Elif Gümüştaş

Elif Gümüştaş
@aygn_elf

Elif Gümüştaş

, bir kitap okudu
Puan vermedi·202 syf.·
5 günde okudu
·
2025 67. kitabı
Oğuz Atay
8/10 · 33,4bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bir kere çıktığınız eve geri döndüğünüz de artık orası sizin eviniz olmuyor. Size ait eşyalar, size ait hatıralar olsa da benim evim diyemiyorsunuz..
Hayat
8/10
·336 syf.··
2025 66. kitabı
Romain Gary, Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı romanına “Annemimi kölelikten kurtarmaya söz verdiğimde henüz çok küçüktüm,” diyerek başlar. Bu cümle, hem kitabın tonunu hem de ilerleyen sayfalarda karşımıza çıkacak anne–oğul ilişkisinin ne kadar sarsıcı ve derin olacağını sezdirir. Çünkü bu roman yalnızca bir hayat hikâyesi değildir; bir çocuğun annesine verdiği söze, bu sözün ağırlığına ve bir ömrü nasıl şekillendirdiğine dair içten bir tanıklıktır. Kitap biyografik özellikler taşır, fakat bunun ötesinde pek çok tema barındırır: Yoksulluk, umut, mücadele, hayal kırıklıkları ve en çok da anne sevgisinin sınır tanımayan gücü. Gary’nin annesi, oğlunun bir gün büyük bir yazar ve kahraman olacağına öyle inanır ki, bu inanç hem yıkıcı hem yaratıcı bir güç olarak romanın her satırına siner. Romain ise bu beklentilerin altında ezilmek yerine, onları bir görev gibi sırtlanır; “şafakta verilmiş” bu söz onun hayat pusulasına dönüşür. İkinci bölümdeki sahneler, özellikle de anne-oğul arasındaki bağlılığın kendini en çıplak haliyle gösterdiği anlar, okuru derinden sarsar. Çünkü bu hikâyede sevgi romantik ya da sakin değildir; çoğu zaman yorucu, zaman zaman acımasız ama her zaman gerçek ve tutkuludur. Anne ve oğul birbirlerine yalnızca sevgi değil, aynı zamanda umut, yük ve kader sunarlar. Ayrıca romanda Nino’ya karşı duyulan minnet duygusu da dikkat çeker. Romain’in annesinin Nino’ya bakışı; çaresizliğin içindeki zarafeti, teşekkür edememenin suçluluğunu ve insanın vicdanıyla arasındaki ince çizgiyi hissettirir. Son sayfalara gelindiğinde, tüm bu yaşanmışlıkların ardından geriye yalnızca bir anne ile bir oğlun hikâyesi kalmaz; aynı zamanda sözlerin, hayallerin ve fedakârlığın insan ruhunda nasıl iz bıraktığı kalır. Bu yüzden kitap sadece okunmaz, bir süre insanın içinde taşınır.
1000Kitap
Şafakta Verilmiş Sözüm VardıRomain Gary (Emile Ajar) · Sel Yayıncılık · 2020714 okunma
Ah Hamnet..
10/10
·293 syf.··
2025 64. kitabı
Latince öğretmeninin bir gün camdan dışarı bakarken, yumruğunda narin bir kuş taşıyan genç bir kızı görmesiyle başlar tanışıklık.. Bu kız Agnes’tir. Sessizliğin içinden geçip gelen bu sahne, ikisinin arasında yıllar sürecek derin ve kırılgan bağın ilk işaretidir. Agnes’in bakışlarında, doğaya ait ama insandan kaçmayan bir şey vardır; hem yabani hem de iyileştirici. Agnes’le tanıştıkça Latince öğretmeni, onun yalnızca farklı biri değil, dünyayı bambaşka bir yerden gören biri olduğunu fark eder. İnsanların ne düşüneceğini önemsemeyen, sezgileriyle yaşayan, ruhunun derinliklerinde kötülüğe yer açmayan bir kadındır Agnes. Onunla kurdukları bağ, sözcüklerden çok sessizliklere, bakışlara ve dokunuşların ucuna saklanmıştır. Hamnet romanı, aslında büyük ölçüde Agnes’in hikâyesine odaklanır. Hamnet’in hastalığı ve ardından gelen kayıp, yalnızca bir çocuğun ölümü değil; bir annenin kalbinin, yavaşça ve sessizce yerinden sökülüşüdür. Okur, özellikle bu bölümlerde gözyaşlarına hâkim olmakta zorlanır. Çünkü acı anlatılmaz; Agnes’in varlığıyla, nefesiyle, suskunluğu ile hissettirilir. Romanın sonunda geriye sadece bir anne ve bir kayıp kalmaz. Geriye uzun süre içten içe yankılanan bir soru kalır: Sevdiğimiz biri gittiğinde, onunla birlikte bizden ne kadar parça gider ve kalan parçalarla nasıl yaşanır?
Edebiyat
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,5bin okunma
Diyorum kendime; eve dönemezsin. Katlan buna- ellerinin arasındadır şimdi ev. Ama olsun esirgemez anne bakışı son bir teselliyi..
Alıntı