğlendirici ya da dinlendirici olmasından dolayı mı? Sadece bu olamaz değil mi? Aslında yaşamamızı yeterli görmeyip kendimizi aşmaya çalıştığımız için bunları yapıyoruz. Bireyselliğimizin sınırlarının ötesine geçmek için sanata ihtiyaç duyuyoruz. Sonlu zamanımız süresinde yarattığımız şeylerle yaşamı daha fazla içimize çekmeye, bilinmeyen ilimlerde kaybolmaya çalışıyoruz. Nasıl atoma, uzaya akıl sır erdirmeye çalışıyorsak sanatla da başkalarının yaşantılarını kendi yaşantımıza dahil etmeyi ve bütünlüğe varmayı umuyoruz. Çünkü İnsan, bireyselliğini toplumsallaştırmak ister ve sanat burada devreye girer. Bireyin bütünle kaynaşmasını sağlayacak olan araçtır sanat. İnsanın yaşantıları ve düşünceleri paylaşma yeteneğidir. Sanatçı ise bu bütünleşmeyi sağlayabilmek, başkalarına ulaşabilmek için, içindeki coşkuya boyun eğmeden anlatısını evcilleştirip nesnellik kazandırarak bunu yapar. Sanat başlangıçta bir büyüydü. Din de Bilim de bu noktada birleşiyordu.Tüm hepsi bilinmeyen dünyaya hakim olma aracıydı. Ama sonra Sanat, insanın kendisini ve toplumun gerçeklerini tanıma işlevine yöneldi. Sanat her nolursa olsun sadece gerçeklerin kendisini görmekle yetinemez, aynı zamanda insanları büyüleyen yanı onu sanat yapmaktadır. Peki nasıl başladı Sanat? İnsanla, insanın çalışması ile başladı tabi ki. insan doğaya üstünlük sağlamak isterken, doğayı araç gibi gördüğünde, onu nesneleştirdiğinde başladı. Ve bu İnsanın doğa karşısında karşı-doğaya dönüşmesi demekti. İnsan önce evrimle ayağa kalktı. İki ayağı üzerindeyken boşta kalan elleriyle kültürü ve insanlaşma sürecini başlattı. Sonra el ile insan bilinci ve usu
Sanat
Sanatın GerekliliğiErnst Fischer · Sözcükler Yayınları · 2012248 okunma
Puan vermedi
Kitap “Söz konusu kitaplar olduğunda tarafsız kalamadığımı kabul etmeliyim, onlara bayılıyorum. Ancak her aşk gibi, kitaplara olan zaafımın da gözü kör. Çoğu okur gibi ben de okumayı neden sevdiğimi, bu eylemin beni ve sevdiklerimi nasıl etkilediğini hiç sorgulamadım.”sözüyle başlıyor.Bu söz bile yaptığı eylemin sebebini aramak için bireyin düşünme eylemine geçtiğinin göstergesidir. Okumanın psikoloji ve empatiyle ilişkisi, kitap okunan ortamda büyümenin önemi, yabancı dilde okumanın faydaları gibi pek çok konu üzerine sorular sorup bu sorulara yanıt ararken, okumanın hayatımızdaki gerekliliğini, dijital çağda kitap okumak için 10 nedeni sunuyor bize kitabımız. Özetler, çizimler, notlar ve birbirinden hoşuma giden fotoğraflarla desteklenen bizim de en sevdiğimiz şey olan kitaplar ve bize kattıklarıyla ilgi bir kitaptı. Dijital çağda kitaplar, okumanın psikoloji ve empatiyle ilişkisini, kitapla büyümenin önemi, ve tam bir rehber olan anlatımıyla hem bir sürü şey katan hem keyifle okunan bir kitaptı.Neden kitap okunması gerekliliği edinimini kazandırma gayretiyle aktarmaktadır, Kovac. Bu bir nefeslik eser, iki bölümle okumanın mantığını; çağımızın gereklilikleri üzerinden, okumanın nefes almayla eş değer olduğunu ele alarak çağımızı değerlendirmektedir. Miha Kovac'ı, iletişim kurma ve medyayı nasıl kullanma bağlamı, kitap okumanın mantığını sorgulamaya itmiştir. Teknolojik cihazlar, günümüzde artık vücudun bir parçası hükmünde. Bu durum, insana insanlığını da unutturup onun bir robot, bir makine olarak değerlendirilmesine neden olmuştur. Kitap okumak, bu robotlaşan insanlar için ağır bir iş olarak durmaktadır artık. Çünkü çağ tüketim çağı ve tüketim, her şeyde kendini göstermektedir. Bir Nedenler Zinciri Bilginin kısa ve çabuk, basit ve eğlenceli, kolay erişilebilir
Okumak Nefes AlmaktırMiha Kovač · Portakal Kitap · 2022199 okunma