Gençlik, yüzünü adaletsizlikten yana çevirince vicdanın aynasından kendine bakmaktan korkar, olgunluk çağı ise kendini bu aynada görmüştür; hayatın bu iki salhası arasındaki
fark buradan gelir.
Utanca boğularak yetiştirilen kişi bu utancın verdiği
azabı duymamak için savunma mekanizmalan geliştirir. Bu savunma mekanizmaları sayesinde kişi içindeki boşluğu ve anlamsızlığı unutmaya, kendisi için daha az acı verici ayrı bir dünya yaratmaya çalışır. Bu savunma mekanizmalan inkâr, bastırma, çözülme, yön değiştirme, dönüşme, yansıtma, ket vurma, karşıt tepki oluşturma, duygusal yalıtım ve kendine zarar verici davranışlar
olarak gruplanır.
Utanca boğularak yetiştirilen kişiler ne kendilerini ne de başkalarını olduğu gibi kabul edemezler. Diğerleriyle ilişkilerinde sürekli
olarak bazı olumsuz karakter özellikleri gösterirler. Olumsuz karakter özelliklerinin belli başlıları şunlardır: Mükemmeliyetçilik; sürekli güçlenme ve denetlemeye yönelme; şiddetli öfke; kibir ve gurur; eleştirme ve suçlama; yargılayıcılık ve ahlaksallaştırma; hor
görme; koruması altına alma, sürekli yardım etme; başkalarına
sürekli hoş görünme ve sürekli başkalarını kıskanma.
Otorite haksız ya da haklı, akıllı ya da akılsız, ahlaklı ya da ahlaksız olabilir. Sağlıksız ailede üyelerden beklenen, otoriteye, koşulsuz
itaattir. İtaat kendi başına bir meziyet olarak kabul edilir.
— İçinizdeki güç canlandığı zaman, derdi, çevrenizdeki hayat da yeni bir anlam kazanacak, şimdi görmediğiniz
şeyleri görecek, işitmediğiniz şeyleri işiteceksiniz:
Sinirleriniz birer tel gibi ses verecek, dünyaların müziğini duyacaksınız,
otların büyüdüğünü işiteceksiniz.
Bekleyin, acele etmeyin, bir gün kendiliğinden olacak bu