sd

Canımı korkunç bir kasırgayla tutuşmuş gibi yakan bu kızıl gömlek sırtımdan çıktığı gün, o aziz dünyanın izleri kafamdan silindiği gün, onlar hakikaten ölecek, bana hayal gelen köyün küçük mezarlığı sevgilileri gömülmüş birer toprak mezar olacak, nasıl olur?
Sayfa 173·Kitabı okudu
Zannediyorum ki kafamın içini açtıkları gün kalbime de bakacaklar, kalbimin sırrını da okuyacaklar; sonra bu imansız insanlar ''divane genç'' diyecekler. Kafamı, kalbimi altüst edecekler. İçindeki sevgili dünya, içindeki azap ve gözyaşı dünyası, ateş ve aşk dünyası silinecek. Sonra benden ne kalacak? İki zavallı kol ve güdük bir gövde. Belki arkamdaki ateşten gömleği de çıkaracaklar, o zaman etrafımdaki hakiki adem olacak.
Sayfa 187·Kitabı okudu
Sabahleyin sokak İngiliz üniformalı askerlerle doldu. Karşıdaki eski türbenin içinde ve harap tekkede, sokakların kaldırımları altında bomba arıyorlardı. İngiliz azametinin, haşmetli silahlarının, donanmasının korktuğu bu korktuğu silahsız ve mağlup Türk milleti ne korkunç ve büyük milletmiş!
Sayfa 66·Kitabı okudu
''İngilizler aflarını talep edenlere versinler mösyö, affı zalimler değil, mazlumlar verir. Çanakkale'de dövüşürken ne asi ne esirdik. Namuslu bir millet gibi dövüştük, öldük, öldürdük. Ne zamandan beri ve hangi milletle harp edilir de mağlup olduğu zaman ona katil denilir?''
Sayfa 48·Kitabı okudu
Ah, beyaz ve güzel memleketim! Bu meydanda birçok imparatorlar ve imparatoriçeler en mutantan (görkemli) alaylar, yarışlar, resmigeçitlerle geçtiler. Fakat bu beyaz ve ezeli meydanı bütün bir milletin gözyaşıyla hiçbir mutantan alay, hiçbir Bizans ve Osmanlı ihtişamı takdis etmedi. Yeni Türkiye'yi doğuran esrarlı ve ilahi ruh mu bu merasimi bu millete öğretti?
Sayfa 42·Kitabı okudu