Çocuklara ibadet etmeyi öğretmeden önce ahlaklı olmayı öğretelim yoksa;
Çocuklarımız;
Namaz kılan bir hırsız
Oruç tutan bir sapık
Hacca giden bir yalancı
Kurban kesen bir tefeci
Şehadet getiren bir terörist olabilir.
Bir kasabanın en sessiz bakkalıydım ben.
Akşamları kepengi indirirken
elim hep gökyüzüne giderdi,
sanki biri eksik saymış yıldızları da
ben tamamlayacakmışım gibi.
Karıncalar basamakta acelesiz yürürdü burada.
Gölgeler,
duvarların nemli yüzeylerinde kendine sakin birer yer bulurdu.
Saksıdaki fesleğen,
pencerenin mermerinde
kendi sessiz krallığını kurardı gururla.
.
Sarı sabır sokak lambaları erkenden yanardı burada.
Kediler, motoru soğumuş arabaların kaputlarında
uykulu bir yuva kurardı kendilerine.
Çocuklar misketlerini unutup büyüdüler sonra.
Bir tek güneş aynı pencereleri öpmeye,
rüzgâr aynı mahallede oturmaya devam etti.
Ben denizi olmayan bir şehirde
martı sesi biriktirdim yıllarca.
Bazı özlemler böyledir çünkü:
gerçeği yoktur,
ama insan yine de yüreğinde taşır.
.
Ben bahçesi olmayan bir apartman balkonunda toprak kokusu biriktirdim yıllarca.
(Saksılarla yendim beton soğukluğunu.)
Bazı umutlar böyledir çünkü:
tohumu vardır toprağı yoktur,
Birisini sevmek yalnız güçlü bir duyguya kapılmak değildir; bir karardır, bir yargıdır, bir söz vermedir. Sevgi yalnızca duygudan oluşsaydı birbirini ölünceye dek sevmek için söz vermek gerekmezdi. Duygular gelip geçicidir. Eyleme yargı ve karar karışmamışsa duygunun ölünceye dek süreceğini nasıl bilebiliriz.
Bizim mahallenin insanlarıda arabalarıda bellidir. Hepsi yorgundur,emektardır,fakirlik kokarlar, boyaları dökülmüştür, saçları sakalları dağınıktır, iki elle tutarlar direksiyonu, direksiyon ekmek kapısıdır.
öyle ki açık açık yapılan soygunculuklar, yani kese, beygir, elbise çalmak gibi şeyler, makam-mevki sahibi insanların kanun yoluyla yaptıkları soygunculuklar yanında solda sıfır kaldı.