"Bu dünyayı, kuşkulu bir bakışla, bir tür cehennem olarak gören ve buna göre yalnızca, kendine ateş geçirmez bir oda bulmaya çalışan kişi çok daha az yanılır."
"Hiçbir servete sahip olmadan dünyaya gelmiş olmak aslında çok daha iyidir. Özellikle, soylu olmayan ama bazı yeteneklerle donatılmış birisinin bütünüyle yoksul olması kendisi için gerçek bir avantaj olacaktır. Çünkü bir kimsenin, salt eğlencede aradığı gibi, devlet hizmetinde daha da çok aradığı ve sevdiği şey, ötekilerin değersizliğidir. Ama yalnızca yoksul biri kendisinin bir bütün olarak, derin, kesin ve her yönden değersiz oluşuna ve hiçbir önemi ve değeri olmayışına, burada gereken ölçüde inanmış ve bunu kavramıştır. Bu yüzden, sadece o, yeterli sıklıkta ve süreklilikle eğilebilir ve yalnızca onun eğilmeleri tam 90 dereceyi bulurlar: Yalnızca o, kendisine her şeyin yapılmasına göz yumar ve buna sadece gülümser; yalnızca o, meziyetlerin bütünüyle değersiz olduğunu görür. "
"...dışarıdan az ya da çok bir şeye gereksinmeyen insan da en mutlu insandır; dışarıdan alınan pahalıya mal olur, bağımlılık yapar ve tehlike getirir, bıkkınlığa neden olur... Ötekilerden, dışarıdan, hiçbir bakımdan çok şey beklenilmemelidir. Bir kimsenin, başkaları için ne olabileceğinin, çok dar sınırları vardır: Sonunda herkes yine de yalnız başına kalır ve dahası, kimin yalnız olduğu da ayrıca tartışmalıdır. "
"İç dünyası zengin bir insan, her şeyden önce acı çekmemeye, kendini ihmal etmemeye, dinginliğe ve kendi başına kalmaya yönelecektir, yani sakin, alçakgönüllü ama olabildiğince engellenmemiş bir yaşam arayacaktır ve buna göre, sözümona insanlarla kimi tanışıklıklarından sonra, kendi köşesine çekilmişliği ve hatta, büyük bir kafaysa eğer, yalnızlığı seçecektir. Çünkü bir kimse kendinde ne çok şeye sahipse, dışarıdan o denli az şeye gereksinir ve ötekiler de o denli az onun olabilirler. "