10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 20:57
MUHTEŞEMMMMM Erich Scheurmann ( 1878, - 1957) Alman yazar ve ressamdır. En çok Göğü Delen Adam adlı eseriyle tanınır. Eserin Yayın Tarihi: 1920 Kitap, Samoa yerlilerinin gözünden Batı uygarlığını eleştirir. Modern insanın: * Paraya aşırı önem vermesini, * Zamana köle olmasını, * Tüketim ve gösteriş peşinde koşmasını, * Doğadan uzaklaşmasını sorgular. Eser, insanın doğayla uyum içinde ve daha sade bir yaşam sürmesinin değerini vurgular. Samoalı bir kabile reisinin, Avrupalılar (“Papalagi” yani “göğü delen adam”) hakkındaki gözlemleri anlatılır. Reis, beyaz insanların yaşam biçimini dışarıdan bir gözle değerlendirir ve modern dünyanın tuhaflıklarını, çelişkilerini ve mutsuzluk kaynaklarını ortaya koyar.
Göğü Delen AdamErich Scheurmann · Ayrıntı Yayınları · 202017,2bin okunma
Puan vermedi·664 syf.·
2026 41. kitabı
Selamlar; Jared Diamond insanlık tarihinin gelişimine farklı bir gözle bakıyor. Okuyucuya sorduğu soruların başında bazı toplumlar gelişirken neden bazı toplumlar geride kaldı. Örneğin Amerikan yerlileri ok ve mızrak kullanırken neden Avrupalılar barut kullanacak kadar ilerlediler. Yazar toplumları şekillendiren teknolojik alt yapının yanında hastalıkların da insanlık tarihine etkisini sorgular. Başka bir dikkat çeken nokta ise insanların avcı-toplayıcılıktan nasıl yerleşik düzene geçtikleri, bazı bölgelerde hayvanların ve bitkilerin daha yoğun şekilde evcilleştirilirken bazı bölgeler bu konuda neden kısır kaldı. Ve tabii gerek insanların yerleşik düzene geçmesi gerekse bitki ve hayvanları evcilleştirmesinin yayılma hızı ve şekli kitabın sorduğu sorular arasında. Kitabı okurken tüm bu tezlerin bazılarına hak verecek belki bazılarını saçma bulacaksınız ama kitap bittiği zaman insanlık tarihine daha farklı bakacağınız kesin. Son olarak bir araştırma kitabı olsada kitap okurken yormayan ansiklopedi dilinden uzak okuyucuyu kendine bağlayan bir dille yazılmış. Kitapla kalın sağlıcakla kalın:)
Tüfek, Mikrop ve ÇelikJared Diamond · Pegasus Yayınları · 20189,5bin okunma
Reklam
Puan vermedi·352 syf.··
2026 67. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:30
Fransa'nın ilk resmi devr-i âlem seferi ve Louis - Antoine de Bougainville 1766 yılında Bougainville liderliğinde biri tedarikçi olmak üzere iki gemi ve her türden bilimsel ataştırmacıların da yer aldığı 400 kişilik mürettebatıyla Brest kentinden Atlas Okyanusu'na açılırlar. Hiç bir yere uğramadan İspanyollar ve Portekizliler tarafından paylaşılmış Güney Amerika'ya varırlar ama zamanlama kötüdür. Bölge siyasi karışıklıklar içindedir ve bu sebebten ekip Rio De Janeiro, Montevideo ve Buenos Aires arasında mekik dokumak durumunda kalırlar. Bu arada ilk görev olan Falkland Adaları ya da o zamanki adıyla Malvinas'ın İspanyollara teslimini de gerçekleştirilmiş olurlar. Bugün dahi İngiltere ile Arjantin arasında tartışma konusu olan bu ada grubu bu dönemde Fransızların elindeymiş ve başarısız bir kolonileştirme girişimleri de olmuş. Bu noktadan sonra asıl macera başlıyor çünkü bildiğimiz anlamda medeniyetin bittiği yerdeler. Avrupa'nın kıtada yerleşebildiği en güney üç Buenos Aires. Bu şehrin güneyi tam bir muamma. Ellerinde yalan yanlış ve fazlaca eksik haritalarla ve artık efsaneleşmiş kulaktan dolma bilgi kırıntılarıyla Atlas'tan Pasifik Okyanusu'na geçiş yapmak için Macellan boğazını bulmak ve o tehlikelerle dolu labirentte yollarını bulabilmeleri gerekiyor. Aylar süren bu bilinmezlerle dolu tehlikeli boğazı geçmeleri sürecinde pek çok yeni hayvan ve bitki türleri keşfediyorlar, çoğu coğrafi noktayı ilk defa gören Avrupalılar oluyorlar ve o anki ruh hallerine göre kendileri isimlendiriyorlar. Bu isimlendirme olayı Hollanda kontrolündeki Endonezya adalarının doğu ucuna varana kadar devam edecek. Ayrıca, kendi kanılarına göre, tüm dünyada yaşayan topluluklar arasında en sefil hayatı yaşayan , Patagon dedikleri yerli halklarla da bir tür iletişim kuruyorlar. Bu
Dünyanın Çevresinde YolculukLouis-Antoine de Bougainville · Yapı Kredi Yayınları · 200917 okunma
10/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 150. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 12:52
