Bi yerden başlamak gerek elbet ama hangi birini döküp hangi birini savuracağına karar veremezsin bazen. Öyle bi andayım..
En çok yandığım yerden mi başlamalıyım,
En çok kırıldığım yerden mi,
Ya da en çok neye üzüldüğümden mi?
Hangisinden başlarsam daha dik dururum?
Hangisini dökersem gerçeklerle bi tokat gibi yüzleşirim?
Nerden yanarsam kendime getirir beni yaşadıklarım.
Pardon bir de kursağımda kalanlar var onlardan mı başlamalıyım sence?
Öyle bir yerde öyle bi andayım ki nerden başlarsam başlayayım gerçek olan hiç bir şey değişmeyecek.
Hem fikiriz bu konuda.
Kalbimde yakıp kavuranlar akıllıca düşünmeme izin vermiyor.
Aklı başında değilim, olur ya incitirim olur ya yanarsın ben gibi affola.
Ya da sen nasıl istersen..
Kalmak için bu kadar mücadele ederken gönlüme söz geçirememişim aslında kalmamam gerektiğini.
Sen diye diye gözlerinin değmediği sabahları,geceyle değiştirmişim bilmeden.
Bile bile seni sevmediğim gibi bilememişim günden güne eriyip bittiğini.
Görmemiş ilk bakışta seni gören gözlerim gerçeği,
İşitmemiş kulağım sesinden başka sesi, sağır olmuşum senden başka tüm seslere.
Herkes bir şey demiş de duymamışım gibi sanki!
Söylememiş dilim sevgimden başka söz,
Unutmuş olanı biteni,
Acıtırım diye canım acır diye diye susturmuşum ne var ne yoksa.
Taaaa en başından bu güne hem kör hem sağır hem dilsiz olmuşum meğer.
Hakkını yiyemem ama iyi dayandın..
166 gün.
Tam 166 gün..
Geldiğimizi gittiğimizi gördüğümüzü görmediğimizi de hesaba katarsak 150 gün ha var ha yok..
Üstüne biraz düşündüm de 150 günde insan etten tırnaktan bir beden nasıl olur da ömrü boyunca yaşaması gereken her şeyi yaşayabilir diye..
Sorsalar mümkün değil derim, anlatsalar inanmam,bir yerde okusam kurmaca derim.
Şimdi kalkıp ben anlatsam gülerler.