Bu acı, ölüm değildi; bilincini kaybederken zihninde savrulan düşüncelerdi. Ölüm acı vermezdi. Bu yaşamdı; içindeki berbat tıkanma hissi, yaşamın ıstırabıydı.
“ Her an ölümle yüz yüze kalabilirim. Ama yaşayabildiğim sürece ölümü karşılamaya gitmem gerekmez. Bir gün ister istemez ölümle karşılaşacağım; bu önemli değil. Önemli olan benim yaşamamın veya ölümümün başkalarının yaşamını nasıl etkileyeceği....” diye düşünüyordu.