"BATISIZLIK" "Zorla çalıştırmak için köle almak çok eski bir uygulamaydı. Örneğin Umman Sultanlığı, Zanzibar ve Mombasa'da imparatorluğunu kurarken Doğu Afrika kıyılarından esirler aldı. Ancak Avrupalılar açık ara en acımasız ve sistematik köle tüccarlarıydı ve Amerika'da Avrupalılar tarafından işletilen plantasyonlar Afrikadan gelen köle işgücü olmadan kârlı olamazdı. Portekizliler ve İspanyollar 1500'lerin başlarında Batı Afrika'dan aldıkları köleleri Amerika'da çalıştırmak için gemilerle taşıyorlardı. İngilizler ve Hollandalılar da çok geçmeden bu tüyler ürpertici işe dâhil oldular. John Hawkins, 1562'de Batı Afrika'dan Karayipler'e kraliyet tarafından onaylanan ilk İngiliz köle misyonunu yönetti. Bir asır sonra, İngiltere'nin Kraliyet Afrika Şirketi, transatlantik köle ticaretinde önemli bir oyuncu olarak kendini kabul ettirdi. Batı Afrika, Avrupalıların yerleşmek için mücadele ettikleri, çoğu zaman hastalıklara yenik düştükleri ve Yeni Dünya kolonilerindeki kâr artırmak için sistematik olarak insansızlaştırdıkları topraklardı." Batı’nın yüzyıllardır kurduğu düzenin çatırdamaya başladığı bir çağdayız. Bir zamanlar dünyanın ekonomik, kültürel ve siyasi merkezini temsil eden Batı, artık aynı mutlak güce sahip değil. Ve belki de ilk kez, dünyanın geri kalanı bu değişimi sadece izlemiyor; doğrudan şekillendiriyor. “Batısızlık” kavramı burada devreye giriyor. Bu durum, Batı’nın gerilemesi, dünyanın geri kalanının yükselişi, sesini daha güçlü duyurması ve küresel dengelerin çok merkezli bir yapıya dönüşmesi demek. Uzun yıllardır alıştığımız “Batı merkezli dünya” fikri artık sorgulanıyor. Çünkü ekonomik güç Asya’ya kayıyor, nüfus dengeleri değişiyor, kültürel etkiler çeşitleniyor ve yeni aktörler sahneye çıkıyor. Bugün Çin’in ekonomik yükselişi, Hindistan’ın demografik
Edebiyat
BatısızlıkSamir Puri · Yeditepe Yayınevi · 20252 okunma
Batılı Bataklık
8/10
·88 syf.··
2026 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 00:58
"Şâtırzâde Şöhret Bey" Merhaba önceliklee. Sizlere Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın edebiyata ilk adımı olan Şık eserinden bahsetmek istiyorum. Kitap acemi eser olsa da bana kalırsa okuması çok keyifliydi. Konusu, Şöhret Bey yani namıdeğer Şık karakterimiz frenklere (avrupalılar) özenmektedir. Parası için onla birlikte olan metresinin onu nasıl kandırdığını , Şöhret Bey'in rezilliklerini ve sözde"Şık" olmaya çalışan Bey'imizin başından geçenleri okuyoruz. İlk kitap incelemem ve benim başarım Hüseyin Rahmi Bey'in ilk eseri gibi takdire şayan olmayabilir şimdiden affınıza sığınıyorum.
ŞıkHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20225,9bin okunma
1915 Tehciri: Devleti’nin Zorunlu Göç Politikası Değerlendirmesi
Puan vermedi·159 syf.··
2026 10. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2026 00:22
Sevk ve iskân kararının geçici olduğunu, Dünya Savaşı'nm bitiminden sonra, yani 18 Aralık 1918'de, Ermeniler için geri dönüş izninin verilmiş olması da ortaya koyuyor. "Savaş ve olağanüstü siyasi zaruret dolayısıyla başka böl­gelere nakilleri gerçekleştirilen Ermenilerin yerleştirilmele­ri, yiyecek ve diğer ihtiyaçlarının temini hakkında talimat­name. Gizlidir Madde 1- Nakli gereken halkın sevk edilmeleri, o bölge­deki devlet memurlarınca yerine getirilecektir. Madde 2- Nakledilecek Ermeniler, bütün kıymetli taşına­bilirlerini ve hayvanlarını birlikte götürebileceklerdir. Madde 3- İskân bölgelerine sevk edilen Ermenilerin, yol­culukları sırasında, can ve mallarının korunması, yiyecekle­rinin ve rahatlarının sağlanması, yolları üzerinde bulunan vilâyet görevlilerine aittir. Bu konudaki herhangi bir gecik­me ve ihmalden her kademedeki devlet görevlileri sorum­ludur. Madde 4- İskân bölgelerine varan Ermeniler, durum ve şartlara göre, ya bireysel olarak mevcut köy ve kasabalara eklenecek evlere veya hükümet tarafından belirlenecek köylere yerleştirileceklerdir. Yeni kurulacak köylerin sağlı­ğa zararlı olmayacak ve ziraat yapılabilecek yerlerde kurul­masına bilhassa dikkat edilecektir. Madde 5- İskân bölgelerinde, şayet köy kurulması için boş veya boşaltılmış devlet arazisi bulunamazsa, devlete ait çiftlik ve köyler bunun için tahsis edilecektir. Madde 6- Ermenilerin yerleştirilecekleri köyler ve kasa­balar ile yeniden kurulacak köylerin sınırlarının, Bağdat de­miryoluna yirmibeş kilometre uzakta bulunması şarttır. Madde 7- İlâve suretiyle köy ve kasabalara yerleştirilen Ermeniler ile yeni kurulan köyde iskân edilenlerin nüfus kayıtlarına esas olacak şekilde, her bir ailenin ismi, tanın­dıkları lakapları, hangi sanata sahip oldukları, iskân bölge­sine ne zaman geldikleri,
Sürgünden Soykırıma - Ermeni İddialarıYusuf Halaçoğlu · Babıali Kültür Yayıncılığı · 2006219 okunma
Reklam
Reklam